özet geç piç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özet geç piç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Özet geç! vol.3

Sanırım ilk defa bu kadar bol fotoğraflı bir yazı yazacağım.


Nbr?
Rüzgar gibi geçen bir nisan ve hemen hemen ortalarına gelmiş olduğumuz bir mayıstan merhaba sana! Televizyonda kimsenin izlemediği pazar programı sunucu gibi bir giriş yapmış oldum ama durum aynen benim içim böyle.
Nisan ortasındaki ani iş değişikliği ile girdiğim adaptasyon ve oryantasyon sonucu nisanın nasıl geçtiği anlamadım.
Mayıs desen İşçi Bayramı ve iş yoğunluğundan ötürü su gibi geçen saatlerin hemen ardından liseden en yakın arkadaşımın kına ve düğün telaşesi arasında koşuşturması sayesinde ayın 11ini de yarıladık.
Olsun lan. Bence süper.
Ayın 17sine, hafızın dönüşüne öyle az kaldı ki heyecandan ayaklarım yere basmıyormuş gibi hissediyorum.
Bak mesela söz konusu onun dönüşü olunca yine kitlendim! YAZAMIYORUM!

Neyse.
Olanları kısa kısa özet geçeyim, günlüğüme not düşeyim.

-----

İneğim, bebeğim Seval'im evlendi!

Seval benim liseden en yakın arkadaşlarımdan. En inek oydu. :) Lise bitti o İstanbul'da okudu ben Tekirdağ'a gittim biz kopmadık. En sevdiğim şeylerden biri -bize daha yakın oturmaya başladıkları andan beri- Sevallere gidip Seval, ablası, kardeşi ve annesiyle birlikte saatlerce oturup geyik yapmak. 3 kardeş ve 1 anne anca bu kadar komik bu kadar hoş sohbet olabilir.
Geçen sene başı gibi Seval "ben evleniyorum!!!." diye mesaj attığında çok da iplememiştim. kdgndkjgndk
Hatun meğerse ciddiymiş!
Kız isteme, söz, nişan, gelin hamamı, kınası, düğünü derken her şey ama her şeyde ben vardım!
Gelinin en yakın kız arkadaşı makamını ilk defa doldurdum!
Her etkinlikte "panpa yol yakından vazgeçebilirsin masrafları dert etme." dedim, dinletemedim!
lgfdnlkngdkfgnd
Şaka bir yana bir yastıkta kocasınlar hep mutlu olsunlar inşallah.

Kınaya katılan kızlara dağıtılan sevimli ayna! :)

Kınada gelen misafirlere klasik kuru yemiş kesesi ve kına vermek adettendir ama bir de gelen kızlara güzelliklerini her zaman görmeleri ve beni hatırlamaları için ayna vermeyi düşünüyorum diyordu dediğini de yaptı. Çok sevimli di mi ? :)


-----

Çekilişlere katıldım gene kazandım! :)

Blogunu severek takip ettiğim ve beğendiği bir çok ürünü ihtiyacım varsa gözüm kapalı gidip aldığım bloggerlardan  makyajblogum sitesinin sahibesi Ayşegül Kozmoda'yla birlikte bir çekiliş yapmıştı ve şanslı kişi ben olmuştum. Kendilerine bir kez daha buradan teşekkür ediyorum!
Ayşegül ürünler elime ulaşana kadar benimle sürekli ilgilenmişti.
Kozmoda'da ürünleri o kadar güzel paketleyip göndermişler ki ne kadar teşekkür etsem az.
Genelde bu tarz sponsorlu çekilişlerde -arkadaşların paylaştığı fotoğraflardan görüyorum- gayet korumasız bir şekilde ürünleri kutuya koyup gönderiyorlar. Ama kozmoda sağ olsun hiç öyle yapmamış.
Bu tutumlarından ötürü alışveriş yapacağım siteler arasında girdiler kesinlikle.
Sen de bir bak derim.


Bioblas saç dökülmelerine karşı şampuanı görünce sevdiceğin şansına katılmıştım. Çünkü kendisi bu tarz ürünler kullanıyor. Bu bilgiyi senle paylaştım ya çok mutlusundur eminim. ahahhaah


Bir diğer çekiliş ise bloguna bayıldığım, bloguna gösterdiği özen ve çalışkanlığı ile imremdiğim blog semalarının en gönlü bol en bol çekiliş yapanı Görkem'in çekilişinden kazandığım mini çanta düzenleyici!
Özellikle önümüzdeki dönem için böyle bir şeye çok ihtiyacım vardı. Çünkü havalar ısındıkça bez çanta kullanıyorum  ve bez çantanın işine bir sürü şey atınca bir şey lazım olunca çantadan almak eziyete dönüyordu. Görkem'e çok teşekkür ediyorum ve ona bayıldığımı bir kez daha buradan yazıyorum! :)

Çok sevimli değil de ne!

-----

Çalışma arkadaşımın bebesi oldu.

Bebe çok sevimli de annesini pek sevemedim. Neyse zaten hatun doğum izninde. dskfnkdsfnskjfn

Kocaman tonti bebenin gelen misafirlere hedayesiymiş.

-----

Bu sezon en çok bu diziyi sevdim! GO ON!

Bu konuyu ayrıca bir başlıkta yazabilirdim ama mayıs itibariyle sezon finalini yaptığı için onu da buraya sıkıştırayım dedim.
Bilirsin çok dizi / film izleyebilen bir bünyem yoktur.
Takip ettiğim dizilerin hemen hemen herkesin izlediği diziler.
Tekrar tekrar izleyebildiğim tek dizi ise Friends. Aslında SATC'yi de içine alabiliriz ama yani yok ya Friends onu geçer.
Bu Friends sevgimden mütevellittir ki online dizi izlediğim sitede (online dizi izlemeyi de sevmezdim ama bu sezon resmen bunu huy edindim.) Matthew Perry'yi görünce aha dedim noluyoruz ve Go On'la tanıştım. Sevdim de.
Spoiler vermeyeceğim, izle derim. Çıtır çerez niyetine bence güzel gitti.
Güncel takip ettiğim diziler sezon finali yapınca izleyecek diziler ayarlamam lazım kendime.
Var mı aklında bir şey?

GO ON! (:


-----

Kozmetik alışverişinde artık kendimi frenliyorum!

Hepsi çok lazımdı ama!
Son dönemlerde çok fazla kozmetik alışverişi yapıyordum biliyorsun.
İndirimini bile beklemeden ihtiyacım olmadan aldığım ürünler dağ gibi olmuştu. Bir çoğunu kullanmıyordum da. Gratis ve Watsons Anneler Gününe özel indirim yapmışlar. Gratis'te kozmetikte %50 indirim varken ben sadece rimel aldım. Maybelline'n rimellerini açıkçası beğenmezdim ama Rocket maskara güzelmiş. Düz ışıltısız pembe allık arayışımı The Balm Down Boy'la bitirecekken o tarz allıkların bana çok yakışmadığını görüp çok üzülmüştüm ama Pastel'in bu sınırlı sayıda çıkardığı allık acaip komik bir fiyata düşünce almadan edemedim. Loreal'in yüz temizleyicisini hem çok merak ediyordum hem de günlük kullanmaya uygun peeling etkili bir şeyler arıyordum. Bir çok blogger övünce de alayım dedim. Üzerindeki silikon ped gerçekten işlevsel! Emily'nin göz ve dudak kalemleri acaip iyi 2TL'lik bir şeyden beklenmeyecek performans. Her gördüğümde alıyorum. Rimmel London Kate Moss rujları efsanesinden de bahsetmiim istersen googlersan zibilyon tane anlatan blogger bulursun. Çok iyiler. Bende bir çok rengi var. Koleksiyonuma kattığım son renk ise 104 numara oldu.
Laf kalabalığı oldu ama aldığıma en en en çok sevdiğim, kokladığım anda mest olduğum günlerce aklımdan çıkmayan, benim gibi sadece çiceksi kokular seven ve her kokuya gelemeyen (kullanabildiğim parfümler sadece Gucci Flora ve Avon Little Black Dress ) birini kendine aşık eden ESCADA CHERRY IN THE AIR!
Ykm, Boyner, Debenhams'ta 170-190tl arasında değişen fiyatı var ama ben mizu'dan çok uyguna aldım. Oradaki fiyatının üstüne bir de Avea indirimi eklenince tadından yenmedi.
Ay gidip gelip kokluyorum.
:)


Çok konuştum.
Çok başını şişirdim ama sen beni özlemişsindir benim saçmalamalarımı.
Öperim yavrum.
Şimdiden mutlu pazarlar.
Ayrıca annenin anneler günü kutlu olsun.
^^,

5 Nisan 2013 Cuma

Sevgili günlük vol.21 - Bu sene mart nasıl geçti anlamadım, kedilerin hiç sesi çıkmadı.

Nbr?
Makyaj blogları ay sonları "bu ay bitenler" yazısı yazıyor ya ben de bu ay olanlar gibisinden özet mi geçsem acaba sana.
sjmflsdkfnslk
Neden olmasın.
Bu arada başlıkta yerden göğe kadar haklıyım. En azından kendi sokağımda durum böyleydi bu sene.
Normalde her sene ama heeeeer sene istisnasız kedilerin ciyaklamalarından uyuyamaz olurduk biz.
Bu sene pek sakindiler.
Teşekkürlerimi onlara bol bol mama vererek ilettim.

Mart ayı için kısa kısa özet geçmem gerekirse...


Asker yolu gözlüyorum biliyorsun.
Hafızla birbirimize gönderdiğimiz 3binden fazla mail var. Askere gidince iletişim biraz zorlaştı. Günde 1 telefon falan derken mektuplaşmaya başladık. Açıkçası ben hala daha mail yazıyorum. O ara ara fırsatı olursa maillerine bakabiliyor. İlk yazdığım mektubu Ankara'ya yemin törenine gittiğimde elden vermiştim sonraki mektubu da kargoyla göndermiştim.
Oralara kargo ve mektup göndermek biraz sıkıntılı. Kargoyu gönderdiğimde -3gün içinde alınmayan kargolar geri getirir kuralından ötürü- rica minnet kargoyu bekletmelerini istemiştim. Çünkü çarşı olayları belli olmuyordu ilk zamanlar. Bu hafta çarşıya çıkıyorum diyen adam bir anda olan olaylar yüzünden çarşısından olabiliyordu. Neyse Allah'tan benim gönderdiğim kargoyu almıştı. Oy uzattım ya. Ay başında bana gönderdiğimi mektup herhalde kayboldu ya derken 10.günün sonunda elime ulaştı!
Mektubu alıp eve gelen babam suratında muzip bir gülümseme ile "odana bir zarf bıraktım." cümlesiyle odaya koşuşumu görmen lazımdı. dkngffdkjgbdjkfbg

O kadar pulla kaybolsaydı ayıp olurdu zaten (:
Nasıl tarif etsem bilmiyorum ama okurken yeri geldi zorladım, yer geldi gözlerim doldu, yeri geldi güldüm. 15sayfacık mektubu okumak hiç bu kadar zor olmamıştı.
Sayılı gün çabuk geçer diyorsun ya 40küsür gün hala daha insan zorlanabiliyor.
Neyse.
Sen sen ol asker yolu gözleme.
:(
------

Bu sene tiyatro sezonu açıldığında kendime söz vermiştim her ay kesinlikle 1 oyuna gidecektim.
Hatta en verimli ay ekim ayı olmuştu.
Ocak ayında hiç oyuna gidememiş olmam şubatı da tek oyunla kapatmam yüzünden mart ayında kesinlikle bilet almalıyım diye tutuşup iş güç, sonrasında olaylar olaylar derken aha dedim mart ayı da oyunsuz geçiyor iyi mi diye mızıklanırken Dünya Tiyatrolar Günü'nde kardeşimin oyununa ve hemen 2gün sonra Bahçeşehir Üniversitesi Müzikat Topluluğu'ndan  (BÜTM) arkadaşlarımın oyunlarına gitme şansım oldu.

Davetiyeyi ve bileti koymazsak olmaz.

Benden mutlusu yoktu.
Bir de ben şöyle bir durum var güleceksin belki ama kendi okulum olsun olmasın orada en ufak bir eğitim almış olsam da olmasam da okul ortamına girince ciddiyim pamuk gibi oluyor mutluluktan havalara uçuyorum. Hani bir mekan bir insanı anca bu kadar mutlu edebilir.
Oyunlara gelirsek, Soyut Padişah Ferhan Şensoy'un yazdığı güzel bir oyun. Daha önce başka bir tiyatro topluluğundan izlememiştim. Birkaç arkadaştaki eksiklik ve sonları doğru birazcık sıkmasının dışında çok güzeldi.
At ise Gyula Hay'n yazmış olduğu bir oyun. Simgeleştirme üzerine güzel bir oyundu. Bu oyunu da başka tiyatro topluluklarından izlememiştim. Oyuna gidene kadar da hiçbir bilgim yoktu. Kardeşimin geçen seneki oynadığı oyunda o kadar sıkılmıştık ki bu sene de sırf kalbi kırılmasın diye gitmiştim ne yalan söyliim. Ama bu sene gerçekten çok çok çok iyiydi. Gülmekten çektiğim fotoğrafların biraz fazlası bulanık çıkmış o kadar diyeyim sana.
ngkdfdgdbjgbndfgdjkg

Mart ayını  da tiyatroyla kapatmış oldum.
Sıradaki oyun 6Nisan'da Yaşar ne yaşar ne yaşamaz olacak. :)


-----

Aslında sana bunu anlatsam mı anlatmasam mı bilmiyorum.
Konuyu çok yüzeysel geçmeye çalışacağım ama senin de fikrini almak istiyorum.
Birkaç ay önce yazdığım bir yazımda bir etkinlikten bahsetmiştim sana. Elimden geldiğince ben de bir şeyler yaptım, doldurdum kutuyu gönderdim. Lakin kargom bana geri geldi. Alıcısı almamış vs. Karşı tarafa attığım maile de cevap alamayınca açıkçası üzüldüm. Odanın bir köşesinde öylece duruyor. Biraz daha beklesem mi karşı tarafı -vakti yoktur, hastadır, işgüç vs'dir diyerek- yoksa içine bir şeyler daha ekleyip burada hiç yapmadığım bir şeyi mi gerçekleştirsem :) Çekiliş gibi.
Ne diyorsun bu duruma?
Tamam belki de çok doygun bir kutu değil onu hazırladığım zamandaki bütçem biraz kısıtlı gibiydi :D
Kendim kullansam olmaz çünkü ürünlerin hepsi benim de severek kullandığım şeyler kendimde zaten var elimdekiler bitene kadar zaten bir köşede bekleyecekler.
Böyle de bir köşede durunca gözüme her iliştiğinde ben üzülüyorum. Neyse.
Fikrini yaz buraya.

Hadi öptüm, iyi geceler!

ps. Biraz daha bu yazıyı ertelersem yayınlamam yalan olacak 10gündür taslaklarda.

11 Şubat 2013 Pazartesi

Özet geç! vol.2

Nbr?
Baya zamandır "özet geç" başlığıyla bir şeyler yazmıyormuşum diyecektim ki zaten daha önce 1 tane yazmışım. Allah beni kahretmesin.
Ya ne güzel her gün yazma işine girişmiştim iyi de olmuştu -bence- ama yemin ederim son bir aydır acayip yorgun hallerdeyim. Düzeni hala oturtamadım ya ona canım sıkkın.
Neyse.
Sana anlatacak o kadar çok şey var ki aslında nereden başlasam bilmiyorum ama kısa kısa özetler geçmeye çalışacağım.

*****
Melodram'ın Happy Box projesi!

Yakın zamanda keşfettiğim ama blogunu çok sevdiğim Melodram bu projesinde 22 bloggerın istedikleri kutuları arzu ettikleri şeylerle doldurup bir blogger arkadaşa hediye etmesini planlıyor. Birilerine hediye almayı çok seven ben tabii ki bu etkinliğe katılmadan duramazdım. Daha eşleşmeler gerçekleşmedi çünkü böylesi daha heyecanlı. Kutuları doldurup martın 5inde eşleşmeler için tekrar Melo'ya bağlanacağız :) Erkek bir blogger çıkarsa ne yaparım ya dedim önce ama ufaktan kutunun içini doldurmaya başlayınca öncelik olarak hem bayanın hem erkeğin kullanacağı şeyleri almaya başladım. :) Kimle eşleştiğimi öğrenince de ekleyeceğim birkaç şey daha olacak tabii ki. Ama bir itiraf hemcinsim bir blogger çıkarsa tabii ki kutum daha güzel olacak.
Çok heyecanlı di mi?
:)


*****

Nasliii'nin hediyelerini ben kaptım!

Son dönemde makyaj bloglarına taktığımı biliyorsun. Gerçekten makyaj blogu içini kaliteli ve güzel yapanların sayısı gerçekten çok az. Nazlıcan'da o nadide arkadaşlardan. Blogunun 1.yaşı için Evoria ile bir çekiliş yapmıştı. Hediyeleri görünce aha didim istiyorum! İçinde gerçekten merak ettiğim ve kullanıp memnun kaldığım ürünler de vardı. İstediklerimden biri olan Essie'nin ojeleri benim oldu! Renkleri nasıl güzel hem de hepsi de en sevdiğim tonlarda! Simlilere çıldırdım!

Evoria'a gerçekten teşekkürler. Paket çok sağlam elime ulaştı. Birçok blogta görmüştüm sponsor firmanın hediye kargoları çok kötü halde sahibine ulaşıyordu. Benimkisi gayet güzel kutulanmıştı. :)

*****

Şimdi bir itiraf.
Ben bu yazıya pazar günü başladım. Az önceki kısma kadar yazıp normalde hiç yapmadığım bir şeyi yaptım, yazıyı kaydettim evdeki başka işlere güçlere giriştim. Akşama tamamlarım dedim eee ne de olsa sana bir önceki postumda "birkaç saat sonra uzunca post gelebilir." diye not düşmüştüm. Seni kaldırmak olmazdı, yazı tamamlanmalıydı.
Ama öyle olmadı.
Whatsapp'ta Aylin ve Didem bebeklerimle grubumuz var. Didem yazdı. Kızlar ben kötüyüm ev arkadaşım çekim için Konya'ya gidiyor biriniz gelebilir misiniz? Aylin bebetonun işi uzak olduğu için eee benim de iş Şişli'de Didem'n evi Nişantaşı'nda olduğu için hemen hazırlandım ve gittim.
Sohbet, muhabbet dedikodu derken açıkcası hasta arkadaşımı bırakıp da sana yazmak olmazdı.
Ama sonra dedim ki "bak ne kadar şanslısın, hastayım beni yalnız bırakma cümlesini kurup seni evine çağıran arkadaşın da var her an her yazdığını okuyan da."
Oradan bakınca belki bunlar sana ufak ve saçma gelebilir ama benim için çok önemli şeyler bunlar.

*****

Şimdi bir daha takvime baktım da mayıs ayına gerçekten çok var.

*****

Bumerang!
Bak şimdi burası önemli.
Bumerang'tan mail geldi. VIP bloglarımızdansınız diye. Bu vakte kadar hiç bakmadım, hiç ilgilenmedim bloga reklam alma olayına. Bumerang'a üye olan blogger kardeşler bana bir ses edebilir mi?
Cuma gününe kadar olumlu ya da olumsuz cevabımı yetkililere bildirmek istiyorum. Çıksın aradan.

*****

Yazıya ara verip de tekrar yazmaya çalışınca böyle oluyor işte, insan toparlayamıyor.
Kafamı ve cümleleri toparladığım da gelip tekrar başını şişiririm olur mu?
İyi geceler.

18 Nisan 2011 Pazartesi

Özet geç ! vol.1

Gün içerisinde sürekli kumanda panelinde kim ne yazmış okurken ben şuraya girip iki satır yazmıyorum ya yedi ceddime sövseniz hakkınız var amma velakin uzun zamandır süren bitmek bilmeyen yorgunluğum ile mevsimler döndü el ele verdi beni alt etti. Eve gelir gelmez sızıyorum.
Ama derseniz ki ille de özet geç piç ne var ne yok diye hemen anlatayım;

Efenim her günüm pandamla geçiyor.
Akşamları muhakkak görüyorum onu bir gün görmesem özleyen, triplere bağlayan liseli bebelere döndüm. Daha fenası telefon elimden düşmüyor.
Nazar değmesin diyip totomu kaşıyıp kulaklarımı çekip tahtalara vurdum.

İş deseniz sürekli bir yenilik falan derken bir gün yeter lan bi kıçınız başınız oynamasın diyesim geliyor, uyuz iş maillerine abuk subuk cevaplar veresim, uyuz olduğum herkesin ağzına ağzına çarpasım geliyor. Yapmıyorum.

Gaza geliyorum bir ders çalışıyorum sonra bir hafta yayıyorum. Kendime kızıyorum.

İçimdeki pis arşivci hortladı sırf keyfi bi şeyler indirip indirip izlemiyorum. Film dizi lazım olduğunda söyleyin bana hiç boş yere indirmeyin ben de muhakkak vardır DVD yapar veririm size. jgdlgmkdlşfgmdög

Kitap okuyamıyorum ! Eskiden haftada 2 hadi olmadı 1 kitap bitiren ben şimdi ayda bir kitabı anca bitiriyorum. İki haftadır elimde aynı kitap lan noldu bana anlamıyorum.

Kasımdan beri cildim için kullandığım ilaç bitti - bilmiyorum daha önce bahsetmiş miydim- Artık mutluyum dudaklarım her dakika kurumuyor.

Çılgınlar gibi para biriktirmeye çalışıyorum olmuyor. Biriktirdiğimde yapacağım o kadar çok şey var ki ama asla istediğim kadar birikmicek biliyorum.

Heh bir de spora başlamayı düşünüyorum ama vakit yok ! Cidden yok yani delirmeme ramak kaldı. Ofisten geç çıktığım günler oluyor haftada 2 gün kurs olunca cidden spor salonuna gitmeye fırsatım olmuyor.


Anlayacağınız Sed gene aynı.
24 saatin yetmediğinden yakınıp hala daha dağınık hayatına çeki düzen verme derdinde.
Bir de mutlu.
Çok mutlu.

Herkese şimdiden iyi haftalar ! ^^,