ben bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2013 Salı

Ben bugün. -10

Nbr?
Onca zamandır buluşmadığın, lisede en çok güldüğün eğlendiğin arkadaşlarından birinin "hadi kalk, buluşuyoruz." cümlesi kadar insanı neşelendiren bir şey yok be olm.
Keşke yarın iş olmasaydı da daha da çok muhabbet edebilseydik serzenişi bile güzel.
Sen onu bilmiyorsun şu şöyle bu böyle hararetli konuşmalardan sonra kalkıp eve gelmek kötü de... Neyse.
Şu ara en çok ihtiyacım olan pozitif enerji de topladım bu sayede.
Enerjisinin güzelliğine hayran kaldığım insanlarla daha sık buluşmam lazım, sen de öyle yap bu da buraya not olsun.

Öpüyorum gıdından.


Ps. Günü onun sesini duyarak kapatıyorum. Hadi iyi geceler.

13 Mart 2013 Çarşamba

Kişisel blog yazmanın kötülüğü hayatına uzaktan bakmak zorunda olan fesat insanların olumsuz bir şey yazdığında sevinmelerini, sevinmeleri yetmediği zevkten sayılamayacak kadar bol köşelere sahip olmaları.

Nbr?
Gene sana anlatmaları aksattım gibi lanet olsun özel sektöre işte.
Neyse.
Mutsuzum ama bunu buraya uzun uzun yazmaya gerçekten halim yok, belki başka zaman. Bilmiyorum.
Mutsuzluktan ölünmediğini bir kez daha deneyimledikten sonra tedavi şekli olarak Türkçe popa sarmakla hata ettiğimi düşünüyorum.
dgfndlgndlkgn
Ben iyi değilim beni buradan al.

Öptüm. Gene gelirim.

19 Şubat 2013 Salı

Ben bugün. -9 -İlk2.

Kozmoslarda onu ilk gördüğüm andan saniyeler sonra bana sarılmasının üstünden bugün tam 2 yıl geçti.
O soğukta hem bir yandan şaşkınlık hem de heyecanla kendimizi Starbucks'a atarken aklımda hep "bir sonraki görüşme ne zaman olur ki acaba, ya bir daha görüşmek istemezse?" cümlesi geçerken kahveler alınmış yerimize oturmuştuk bile.
Yakın zamanda sanırım twitter'da okumuştum "sevdiğim insanlara kahve içirip 40yıl kitleyesim var."  Bu da bir nevi öyleydi sanırım. 4 saatin 4dakika kadar kısacık geçtiği süre zarfı içerisinde hayatımın kitabı dediğim Görünmez Canavarlar , temize geçtiğim Fransızca notlarımı ve izlemesini istediğim birkaç diziyi ona vermiştim.
Çok çılgın duygular eşliğinde ortamı terk ederken kim bilir bir daha ne zaman görürüm diye üzülüp eve gidene kadar somurtup 4 gün sonra aslında çok da kel alaka olmayan bir yerde "tesadüf eseri" karşılaşınca kozmosun benden yana olduğunu anlamıştım.
:)

Sonrası zaten bildiğin konular be yavrucum.
Ben bugün hafızım yanımda olmadan gene aynı Starbucks'ta o günde içtiğim kahveyle ama farklı masada yanımda Aylinimle ilk ikinci yılımızı kutladım.

Mayısa çok var diye söylenip huzurlarından çekiliyorum.
İyi geceler.

15 Şubat 2013 Cuma

Göksel beni ağlatıyor, üstüme gelmeyin.

Babet dediğimiz ayakkabı çeşidinin aslında rahat olması ve insanı yormaması lazım di mi?  Ama ben ne zaman babet alsam ilk zamanlar öldürmekten beter eder. Ayak parmaklarım acı çekiyor ama ben gene de üşenmeyip sana bunları yazıyorum.

Nbr?
Uyumadıysan anlatacaklarım var sana.

Hafta başı Didem'in "14 Şubatta The Edition Otel'de Göksel'in konseri var. TTnet üzerinden online konser yayını olacak. Sadece TTNet çalışanlarına özel etkinlik, bizim ajansa da birkaç tane davetiye geldi. Birlikte gidelim mi?" diyince ben tabii ki balıklama atladım.
Göksel'i severim. Özellikle yolculuk esnasında dinlemeye bayılırım. Ama hafız askere gittiğinden beri olabildiğince slow şarkılar dinlemeyi bıraktım. Hak verirsin ki o tarz şarkılar benim gibi sulu göz bir insanı -evet sandığın kadar ketum biri değilim, şarkı dinleyip de ağlayabiliyorum.- yerle bir ediyor ve Göksel çok güzel acıklı aşk şarkıları yazıyor. Hatta Göksel'n hareketli olan şarkılarını pek sevmem ben.
Neyse.
Konser günü yaklaştıkça kızları "Ben ne giyeceğim ya?" diye darladım tabi. Didem bana, "dolabında bir sürü kıyafet vardı bebek senin ya." derken ben, "evet var hepsinin de farklı bir konsepti var Göksel'in konserlik hiçbir şey yok." diye saçmalarken akşam işten çıkıp koşarcasına eve geldim ve evdekilerle yaptığım dev anket sonucu bu seneki doğum günümde giydiğim kırmızı elbise ipi göğüsledi. -oha amk ne uzun cümle oldu.-
Kıyafet, saç, makyaj hazırlanıp evden sadece 5dk uzaklıktaki otelin orada Didem'le buluştuk. Yanında işten arkadaşı Ahmet'te vardı. Sağ olsun çocuk ilgilendi bizle.
İçeri girdik billionaire club kısmına geçtik. Yalnız çok hoş bir yer ben ilk defa gittim. Bir daha da gitmem herhalde. dfgkjkdfgnmdkfmg
Hmmm ne tarafa geçsek kimseleri de tanımıyoruz ee bari şuraya doğru ilerleyelim derken kendimizi sahneyle 1.5 adım mesafe uzaklıkta bulduk. Atlasam sahnede olacağım. Öyle yakınız. 
Check-in'lerimizi olup twitter hashtag'yle twitler attık.
Yalnız Kuş'u söylerse aklında ben olayım demişti hafızım. (Sanki aklımdan çıktığında var da. :) )
Göksel sahneye çıktığında dikkatimi ilk elleri çekti. (Oysa ki herkes memelerine bakıyordu kadının! kldfgdkfjgnbdjkg) Ne kadar minik ne kadar zarif elleri var. :)
Geçtiğimiz aylarda hafız daha askere gitmeden benim çok sevdiğim mekan olan Kiki'de görmüştüm Göksel'i. Yanımızdan geçip giderken kocaman gülümsemişti. İçimden yanaklarını kocaman ısırmak gelmişti!
Aynı şeyi bugün de yaşadım ya nasıl bir sapıksam artık. (:
Kendi telefonumdan çektiğim kötü çıkmış o yüden Didem'n twittera yüklediğini çaldım. (:
Eski yeni karışık repertuvarı vardı bu akşam için. Sakin şarkılarda kendimi zor tuttum ama Rüzgar şarkısında gözlerimin daha da dolduğunun farkındaydım. Etrafa ümitsizce bakıp peçete bakınıyordum. Şarkının bitimine doğru Göksel'le göz göze geldik. Çok ciddiyim! "Ağlama :( " dercesine baktı. "Ya rezil oldum kadına ühühühühü." diyip daha da bir üzüldüm. Ama o an bana bakması falan ay sana anlatamam. Didem'e döndüm, "bana baktı göz göze geldi gördün di mi!!" dedim. Öyle salak haldeyim ki. Zaten kadınla aramızdaki mesafe ne ki. :)
Umarım benim o şebelek hallerim TTnet'in online yayınında milletle paylaşılmamıştır ya. dngkdjgndkjng.
Kamera zaten vızıl vızıl tepemizde bir orayı bir burayı çekti.
Didem bir ara çok güzel oynadı umarım onu çekmişlerdir. (:

Ha bir de konserin ortasında garson arkadaş önümüze bir minik masa (stand mı diyorlar bunlara gece hayatında? ) getirdi biz noluyor falan derken baktım hoop arkadan 2 kız sonra da onların arkadaşları 2 erkek geldi. Biz bi sinir olduk tabi. Tamam gene öndeyiz ama yani milletçe ne meraklıyız bu tarz şeylere. Zaten gelmişsin firmanın beleş etkinliğine bari görgüsüzlüğünü ortaya çıkarma. Bir ara cidden sinir oldum sürekli çarpıyor falan hareket ederken. Hemen hemen herkes gayet şık gelmiş bu 2 ABLACIM gayet paçozlardı "canım zaten göz zevkimin içine sıçtınız bari az yavaş hareket edin." diyecektim de gene salon kadını çizgimden ödün vermek istemedim. ldkfgndlfkngdlgndlkgndlkfng

Neyse çemkirme faslımı da bitirdiğime göre sana gecenin şarkısı rüzgar ile veda ediyorum.
Hadi ben yattara.
iyi geceler.

16 Ocak 2013 Çarşamba

Ben bugün.... -8

Nbr?
Tam istediğim düzeni oturttum buraya düzenli yazıyorum derken ipin ucu kaçıyor gibi geldi müdahale etmek istedim.
Mevsimsel midir yoksa işten güçten midir nedir bilmiyorum ama 24 saat resmen yetmiyor. Uyan, hazırlan, işe git, işten çık, derse git, eve gel, yemek ye, 1bölüm dizi izlemeye çalış, ertesi gün giyeceklerini hazırla, uyu. Bu ne lan?!
Hayır ben önceden de böyle süreçler geçirdim de hiç böyle olmadı yani. Sence mevsimsel midir?
Saat 11e yaklaştığı an uyku bastırıyor. Tavuk oldum resmen.
2012 çok kitapsız geçmişti 2013'ün en başından itibaren eskisi gibi kitaplarımla sevişeceğim derken yok arkadaş o da olmadı.
Sadece dizi izleme olayında bir yükseliş gösterdim o da tekrar geriledi.
Bu arada birkaç yazı önce bahsetmiştim ya hangi diziyi izliim ne izliim diye. Orada paylaştığım Girls dizisinin 1.sezonunu bitirdim. 2.sezonda -yanılmıyorsam- dün başladı. Diziyle ilgili aslında ufak bir post yazmayı istedim diziyle aramda aşk ve nefret oluştu. Şöyledir ki evet dizi çok doğal, çok olağan, tam bizim yaşlarımızdakilerin yaşayabileceği durumlar ama diziyi yazan hatunun aynı zamanda baş rolü oynaması bana biraz itici geldi. Hani o hanım kızımız yazmasa "Oha lan anca bu kadar olur bu hatun bu role cuk oturmuş!" derdim ama. Ay neyse işte be paşam.
Konumuz dizi değildi, konumuz bendim. Sana yazamayışlarımdı.

Doğum günüme şurada sayılı günler kalmış ne bir planım ne başka bir şey var.
Resmen bir çökmüşlük var üstümde.
Mevsimseldir di mi lan?

Yeni kitaba başlama heyecanıyla gidiyorum.
Öperim!

9 Ocak 2013 Çarşamba

Ben bugün.... -7

Of!
Gene düzensiz yazıyorum di mi?
Ama 24 saat yetmiyormuş gibi geliyor şu ara.
Her gün  yeni bir şeyler öğrendiğim bir süreçten geçiyorum. Umarım sonucu güzel olur bekleyelim de görelim.

Bugün düşmeden ulaşabildiğim ehliyet kursumun ilk yardım sınavına girip vay arkadaş sorular bunlar mı ilkokul 3 trafik dersindekiyle aynı tepkisini verdiğimde önümde oturan evhanımı abla bayağı bozuldu.
Derslere gelmiyorsun yap da görelim şeklinde cümlesine karşılık sınav bittikten sonra 2yanlışlı kağıdı eline verdim tabii.
Ulan ilkyardım dersi yani ne kadar zor olabilir ablacım saçmalama gözünü seveyim.
Motor olsa trafik olsa haklısın derdim de.
Neyse.

Bana "telefonuna bağımlısın." diyenler bir de şimdi görsünler.
Normalde evde telefonunum sesini kısıt bi yere koyan ben, birtanem askere gittiğinden beri arar da duyamam diye son ses halde nereye gitsem telefonum benle.
Aradığında ise o an dünya üzerinde benden mutlu ve huzurlu kimse yoktur sanırım.


Hep ben anlatıyorum biraz da sen anlatsana.
Ben gelip buraya saçmaladığım zamanlarda sen neler yaptın?
Karda düşüp bir tarafını kırmadın inşallah.




Sen de bu şarkıyı sevenlerdensin umarım. Tıpkı benim gibi.
Belki de Coldplay'ı sana ilk tanıtan şarkıdır gene aynı benim gibi.
Bu şarkıyı ilk dinlediğim günün üzerinden 10yıl geçti.
Hemen hemen her gün dinlediğin bir şarkı var mı diye sorsan cevabım bu şarkı olur.
Neden şimdi seninle paylaştım bilmiyorum, dinlerken yalnız kalmak istemedim.


İyi geceler.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Ben bugün.... -6

Nbr ya?
Acaip yorgunum ben. Yetmezmiş gibi bir de ayakkabım sağ olsun ayağım su toplamış acıdan duramıyorum.
Sana yılbaşımın nasıl geçtiğini, ne kadar eğlendiğimi, keşke sende yanımda olsaydın temalı bir yazı yazacaktım ama bu ara bu tarz yazıları çok okuduğunu ve bunaldığını da biliyorum. O yüzden susuyorum. Belki herkes bitirince bu tarz yazılarını öyle yazarım. Cinslik değil mi?
Bugün Aylin'im ilk maaşı kutlama son gelişmeleri konuşmak için 3 kız (Aylin, Didem, Ben) Kanyon Starbucks'ta buluştuk.
Sana da anlatmak isterim ama kendime sözüm var, olaylar tam netleşmeden adam akıllı bir bilgi sahibi olmadan sadece 2sine anlatıcam.
Pozitif enerjini yolla bana da çabucak çözülsün olaylar.
Ben yorgunluktan bilgisayar başında sızmadan seni öper ve kaçarım.
Hadi yarın görüşürüz.

26 Aralık 2012 Çarşamba

Ben bugün.... -5

Ben bugün onca zaman sonra bir arkadaşımla buluştum.
Ona hep çiçeeeem derdim. Hala daha öyle diyorum zaten.
Özlemişim. Özlem giderdik. Eskileri yad ettik, az dedikodu yaptık.
Ben ona onla görüşmediğimiz zamanlarda olanları anlattım. Benim için sevindi.
"Seni böyle mutlu gördüğüme sevindim." dedi. Sırıttım.
Uzunca bir süre konuşmadığın ama görüştüğünde hala daha aynı elektriği yakaladığım arkadaşlarımı çok seviyorum.
Onlar iyi ki varlar.
Tıpkı senin gibi.


Ben de bir heyecan.
Cumaya az kaldı.
Yarın gece yolculuk.
Yapacaklarımı unutmamak adına notlar aldım.
Az önce telefonda hafızım, "buralar soğuk ona göre giyin gel." dedi.
Önlemleri almak lazım.
Bir de mp3'deki -evet mp3, evet ipod'm yok ve evet onca saat telefonum şarjı yetmez.- şarkıları yenilemem lazım.
Yoldayken en çok Mor ve Ötesi'ni dinlemeyi sevdiğimi fark ettiğimden beri, en iyi yol arkadaşım onlar oldu.
Şimdi lafı uzatmadan gidiyorum, playlistimi hazırlıyorum.
Sen ben yokken bol bol müzik dinle, gel buraya yorum olarak en çok ne dinlediğini yaz olur mu?
Öperler.

22 Aralık 2012 Cumartesi

Blogum 4 yaşında!

Vay arkadaş şaka gibi resmen.
Sen onca zaman bir sürü blog oku dur, sonra bunları böyle takip etmek zor oluyor en azından bir blog açayım  hem yorum da yazarım derken blog yazmaya başla sonra 4 sene geçsin.
Sadece kendime ait şeyler paylaştığım burada bir sürü iyi yürekli insanla tanıştım. Kimisini hiç görmedim ama bıkmadan konuştum dertleştim, kimisiyle görüştüm ve en yakınımdan daha yakın oldu. Ve bu blog her zaman "iyi ki yapmışım" listemde hep en üst sırada olacak.
Bunca zamandır okuyan, yorum yazan, mail atan, akıl veren - akıl alan kısacası bu blog üzerinden benimle iletişime geçmiş herkese sonsuz teşekkürler.
Beraber nice mutlu yaşlara!
:)

19 Aralık 2012 Çarşamba

Ben bugün.... -4



Tam emin olmamakla birlikte 4 ya da 5 sene önce tüm yaz bu şarkıyı dinlediğim aklıma gelince gözlerim bi' dolmadı değil hani.

İyi geceler yavrucum öpüyorum gıdından.

18 Aralık 2012 Salı

Ben bugün... -3

En son ne zaman 3 gün üst üstte yazı yazdım acaba? Sanırım daha önce hiç olmadı bu!

Ben bugün Sev'in "Acil ofise gel, anlatmam gerekenler var." cümlesi üzerine kalktım yanına gittim ve şunlarla karşılaştım :

Twitter'ın bana kazandırdığı bir tanecik dostum bana süpriz yapmış ve bu şalı almış! Renkleri şahane! Özellikle kışın şallar benim vazgeçilmezdir! Hele ki siyah ve mavi şallarımı çıkarmak bilmem. Ben bunu takmaya kıyamam. :) Nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim ya. Eşek herif! (:
Yves Rocher'ın narlı ürünlerini ise Sev almış! YR hakkında konuşurken benim oradan aldığım hiçbir ürünüm yok diyince bunları almak içinden gelmiş!
Yılbaşında 10günden fazla var ve ben hediyelerimi almaya başladım. Kehkeh! :)

17 Aralık 2012 Pazartesi

Ben bugün...-2

Ben bugün Ali Sami Yen Sokak'ın oralardan geçip giderken üzülüp sonrasında ışıkları kapalı sınıfta tanımadığım etmediğim insanları bastım. kfngfdklgnklgndkg
Suç benim. Vaktim var bari gidip geçen haftanın notlarını okuyayım diye neden sınıfa çıktım ki git bi kafede otur di mi?
O değil de kafalarına bizim evin anahtarını atacaktım eve gidin be! diyerek.
gfjndlkfngdlng

16 Aralık 2012 Pazar

Ben bugün... - 1.

Burası madem benim günlüğüm diyorum ki daha düzenli ve her gün yazayım. Çocukken defter günlüklerime yazdığım gibi olsun. Hem o geri döndüğünde blogumu da okur her anımı bilir.
Sen şimdi diyebilirsin ki "kızım deli misin çocuğa ayrı bir yere kağıtlara yazsana." Yazıyorum da olsun işte hazır ona yazıyorken blogumdan da uzak kalmayayım. Hem belki sonunda istediğim kıvama getiririm burayı.
Aslına bakarsan her günüm birbirinin aynı şeklinde geçiyor ama olsun her gün hatırlanmaya değer sonuçta.

O kadar çene yaptıktan sonra bak ben bugün neler yaptım.
Pazar gününün en orta yerinde olan 2-4 arası dersime gittim. Mecidiyeköy sarı kırmızıydı. Keşke hafızımda burada olsaydı dedim. Olsun daha gidilecek çok derbi var diyip kendimi avuttum.
Ders çıkışı Aylinimle seneler sonra birlikte Akmerkez'e gittik ki kendisi seneler önce Akmerkez'deki hikayemizi yazmış. Okuyup kocaman sırıttım! Tıktık
Hafızım aradı, 3dk kadar konuşabildik. Daha 1hafta olmadı gideli ama bana o kadar uzun zaman gibi geliyor ki. Hobbit nasıldı diye sorunca bir burkuldu içim. Onca zaman bekledik o askere gitti. Olsun.
Evlerimize hem bu kadar yakın olup hem de bu kadar ters yönde olan AVM'ye alışık olmadığımızı ve girmemiz gereken mağazalar burada değil diyerek çıktık Metrocity'e gittik.
Kışı seviyorum evet ama insanları avm'ye sürüklüyor. :(
Gerekli alışverişler yapıldıktan sonra oturduk, yorgunluk kahvelerimizi içtik.
Aklım bir yandan maçta bir yandan da totem yapma derdindeyim.
HAHA! Bu sefer de işe yaradı. Kızsam mı bilmiyorum da izlemediğim her kritik maçı alıyoruz abi bu nedir? dfkngdflkngdklfg
Sonrasında evlere dağıldık işte.
Aaa bu arada girdiğim banka sınavı sonucu açıklanmış. Küfürler eden 10binlerden biri de benim.
Sokayım böyle işe.

İyi geceler sayın bunu okuyan. Öpcükler! ^^,