İyiyim ama nasıl olduğumu nasıl hissettiğimi anlatabileceğim kelimelerim de yok.
Sanki avazım çıktığı kadar bağırsam iyi gelecekmiş gibi, onu da yapabileceğim yer yok.
ayık kafayla saçmalama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayık kafayla saçmalama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ağustos 2014 Perşembe
20 Ocak 2013 Pazar
Ben unutursam siz hatırlatın.
Bu ara üzerimde gereksiz bir gerginlik, sürekli bir "hadi ne olacaksa olsun." duygusu, bir sıkkınlık bir sıkkınlık. Tarifsiz. Pms'inde etkisiyle ben iyice çılgınlara bağlamış haldeydim.
Ofisteyken acaip yoğun olayım evraklara, sözleşmelere, tekliflere gömüleyim kafamı kaldırdığımda mesai bitmiş olsun istiyordum. Çünkü öyle bir haldeydim ki birisine çatmaktan korkuyordum.
Gereksiz gerginlikler işte.
Dün annemle alışverişe çıktım, dünyaları aldık ı ııh olmuyor o garip his gitmiyor da gitmiyor.
Akşamında hafızım arıyor konuşuyoruz. Anlayıp "neyin var?" diyor, "yok bir şey." diyorum, "aslında var bir şey de ne olduğunu bilmiyorum." diyorum.
Buraya kadar okuyup "bu kız zaten deliydi iyice balataları yakmış." diyebilirsin ki sen de haklısın. :)
Sonra bu gün hazırlanırken bir yandan şarkı mırıldanmaya başladım. Evdeysem, bir şeyler izlemiyorsam itunes genelde açıktık. Ufaktan ufaktan bir şeyler çalar. Ama bu ara özellikle son haftalarda anca sabah ve akşam evden işe yollardayken müzik dinliyordum. Mırıldanmalar sesimin çıkmasına, sonrasında da bağıra bağıra şarkı söylemelere atladı. Sonrasında dedim ki bebeğim, sen ilacını unutmuşsun, şarkı söylemeyi unutmuşsun.
Sesim falan güzel de değildir he bu arada. Ortaokul ve lise zamanı toplamda 6 yıl koro çalışmalarında bulundum. Lise bittikten sonra arkadaşların zorlamalarıyla stüdyolara gidip onlar bir şeyler tıngırdatırken ben söylerdim. Diyorum ya sesim güzel değil diye, cidden değil yani. Hatta bence çok kötü bir sesim var. Ama bu kötü sesli deli şarkı söylemenin ona ne kadar iyi geldiğini, onu ne kadar rahatlattığını unutacak kadar delirmiş işte.
O yüzden diyorum ki ben unutsam sen hatırlat, üzerimdeki negatif enerjiyi şarkı söyleyerek atmam lazım. :)
Şimdi neyi mırıldanıyorsun dersen, arka fonda Mor ve Ötesi'nin son albümü çalıyor.
Öperim.
^^,
ps. Yarın doğum günüm içimde gram heyecan yok. Bu sene neden böyle oldu inan hiç bilmiyorum.
Ofisteyken acaip yoğun olayım evraklara, sözleşmelere, tekliflere gömüleyim kafamı kaldırdığımda mesai bitmiş olsun istiyordum. Çünkü öyle bir haldeydim ki birisine çatmaktan korkuyordum.
Gereksiz gerginlikler işte.
Dün annemle alışverişe çıktım, dünyaları aldık ı ııh olmuyor o garip his gitmiyor da gitmiyor.
Akşamında hafızım arıyor konuşuyoruz. Anlayıp "neyin var?" diyor, "yok bir şey." diyorum, "aslında var bir şey de ne olduğunu bilmiyorum." diyorum.
Buraya kadar okuyup "bu kız zaten deliydi iyice balataları yakmış." diyebilirsin ki sen de haklısın. :)
Sonra bu gün hazırlanırken bir yandan şarkı mırıldanmaya başladım. Evdeysem, bir şeyler izlemiyorsam itunes genelde açıktık. Ufaktan ufaktan bir şeyler çalar. Ama bu ara özellikle son haftalarda anca sabah ve akşam evden işe yollardayken müzik dinliyordum. Mırıldanmalar sesimin çıkmasına, sonrasında da bağıra bağıra şarkı söylemelere atladı. Sonrasında dedim ki bebeğim, sen ilacını unutmuşsun, şarkı söylemeyi unutmuşsun.
Sesim falan güzel de değildir he bu arada. Ortaokul ve lise zamanı toplamda 6 yıl koro çalışmalarında bulundum. Lise bittikten sonra arkadaşların zorlamalarıyla stüdyolara gidip onlar bir şeyler tıngırdatırken ben söylerdim. Diyorum ya sesim güzel değil diye, cidden değil yani. Hatta bence çok kötü bir sesim var. Ama bu kötü sesli deli şarkı söylemenin ona ne kadar iyi geldiğini, onu ne kadar rahatlattığını unutacak kadar delirmiş işte.
O yüzden diyorum ki ben unutsam sen hatırlat, üzerimdeki negatif enerjiyi şarkı söyleyerek atmam lazım. :)
Şimdi neyi mırıldanıyorsun dersen, arka fonda Mor ve Ötesi'nin son albümü çalıyor.
Öperim.
^^,
ps. Yarın doğum günüm içimde gram heyecan yok. Bu sene neden böyle oldu inan hiç bilmiyorum.
17 Temmuz 2011 Pazar
kim lan bu ?!
Bunu ibretlik paylaşımlar da mı yazayım bilemedim.

Zaten yazının devamını okuyunca bir insan evladı bu kadar saçmalar mı diye sorgulayabilirsiniz.
Ama ben bunun muhabbetini bugün yemek yerken pandamla yaptım ve cidden eğlendim buraya da yazayım dedim.
İstanbul'da yaşayanlar muhakkak görmüşlerdir.
Her yerde billboard'larda, bina duvarlarında, yol kenarlarında bir adam var.

Evet !
Hasan Yıldırım !
Hasan Yıldırım !
Ben bu abinin albüm çıkarttığını düşünmüyorum.
Yani normalde ünlü/yeni ünlü/ünsüz -tamam sonuncusu olmadı biliyorum. jdfklgjfdkgjdf- albüm çıkaranlar böyle her yerlerde boy gösterir, kocaman kocaman afişlerinin altında da TÜM MÜZİK MARKETLERDE ! diye yazar. Hiç sekmemiştir yani. Benim gördüklerimde vardı.
Ama bu abi de o yok.
Bugün gördüğüm yol kenarındaki afişe baktım. I ııh onda da yazmıyor. Afişin üstünde minik minik bir şeyler yazıyor ama okunmuyor.
İşte benim geyiğim de tam bu anda başladı.
Dedim ki bebeğim....
Bu adam bence bir şeylere tepki ama neye ? NEDEN ?!
Seçim sonuçlarına olabilir bence.
Seçim pankartları kalktı bu abimiz geldi.
Belki de 2011 Haziran seçimlerini unutmak istiyordur.
Belki yengeden -evet yengeden ! - ayrıldı ona mesaj verme kaygısında.
"ben seni unutacağım ama sen beni unutamayacaksın baktığın her yerde göreceksin lan !!!111" diyor.
Örnekleri çoğaltabilirim.
Siz de çoğaltabilirsiniz.
Bu abinin derdi müzik değil bence.
Zaten olmasın da lan. jfgkldfngkdfng.
PS : Şu saatte sevdicekle Rock'n Coke'da Travis dinlemek varken, ben evdeyim. O yüzden beynim aktı mazur görün. İş hayatına da kafam girsin ayrıca !
24 Haziran 2011 Cuma
Aslına bakarsak çok büyük bi şey istemiyorum.
Bir kaç pürüz var hayatımda. Törpülenmesi gereken şeyler var.
İşle ilgili, gelecek planlarıyla ilgili.
Belki de haddinden fazla büyütüyorum.
Kafama bile takmamam lazım ama olmuyor işte.
Pozitif düşün Sed iş düzelicek, okul olayı da bi yolunu bulacak diyorum.
Düzelmesini bekliyorum.
Hadi bakalım.
Etiketler:
ayık kafayla saçmalama,
işyerinde saçmalamaca.
27 Nisan 2011 Çarşamba
endorfin.
Mutluluk hormonu endorfin ya heh işte fazla endorfin yüzünden ölebilirim.
O kadar mutluyum ki o kadar yani bebeğim !
26 Şubat 2010 Cuma
Bir cuma öğleden sonra alınmış kararlar silsilesi.
Bu bloga ilk başladığım zamanlar üniversiteye yeni başladığım zamanlara tekebül etmektedir. Senelerdir içimde yazma isteğinin tavana çıktığı o dönemde blog açmıştım. Amma velakin o zamanlar laptopumu yanıma almayışım ve kaldığım yerdeki ortak kullanımdaki bilgisayarları kullanmamaktaki direncim yüzünden yazılar genelde gecikmekte hatta aklımdaki çoğu şeyi yazmamaktadım.
Bu sene başında laptopu değiştirmem ve Tekirdağ'a okula dönünce herşeyin değişeceğini, oralara buralara karaladığım yazılarımı artık düzenli geçirebileceğimi düşünürken işler pek sandığım gibi gitmedi.
Hep bir bahane içinde aklımdakileri yapamadım.
Hala daha yapamıyorum mesela.
Beni bu kadar çeken ne bilemiyorum.
Belki ilginç bişeyler yaşamadığım.
Belki de her yazı yazmaya başladığım etrafımda dinlemediğim Türkçe pop şarkıları söyleyen ev arkadaşlarımdandır. Bilemiyorum. Evet kesinlikle onlar. çjfgkjdflgjdlgd. Şuan olduğu gibi.
Bu boş günümde uyanmamla birlikle aldığım kararlar var. Okulla ilgili, arkadaşlarımla ilgili, geleceğimle ilgili. Ve blogla ilgili. Blogla ilgili kendime son şansımı veriyorum. Olmazsa yazmaya uzun uzun bir süre ara vereceğim kesin.
Ve son olarak bugün uyandığımda ilk duyduğum şarkıyı sizlerle başlaşmayı bir borç bilirim.
p.s : Bu şarkıyla uyanmış biri ne kadar sağlıklı kararlar alır ki lan ?! demeyin.
Herkese iyi haftasonları.!
Bu sene başında laptopu değiştirmem ve Tekirdağ'a okula dönünce herşeyin değişeceğini, oralara buralara karaladığım yazılarımı artık düzenli geçirebileceğimi düşünürken işler pek sandığım gibi gitmedi.
Hep bir bahane içinde aklımdakileri yapamadım.
Hala daha yapamıyorum mesela.
Beni bu kadar çeken ne bilemiyorum.
Belki ilginç bişeyler yaşamadığım.
Belki de her yazı yazmaya başladığım etrafımda dinlemediğim Türkçe pop şarkıları söyleyen ev arkadaşlarımdandır. Bilemiyorum. Evet kesinlikle onlar. çjfgkjdflgjdlgd. Şuan olduğu gibi.
Bu boş günümde uyanmamla birlikle aldığım kararlar var. Okulla ilgili, arkadaşlarımla ilgili, geleceğimle ilgili. Ve blogla ilgili. Blogla ilgili kendime son şansımı veriyorum. Olmazsa yazmaya uzun uzun bir süre ara vereceğim kesin.
Ve son olarak bugün uyandığımda ilk duyduğum şarkıyı sizlerle başlaşmayı bir borç bilirim.
p.s : Bu şarkıyla uyanmış biri ne kadar sağlıklı kararlar alır ki lan ?! demeyin.
Herkese iyi haftasonları.!
11 Aralık 2009 Cuma
yaratıcılıktan tamamen uzakta
İçimde bastıramadığım yazma arzusu.
Amma velakin aldığım notlarla ne demek istediğimi ben bile anlamadım o yüzden random takılalım her zaman ki gibi.
Vizeler biter, bir kaç gün daha Tekirdağ il sınırları içerisinde sevgili ve en yakın arkadaşlarla takılırır ve eve gelinir. Ev gibisi yok ayrıca.
Vizelerden daha kötü bişey varsa o da sonuçları beklemek. Eziyet gibi tek tek veriyorlar. Sonuçlar gayet başarılı ama. (:
4 gündür sevgilimleydim. Pek güzeldi. Hayır bu sefer yazmayacağım hiç birşeyi. hohoo (:
En yakın arkadaş, sevgilisi, sen ve sevgilin. 4 kişi, 4 gün. Bir filmlik malzeme çıkardı emin olun.
Bu akşam bir kez daha anladım ki okuduğum hiç bir kitabın filmi beni SARMIYOR !
Hayır, hala daha New Moon'u izlemedim. Televizyonda HArry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı vardı. Ona takıldım kaldım.
New Moon'u en azından Jacob'un kasları için izlemelisin ! diyen kız arkadaşlarıma selam ederim.
Yılbaşına 2 hafta falan var, annem şimdiden; " Bu yılbaşı evdesin dimi ? " demeye başladı. 20 yaşındayım 20 senedir her yılbaşında evdeydim. Bu sene Tekirdağ'da arkadaşlarımla olacağımı anlamış olacak ki, " yok ben orda arkadaşlarımla olcam diyorsan topla onları da getir."
OLDU annem BAŞKA ?
Anneme çemkirmeyi sevmiyorum ama o da beni zorda bırakıyor.
DTP'nin kapatılmasıyla ilgili konuşmama gerek yok. İnternet ortamında apolitik bi insanım. Ama tek diyeceğim;
Bunca ay babamla alışverişe çıkmayı bekledim, babam hafta ortası aradığında alışverişe çıkarız kızım ne zamandır beraber alışveriş yapmıyoruz Taksime gideriz.
Dediğinde mutluluktan uçan ben, bir takım ezikten oluşmuş bir partinin kapatılmasını olay yapan insanların yarın Taksimde toplanacağını bildiğim için bu durumdan mahrum kalacağım.
Kapitalistsin Seda, duyarsızsın Seda, alışveriş delisi olmuşsun Seda vs. gibi cümlelerinizi lütfen ama lütfen bi tarafınızda saklayın. En son duymak istediğim şeyler ziraa bunlar...
Konsantrasyon sorunu yaşıyorum. Şu ara gayet net anladım.
En sonunda frp oynadım ya benden mutlusu yok.
Unutmadan, 2 gün önce tam 10 ay oldu. (:
Şimdilik bu kadar.
İyi geceler efenim.
Amma velakin aldığım notlarla ne demek istediğimi ben bile anlamadım o yüzden random takılalım her zaman ki gibi.
Vizeler biter, bir kaç gün daha Tekirdağ il sınırları içerisinde sevgili ve en yakın arkadaşlarla takılırır ve eve gelinir. Ev gibisi yok ayrıca.
Vizelerden daha kötü bişey varsa o da sonuçları beklemek. Eziyet gibi tek tek veriyorlar. Sonuçlar gayet başarılı ama. (:
4 gündür sevgilimleydim. Pek güzeldi. Hayır bu sefer yazmayacağım hiç birşeyi. hohoo (:
En yakın arkadaş, sevgilisi, sen ve sevgilin. 4 kişi, 4 gün. Bir filmlik malzeme çıkardı emin olun.
Bu akşam bir kez daha anladım ki okuduğum hiç bir kitabın filmi beni SARMIYOR !
Hayır, hala daha New Moon'u izlemedim. Televizyonda HArry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı vardı. Ona takıldım kaldım.
New Moon'u en azından Jacob'un kasları için izlemelisin ! diyen kız arkadaşlarıma selam ederim.
Yılbaşına 2 hafta falan var, annem şimdiden; " Bu yılbaşı evdesin dimi ? " demeye başladı. 20 yaşındayım 20 senedir her yılbaşında evdeydim. Bu sene Tekirdağ'da arkadaşlarımla olacağımı anlamış olacak ki, " yok ben orda arkadaşlarımla olcam diyorsan topla onları da getir."
OLDU annem BAŞKA ?
Anneme çemkirmeyi sevmiyorum ama o da beni zorda bırakıyor.
DTP'nin kapatılmasıyla ilgili konuşmama gerek yok. İnternet ortamında apolitik bi insanım. Ama tek diyeceğim;
Bunca ay babamla alışverişe çıkmayı bekledim, babam hafta ortası aradığında alışverişe çıkarız kızım ne zamandır beraber alışveriş yapmıyoruz Taksime gideriz.
Dediğinde mutluluktan uçan ben, bir takım ezikten oluşmuş bir partinin kapatılmasını olay yapan insanların yarın Taksimde toplanacağını bildiğim için bu durumdan mahrum kalacağım.
Kapitalistsin Seda, duyarsızsın Seda, alışveriş delisi olmuşsun Seda vs. gibi cümlelerinizi lütfen ama lütfen bi tarafınızda saklayın. En son duymak istediğim şeyler ziraa bunlar...
Konsantrasyon sorunu yaşıyorum. Şu ara gayet net anladım.
En sonunda frp oynadım ya benden mutlusu yok.
Unutmadan, 2 gün önce tam 10 ay oldu. (:
Şimdilik bu kadar.
İyi geceler efenim.
15 Kasım 2009 Pazar
02:25
Saçma sapan vize takvimim ve araştırma ödevimle başım belada. Araştırma konum aslında memleketimin 50 yıldır çözemediği, kör düğüm haline gelmiş olayı, Avrupa Birliği. Gel gelelim bu günce konu (avrupa birliği ve Türkiye ilişkileri) başıma bela olmuş şekilde. Bir yandan bununla uğraşıp bir yandan da vizelere çalışmak oldukça sıkıcı. Ve itiraf ediyorum ki araştırmam yüzünden 20 yıllık yaşantım boyunca gitmediğim kadar çok kütüphaneye gittim. Kaynakları tamamlayıp onaylatmam için son 10 gün. Sonrası daha zor olacak, biliyorum.
Okuyup okuyup yorum yazmaya çekindiğim blogların listesini yapsam şaşırırsınız.
Madde madde yazmayı aslında sevmiyorum, ama Tekirdağ'dayken haddinden fazla blogu ihmal ediyorum. Hiç hoş bi durum değil.
Kitap fuarına büyük ümitlerle gidip 3 kitap alıp döndüğü için tüm gün ağlamaklı dolaşan insanlar tanıyorum.
İlçesindeki insanlar kültürle iç içe olsun kitapların arasına girsin alsın okusun en azından fuar nedir ne değildir görsün diye çabalayan belediye başkanları da tanıyorum mesela.
Dersi anlatamadığını tokat gibi çarpınca "haddini aşıyorsun sanırım atılmak istiyorsun." diyen öğretim görevlileri : Selam olsun size.
Gecenin bu saatinde sıkıntıdan patlarken ne yapacağını bilememek.
Okuyup okuyup yorum yazmaya çekindiğim blogların listesini yapsam şaşırırsınız.
Madde madde yazmayı aslında sevmiyorum, ama Tekirdağ'dayken haddinden fazla blogu ihmal ediyorum. Hiç hoş bi durum değil.
Kitap fuarına büyük ümitlerle gidip 3 kitap alıp döndüğü için tüm gün ağlamaklı dolaşan insanlar tanıyorum.
İlçesindeki insanlar kültürle iç içe olsun kitapların arasına girsin alsın okusun en azından fuar nedir ne değildir görsün diye çabalayan belediye başkanları da tanıyorum mesela.
Dersi anlatamadığını tokat gibi çarpınca "haddini aşıyorsun sanırım atılmak istiyorsun." diyen öğretim görevlileri : Selam olsun size.
Gecenin bu saatinde sıkıntıdan patlarken ne yapacağını bilememek.
14 Nisan 2009 Salı
ayık kafayla saçmalayan insan.
Ve sonunda iyi-kötü vizeler biter. Ufak ufak sonuçlar açıklanır. Esasına bakılırsa pek de iç açıcı değil bu vizedeki notlar. Ortalamanın az üstü diyelim konu kapansın.
Vakitsizlikten mi üşengeçlikten mi bilemiyorum şu sıra yazamamak çok canımı sıkıyor. Paslandığımı hissediyorum.
Hayatımdaki en güzel 5 günü yaşadım cumadan bu yana. Her günüm böyle geçse dediğim 5 gün. (:
Kafamı kurcalayan herşeyden yavaş yavaş kurtulmak ne kadar güzel bir hismiş; tekrar öğreniyorum.
Mevsim değişikliğinden midir nedir yoksa her an programı doluluk mu diyelim buna bilmiyorum birşeyleri aksatmak bana göre değil. Okunması gereken yazılar, cevaplanması gereken mailler, alınıp okunması gereken kitaplar,buluşulması gereken sevgili, alışverişe çıkılması gereken anne, ihmal edilmiş bir melek ve sadece tek bir Seda. Pazara kadar bunların hepsine bol bol vakit ayıracağım.
"... ve değiştirmek isteyip de değiştiremediğim o kadar çok şey var ki."
indirip dinlemem gereken bir dolu albüm çıktı yahu. -korsana hayır, evek haklısınız.-
Edebi amaçlarla başlamadığım için bu bloğa bu yazıyı da edebi bir çerçevede yazmadım kusura baksanız bile umrumda olmayacak bu kadar da ukalayım işte.
Her zaman dediğim gibi, insanın süpersonik bir sevgilisi olması kadar güzel bir şey yok şu dünyada.
Nazardan korkarım ayrıca ben.
Renkli gözlüklerin daha çok nazarı değermiş. Bilmeyenler öğrensin.
Geçmişim peşime mi düştü bilmem ama eski sevgiliyle yeni sevgilinin aynı ortamda olması pek fena bişey be hafız. Düşman başına.
Özel hayatımı fazla deşifre etmek istemiyorum.
Geçen sene bu zamanları düşünüp yaptığım hıyarlıklardan - evet hıyarlıklardan !- dolayı kendime kafa atasım geliyor.
İnsanın yatağının altında her an ıslak bir kızılcık sopası olması. Ne zaman lazım olacağı belli olmaz çünkü. Benden size tavsiye olsun.
Bahis, poker gibi atraksiyonlar bana gelmezmiş şu 10 günde bunu anladım.
İktisatlı olmak lazım.!
İktisat demişken hem iktisat hem de işletme dersime giren hocam aldığım notlardan dolayı beni nasıl azarlıyacak pek merak içerisindeyim.
Bazen kürkçü dükkanı gibi hissediyorum kendimi.
Herkese iyi geceler.
Vakitsizlikten mi üşengeçlikten mi bilemiyorum şu sıra yazamamak çok canımı sıkıyor. Paslandığımı hissediyorum.
Hayatımdaki en güzel 5 günü yaşadım cumadan bu yana. Her günüm böyle geçse dediğim 5 gün. (:
Kafamı kurcalayan herşeyden yavaş yavaş kurtulmak ne kadar güzel bir hismiş; tekrar öğreniyorum.
Mevsim değişikliğinden midir nedir yoksa her an programı doluluk mu diyelim buna bilmiyorum birşeyleri aksatmak bana göre değil. Okunması gereken yazılar, cevaplanması gereken mailler, alınıp okunması gereken kitaplar,buluşulması gereken sevgili, alışverişe çıkılması gereken anne, ihmal edilmiş bir melek ve sadece tek bir Seda. Pazara kadar bunların hepsine bol bol vakit ayıracağım.
"... ve değiştirmek isteyip de değiştiremediğim o kadar çok şey var ki."
indirip dinlemem gereken bir dolu albüm çıktı yahu. -korsana hayır, evek haklısınız.-
Edebi amaçlarla başlamadığım için bu bloğa bu yazıyı da edebi bir çerçevede yazmadım kusura baksanız bile umrumda olmayacak bu kadar da ukalayım işte.
Her zaman dediğim gibi, insanın süpersonik bir sevgilisi olması kadar güzel bir şey yok şu dünyada.
Nazardan korkarım ayrıca ben.
Renkli gözlüklerin daha çok nazarı değermiş. Bilmeyenler öğrensin.
Geçmişim peşime mi düştü bilmem ama eski sevgiliyle yeni sevgilinin aynı ortamda olması pek fena bişey be hafız. Düşman başına.
Özel hayatımı fazla deşifre etmek istemiyorum.
Geçen sene bu zamanları düşünüp yaptığım hıyarlıklardan - evet hıyarlıklardan !- dolayı kendime kafa atasım geliyor.
İnsanın yatağının altında her an ıslak bir kızılcık sopası olması. Ne zaman lazım olacağı belli olmaz çünkü. Benden size tavsiye olsun.
Bahis, poker gibi atraksiyonlar bana gelmezmiş şu 10 günde bunu anladım.
İktisatlı olmak lazım.!
İktisat demişken hem iktisat hem de işletme dersime giren hocam aldığım notlardan dolayı beni nasıl azarlıyacak pek merak içerisindeyim.
Bazen kürkçü dükkanı gibi hissediyorum kendimi.
Herkese iyi geceler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)