24 Ekim 2011 Pazartesi

İyi değilim.
Son bir haftadır olanlar, üstüne dünkü deprem.
Ne şehitler arasında tanıdığım var ne Van'da.
Ama sosyal medyada saçma sapan şeyler yazanlar vardı. Görünce insanlığımdan utandım.
Terör yanlısı ya da sempatizanı değilim. Van Belediye Başkanının günler önce yaptığı şeyi de bilmiyordum. İlgilenmiyorum. Ama orada insanlar kötü halde, insanlar ölüyor. Bunu göre göre hala daha "oh olsun, ölsünler gebersinler." yazanlar var. Size neyin kafasını yaşıyorsunuz diye soramıyorum bile. Siz belki farkında değilsiniz ama insanlığınızı bi yer öldürmüş, gömmüşsünüz ve acıdır ki farkında bile değilsiniz.

Utanıyorum.
Sizinle aynı ortamda soluk aldığım için. Sizinle aynı dili konuştuğum için, ve bir çoğunuzla aynı şeye inandığım için.


---

Kim bunu diyen insanlar derseniz bu link yardımcı olur : tıktık.

Ayrıca depremle ilgili her türlü yardım, bilgi, destek için : http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com/





20 Eylül 2011 Salı

ibretlik paylaşımlar - 4





BUZDOLABINDA KOT PANTOLONUN NE İŞİ VAR AĞA !
Diyeceklerim bu kadar. Esenlikler dilerim.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Tribün.

Bu akşam 35bin küsurlu stadyumda devre arasında aldı beni bir düşünce.

Lan dedim ben iyi arkadaş olmayı beceremiyorum galiba. Baksana yani yoksa bir insan sana bu mesajı atmaz ki.

Şu hayatta emin olduğum şeyler var sadece. En çok emin olduğum şey ise, tek zararımın kendime olduğu. İstediğim planladığım her şeyi yapabilecek zekam ve gücüm varken kendime kullanmıyorum. Hep bir erteleme hep bir uyuşukluk hali. Alıştım da bu halime artık silkelenmiyorum. Ama etrafımdakiler söz konusu olunca kafamda bir sürü plan program. “onu nasıl mutlu edebilirimle ?” başlıyor ilk cümle. Sonrasında ise satrançtaki gibi sonraki hamleyi değil bir kaç hamle ilerisini düşünmeye çalışırım. Çünkü ben eğer birisi için bir şey yapacaksam bu düzgün olmalı. Ya tam yaparım ya hiç yapmam. Yarım yamalak işleri sevmem.

Ama insanın hayatında tek bir insan yok. En azından benim hayatımda tek bir insan yok. Sorunu olmayan tek bir insan yok desem daha doğru olacak. O yüzden kendimi doğru parçalara bölemiyorum sanırım. Bir kaç kişi ile aynı anda ilgilenemiyorum. Birine odaklanınca diğerlerini unutabiliyorum. O yüzden benden bir psikolog bir psikiyatr olmaz mesela. Birden fazla sorunla ilgilenince cidden beynim uyuşuyor.

Ben kimsenin iyi arkadaşı olmayı beceremiyorum lan.

Yapabileceğim ve yapamayacağım şeylerin ayrımını iyi biliyorum en azından. Bu da bi yeti olmalı.

En büyük hatayı belki de ben yaptım. Bu kadar duyarlı olarak. Belki biraz bencil olmalıydım. Bilmiyorum…

29 Ağustos 2011 Pazartesi

ibretlik paylaşımlar - 3

Abi sen ne yapıyorsun ya ? dedim.
Bunları da gördüm ya artık Türk televizyonlarında beni hiç bir şey şaşırtmaz lan, valla.
sodfkjgkdnfkgndf




Uzun uzadıya ne yazılır ki lan buna ?
İbretlik paylaşım yeminle.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

sevgili günlük vol.9 geçen hafta babam gidince

Geçen hafta çarşamba babam bir süpriz yaparak, önemli toplantılarının bittiğini ve anneme süpriz yapmak için Sinop'a gideceğini söyledi ve çarşamba akşam otobüsüyle gitti.

Son 3 yazdır ağustos ayında 15-20 gün evde tek kaldığım için evi ve beni sağlam bulduğu için gözünün arkada kalmayacağını söyledi.
Tabii ki ev sağlam kalır evde kaldığım olmuyor çünkü. fıohgıfgjfgolıjdg

Evde tek kalmayı fırsat bile ben hemen kendimi sokaklara attım.
Hafta içi pandam çalıştığı için önümüzdeki hafta iş seyahati için Ankara'ya sonrasında bayram için Samsun'a gideceği için hemen hemen her akşamı birlikte geçirelim dedik.
Çarşamba akşam Maçka.
Perşembe meleğimin doğum günü.
Önce Fransız Sokağı sonra Asmalı derken Asmalı'nın bu hali herkes gibi benim de içimi acıttı. Issızdı lan. Sokarım böyle karara. Neyse.
Cuma ise beklenen gün.
HAFTA SONU HAFTA SONU !!!

Cuma günü pandam işteyken ben evde harıl harıl yemek yaptım : Hünkar beğendi.
En alengirli en güzel yapabildiğim yemeklerden bir tanesi. Pandam isteyince kolları sıvadım.
Bir de süpriz olarak kurabiye yaptım.
Hepsi süper oldu. Pandam pek beğendi.

Cumartesi uykuyu biraz abartınca kahvaltı yapmamız 4ü buldu tabi.
Sonrasında muhabbet, biraz dizi, bolca kahkaha derken akşam Ortaköy.
Ortaköy her zamanki gibi kalabalık. Hafta sonu ve yaz sıcağının etkisiyle daha da kalabalık !
Trafik desen hep aynı hep aynı.
Ama olsun yanımda o varken hiç biri sorun değil ki.

Pazar güne biraz daha erken başlamaca.
Önce nereye gideceğimizi söylememece süpriz yapmaca.
Akşama Kalamış.
Tabii ki Galatasaray Tesisleri.
Sülale muhabbeti.
Bunda bile ailelerimizdeki benzerlikleri bulma, gülme.
Gece eve dönüşte bindiğimiz taksinin köprüde kalması. Taksiyi itmesi benim panik olmam, taksici abinin "abla sen de amma korktun yea" diyip gülmesi, benimkisinin, " o biraz evhamlıdır." diyip sırıtması.
Ağzını yüzünü ısırırım senin ulan !

Sonrasında bugün.
Ben hala daha günler nasıl bu kadar çabuk geçti anlamış değilken kozmosa ne kadar teşekkür etsem az.
Nazar değer korkusuyla şuraya yazdıklarım okuyanlara sıradan gelebilir ama o kadar güzel ki o kadar benim içimde ki.
İnsanların ilişkileri arasında kıyaslama yapmasına delice kızan ben bu sefer bir şeylerin harbiden farklı olduğunun bilincindeyim.

- Bu yaşlar hep böyledir bik bik bik.
- Ay hep bütün ilişkiler insana öyle gelir gev gev gev.
- Bütün erkekler aynıdır vs. vs.

gibi salak söylemlerinizi lütfen bi tarafınıza sokun.
Tutarsız ilişkileriniz ve her adama aynı komplike sevişleriniz size kalsın.



Neyse.
Bu da böyle bir yazı olsun.
Hafta başlangıcı böyle olsun.