gece saçmalamaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gece saçmalamaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2013 Pazar

"Şimdi Samsun'da olmak vardı." diye iç geçirdiğim gecenin şu saatinde haziran ayının nasıl bu kadar hızlı geçip gittiğini anlamayanlardanım. İlk defa bir ay bu kadar çabuk geçti. Haziran sanırım ilk defa bu kadar uğursuzdu.
Sana anlatacak tabii ki çok şey var ama şu uğursuz ay tamamen bitsin istiyorum. Sonrasında gelir her zamanki gibi saçmalarım. Ben gelene kadar sen kendine iyi bak.


ps. 27! (:

8 Ekim 2012 Pazartesi

gece saçmalamaları

Hani siz bana sinirlisin falan diyorsunuz ya haklısınız yani hiçbir zaman aksini iddia etmedim.
Ama sizin bilmediğiniz bir şey var. Ben bu hayatta en çok kendime kızıyorum, en çok kendime sinirleniyorum. Bütün hata lükslerimi bitirmişim gibi, hata yapma şansım yokmuş gibi ama sürekli hata yapıyormuşum gibi geçip gidiyor zaman.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Tribün.

Bu akşam 35bin küsurlu stadyumda devre arasında aldı beni bir düşünce.

Lan dedim ben iyi arkadaş olmayı beceremiyorum galiba. Baksana yani yoksa bir insan sana bu mesajı atmaz ki.

Şu hayatta emin olduğum şeyler var sadece. En çok emin olduğum şey ise, tek zararımın kendime olduğu. İstediğim planladığım her şeyi yapabilecek zekam ve gücüm varken kendime kullanmıyorum. Hep bir erteleme hep bir uyuşukluk hali. Alıştım da bu halime artık silkelenmiyorum. Ama etrafımdakiler söz konusu olunca kafamda bir sürü plan program. “onu nasıl mutlu edebilirimle ?” başlıyor ilk cümle. Sonrasında ise satrançtaki gibi sonraki hamleyi değil bir kaç hamle ilerisini düşünmeye çalışırım. Çünkü ben eğer birisi için bir şey yapacaksam bu düzgün olmalı. Ya tam yaparım ya hiç yapmam. Yarım yamalak işleri sevmem.

Ama insanın hayatında tek bir insan yok. En azından benim hayatımda tek bir insan yok. Sorunu olmayan tek bir insan yok desem daha doğru olacak. O yüzden kendimi doğru parçalara bölemiyorum sanırım. Bir kaç kişi ile aynı anda ilgilenemiyorum. Birine odaklanınca diğerlerini unutabiliyorum. O yüzden benden bir psikolog bir psikiyatr olmaz mesela. Birden fazla sorunla ilgilenince cidden beynim uyuşuyor.

Ben kimsenin iyi arkadaşı olmayı beceremiyorum lan.

Yapabileceğim ve yapamayacağım şeylerin ayrımını iyi biliyorum en azından. Bu da bi yeti olmalı.

En büyük hatayı belki de ben yaptım. Bu kadar duyarlı olarak. Belki biraz bencil olmalıydım. Bilmiyorum…

22 Mayıs 2011 Pazar

Sırf üşengeçliğimden dolayı yazmıyorum.
Yoksa hala yaşıyorum.
Merak edenlere duyurulur.
^^,

23 Mart 2011 Çarşamba

Evde mi kaldım lan ben ?!

Bu akşam iş çıkışı eve geldiğimde bi çılgınlık yapıp üst kat babaannemlere çıktım.
Çılgınlık diyince ne yapacağımı sandınız ?
Bu akşamın en çılgınlığı bu olabilirdi zira bugün ofisteyken tintintin yürüdüğüm topukluları çıkartmayıp eve gidene kadar onlarla yürüdüm ayaklarım ölüme ağrıdı.
Neyse.
Çayımdan aldığım ilk yudumla halamın şu cümlesiyle irkildim :
-Sed sana kısmet var.
LAN !?
Nasıl ya derken.
Komiklikler geliyor şimdi.
Zamanında halama aşık olan bi amcanın - ne diim adama şimdi bilemedim- 2 adet oğlundan benim yaşıtım olanıyla makara yaparken benim muhabbetimin dönmesi üzerine halamın beni övmesi en sonunda hepsinin beni merak etmesi üzerine olaylar gelişir.
Halamın çocuğu anlatan her cümlesinden sonra bir es verip yeni cümleye başlangıcı şöyle oldu :
Ama Sed bi gör bir karizmatik.
dlgkdşgkdşlhkfdğhil
Esmer uzunca ay bi de zeki bir de yakışıklı o da yeni mezun.
Ama Sed bi gör bi karizmatik !

İstemiyorum be manyak mısın.
Görücü usulü o ne öyle ?
Anlatamıyorum hatuna. Hayır huyu da değildir neden öyle yaptı anlamadım.

Konuyu en sonunda, bebeğim karizmatik olanlardan bi halt olmuyor son deneyimlerim bu yönde birazda normal olanları denicem dedim. Sustu.




21 Nisan 2010 Çarşamba

rezillik.

En güzel, en süper, en en en iyi not beklediğin sınavdan 40 alıp oturmak ?
Kötü geçtiğini söylediğim sınavlardan 10 alırsam şaşırmam sanırım.
Yukardaki sonunda belamı verdi bence.
Aferin bana...

30 Mart 2010 Salı

saat 5

-Sabahın 5i olmuş benim diziydi animeydi damarım tuttu ki sorma gitsin. Ne zaman vize ya da final haftasına sayılı günler kalıyor benim canım bunları aşeriyor. Sorumsuzluk abidesi oldum yeminle dersler konusunda ona şaşırıyorum.

-Planlarımın arasında pazar günkü derbi hakkında yazı yazmak vardı ama hava şartları evden çıkmaya müsait olmayınca ve evde digitürk olmayınca elimde patladı. En ufak şakayı kaldıracak halim zaten kalmadı.

-Şu kontörden kuruşa geçiş olayı var ya fena götümüzde patlayacak. Biz ki değişimlere açık bir toplum değiliz. Bakınız Türk lirasından 6 sıfır atma olayına.

-Kesin bir karar aldım, bu hafta eve gidince laptopu evde bırakıcam. Bu böyle gitmez.

-Son olarak, bir çok kişi biliyordur ama ben de yazayım ; http://bubirsakadegildir.com/ desteklerinizi esirgemeyin.

iyi sabahlar. ^^

4 Mart 2010 Perşembe

günlük baaabında. (:

Bundan nerden baksam 1 ay önce falandı kuzenim bir arkadaşından THY'nın "kabin amiri" başvurularının başladığını duymuş ve direkt bana söyledi. Ya bilmem ki ben yapamam ki derken kendimi havayollarının sitesinde başvururken buldum. 4 Mart tarihine randevu aldım.
Mülakatı bu kadar ciddiye aldığımı anlamam dün gece saat 10 buçuk sıralarında nöbetçi ezcanelerde saç boyası ararkenki vakitlere denk gelir.
Elimde renk kartelası bu mu bu mu derken,
"bu koyu kahve ne kadar kahve ?! " diye uçubik cümleler kurarken boyayı alıp kuzenime gidip saçımı boyadığımda bu mülakat işi için gözümün ne kadar döndüğünü ve saçlarımdaki pembelerden sadece ufacık bir tutamını saklarken "ulan ya olursa ?" diye düşünüp duruyordum.
Saçlarımı yıkadığımda beklediğimden daha koyu bir kahve hatta siyah olmasından sonra şok olduğum ve banyoda çığlık attığım doğrudur.
Ulan manyak gibi saçımı 5-6 sefer sampuanladım, boya akar diye. ( umutsuz vaka )
Saçımı boyamamdaki asıl amaç saç uçlarımdaki açık kahve ve sarımsıya yakın yerlerdi.
Sabah uyandığımda uyanıp da saçlarımı öyle bulunca " hassiktirrr rüya değilmiş lan ! " diyip kendimi kuaföre attım. Saç, baş, kaş derken saçlarım için bişiler yapabilir mi diye kuaföre sorduğumda 1 ay beklemem gerektiğini söyledi.
Ordan çıktım eve gittim hazırlandım Levent'ten Yeşilköy havaalanına gittim !
3saate yakın süren ve "olumsuz" sonuçlanan mülakatımdan pek bişey bahsetmek istemiyorum. Ama cidden torpilin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış olduk !
( THY'nın hosteslik başvurusuna gidicek olanlar varsa tiyolar verebilirim, bilgilerinize. (: )
Olumsuz sonuçlandığını öğrendikten sonra havaalanında öyle iş imkanları buldum ve başvurdum ki, okulumun bittiği an gelmemi söyleyen yerler buldum. Hani derler ya, Allah bi kapıyı kapattıktan sonra başk bi kapıyı açarmış, valla öyle lan. (:
Okul şu bu var daha önümde. Bugün hiç düşünmeyeceğim şeyler düşündüm eve gelene kadar. Şöyle mi yapsam acaba cidden iyi olur mu bilmem ne derken eve geldim.
Eve geldiğimde babamın ve anneannemin iyi ki olmamış tepkileri annemin de boşver kızım takma diye telkin etmesinden sonra üstümdeki anlam veremediğim yük kalktı ya nasıl mutluyum nasıl mutluyum. (:


baba : Seda senin saçında bişey var çözemiyorum. Aaa boyatmışsın.
ben : baba sakin nolur gözüm zaten alışmadı.
baba : çok güzel olmuş.

Tepkisinden en çk korktuğum insanın böyle demesi.
Seviyorum seni.

Biraz günlük biraz saçmalama modunda yazdım iyi de geldi böyle yazmak. Eskisi gibi günlük mü yazsam.

İyi geceler ^^,

8 Şubat 2010 Pazartesi

Bıktım vol.bilmem kaç

İnsanlara birşeyler anlatmaktan,
etrafımdaki insanların yanlarındaki kımıl zararlısı yalakalara sırf kalpleri kırılmasın diye tahammül etmekten,
yanlış anlaşılmaktan,
sömestrımın bombok geçmesinden,
annemle aramızdaki gereksiz gerginlikten,
"ben" merkezli insanlardan,
dikkat çekmeye çalışan insanlardan,
abarttanlardan,
tek dertli kendisinin olduğunu sananlardan,
ukalalardan,
salaklardan

BIKTIM !

9 Temmuz 2009 Perşembe

Bir garip iç hesaplaşma.

Bu akşam h.i.m.y.m'ın 4. sezonunu bitircektim.
Bitirdim mi ?
Hayır.
Ondan önce kitap okuyacaktım.
Okudum mu ?
Hayır.
Staj dosyam için aldığım evrakları incelicektim mi.
Peki bunu yaptım mı ?
Şaka mı yapıyorsunuz, tabii ki onu da yapmadım.!
Hayır tamam insan en azından birini yapar. Birini akşamına ayırır ben onu bile yapmadım. Çünkü pek sevgili arkadaşım Özge'yle sokakta (!) oturup muhabbet etmek ne alakaysa çok daha zevkli geldi.

Hayatımın şu evresine kadar sokakta kapımızın önünde yakın bir arkadaşımla teenagerlar gibi oturup elimde dondurmayla hem de saat 10 buçuk 11 sularında takılmamıştım.
Pişman mıyım ?
Esasında pişman değilim. İlginç bi deneyimdi yaşadık geçti gitti.
Kendime kızma sebebim bu kadar işim gücüm, ilgilenmem gereken sevgilim hadi hadi hepsini geçtim kendimce yaptığım planlarım varken kaç gündür her seferinde bir plan aksatma bir uyum sağlayamama yaşıyorum.
Sonuç ne olacak bilemiyorum ama sevgili blog yumurta kapıya dayanana kadar böyle devam etmez umarım.