1 Eylül 2013 Pazar

Özet geç! vol.4

Yeni kayıt oluştur'a tıklayıp dakikalarca ekrana bakıp kapatılan ya da yazıp yazıp "eh olmadı ya" denilen denemelerden sonra bakalım şeytanın bacağı ne zaman kırılacak da sana ulaşacak bu yazı.


Nbr?
Haziranın sonunda beri sana yazamayışlarımın çok da haklı bir sebebi yok aslında.
İşten güçten fırsat bulamadım ya diye ağlanmak da olmaz bu saatten sonra.
Ha ama ne yalan söyleyeyim hem anlatacak çok şeyi olup da hem de neyi anlatacağını bilememek çok kötü. O yüzden dedim ki bebeğim en iyisi saçmalamayayım hala daha aklıma gelince çılgınlar gibi üzüldüğüm, hayatımdaki en güzel tatilim dediğim Antalya tatilime  ait fotoğraflarımın bi kısmını sana göstereyim dedim.



:)

En sondaki bardak ?!

Kumdan hep kaleler yapılmazmış.

Antalya, Karaöz.

Selam!

:(((((((((((((


Bu odada uyanmayı özledim.



paradise.


Eylül ayı bize iyi geçsin.
Buna ihtiyacım var.
Öptüm.

30 Haziran 2013 Pazar

"Şimdi Samsun'da olmak vardı." diye iç geçirdiğim gecenin şu saatinde haziran ayının nasıl bu kadar hızlı geçip gittiğini anlamayanlardanım. İlk defa bir ay bu kadar çabuk geçti. Haziran sanırım ilk defa bu kadar uğursuzdu.
Sana anlatacak tabii ki çok şey var ama şu uğursuz ay tamamen bitsin istiyorum. Sonrasında gelir her zamanki gibi saçmalarım. Ben gelene kadar sen kendine iyi bak.


ps. 27! (:

3 Haziran 2013 Pazartesi

#occupygezi



Selam.
Durumları biliyorsun. Uzun uzun yazmak istemiyorum. 
Belki birazcık kafamı toparlayınca gelir başını şişiririm. 
4 gündür olanların en az sen de farkındasındır. Daha güzel şeylerin olması dileklerimle.
Bir şeyler düzelene kadar bu blogta direniş var.


11 Mayıs 2013 Cumartesi

Özet geç! vol.3

Sanırım ilk defa bu kadar bol fotoğraflı bir yazı yazacağım.


Nbr?
Rüzgar gibi geçen bir nisan ve hemen hemen ortalarına gelmiş olduğumuz bir mayıstan merhaba sana! Televizyonda kimsenin izlemediği pazar programı sunucu gibi bir giriş yapmış oldum ama durum aynen benim içim böyle.
Nisan ortasındaki ani iş değişikliği ile girdiğim adaptasyon ve oryantasyon sonucu nisanın nasıl geçtiği anlamadım.
Mayıs desen İşçi Bayramı ve iş yoğunluğundan ötürü su gibi geçen saatlerin hemen ardından liseden en yakın arkadaşımın kına ve düğün telaşesi arasında koşuşturması sayesinde ayın 11ini de yarıladık.
Olsun lan. Bence süper.
Ayın 17sine, hafızın dönüşüne öyle az kaldı ki heyecandan ayaklarım yere basmıyormuş gibi hissediyorum.
Bak mesela söz konusu onun dönüşü olunca yine kitlendim! YAZAMIYORUM!

Neyse.
Olanları kısa kısa özet geçeyim, günlüğüme not düşeyim.

-----

İneğim, bebeğim Seval'im evlendi!

Seval benim liseden en yakın arkadaşlarımdan. En inek oydu. :) Lise bitti o İstanbul'da okudu ben Tekirdağ'a gittim biz kopmadık. En sevdiğim şeylerden biri -bize daha yakın oturmaya başladıkları andan beri- Sevallere gidip Seval, ablası, kardeşi ve annesiyle birlikte saatlerce oturup geyik yapmak. 3 kardeş ve 1 anne anca bu kadar komik bu kadar hoş sohbet olabilir.
Geçen sene başı gibi Seval "ben evleniyorum!!!." diye mesaj attığında çok da iplememiştim. kdgndkjgndk
Hatun meğerse ciddiymiş!
Kız isteme, söz, nişan, gelin hamamı, kınası, düğünü derken her şey ama her şeyde ben vardım!
Gelinin en yakın kız arkadaşı makamını ilk defa doldurdum!
Her etkinlikte "panpa yol yakından vazgeçebilirsin masrafları dert etme." dedim, dinletemedim!
lgfdnlkngdkfgnd
Şaka bir yana bir yastıkta kocasınlar hep mutlu olsunlar inşallah.

Kınaya katılan kızlara dağıtılan sevimli ayna! :)

Kınada gelen misafirlere klasik kuru yemiş kesesi ve kına vermek adettendir ama bir de gelen kızlara güzelliklerini her zaman görmeleri ve beni hatırlamaları için ayna vermeyi düşünüyorum diyordu dediğini de yaptı. Çok sevimli di mi ? :)


-----

Çekilişlere katıldım gene kazandım! :)

Blogunu severek takip ettiğim ve beğendiği bir çok ürünü ihtiyacım varsa gözüm kapalı gidip aldığım bloggerlardan  makyajblogum sitesinin sahibesi Ayşegül Kozmoda'yla birlikte bir çekiliş yapmıştı ve şanslı kişi ben olmuştum. Kendilerine bir kez daha buradan teşekkür ediyorum!
Ayşegül ürünler elime ulaşana kadar benimle sürekli ilgilenmişti.
Kozmoda'da ürünleri o kadar güzel paketleyip göndermişler ki ne kadar teşekkür etsem az.
Genelde bu tarz sponsorlu çekilişlerde -arkadaşların paylaştığı fotoğraflardan görüyorum- gayet korumasız bir şekilde ürünleri kutuya koyup gönderiyorlar. Ama kozmoda sağ olsun hiç öyle yapmamış.
Bu tutumlarından ötürü alışveriş yapacağım siteler arasında girdiler kesinlikle.
Sen de bir bak derim.


Bioblas saç dökülmelerine karşı şampuanı görünce sevdiceğin şansına katılmıştım. Çünkü kendisi bu tarz ürünler kullanıyor. Bu bilgiyi senle paylaştım ya çok mutlusundur eminim. ahahhaah


Bir diğer çekiliş ise bloguna bayıldığım, bloguna gösterdiği özen ve çalışkanlığı ile imremdiğim blog semalarının en gönlü bol en bol çekiliş yapanı Görkem'in çekilişinden kazandığım mini çanta düzenleyici!
Özellikle önümüzdeki dönem için böyle bir şeye çok ihtiyacım vardı. Çünkü havalar ısındıkça bez çanta kullanıyorum  ve bez çantanın işine bir sürü şey atınca bir şey lazım olunca çantadan almak eziyete dönüyordu. Görkem'e çok teşekkür ediyorum ve ona bayıldığımı bir kez daha buradan yazıyorum! :)

Çok sevimli değil de ne!

-----

Çalışma arkadaşımın bebesi oldu.

Bebe çok sevimli de annesini pek sevemedim. Neyse zaten hatun doğum izninde. dskfnkdsfnskjfn

Kocaman tonti bebenin gelen misafirlere hedayesiymiş.

-----

Bu sezon en çok bu diziyi sevdim! GO ON!

Bu konuyu ayrıca bir başlıkta yazabilirdim ama mayıs itibariyle sezon finalini yaptığı için onu da buraya sıkıştırayım dedim.
Bilirsin çok dizi / film izleyebilen bir bünyem yoktur.
Takip ettiğim dizilerin hemen hemen herkesin izlediği diziler.
Tekrar tekrar izleyebildiğim tek dizi ise Friends. Aslında SATC'yi de içine alabiliriz ama yani yok ya Friends onu geçer.
Bu Friends sevgimden mütevellittir ki online dizi izlediğim sitede (online dizi izlemeyi de sevmezdim ama bu sezon resmen bunu huy edindim.) Matthew Perry'yi görünce aha dedim noluyoruz ve Go On'la tanıştım. Sevdim de.
Spoiler vermeyeceğim, izle derim. Çıtır çerez niyetine bence güzel gitti.
Güncel takip ettiğim diziler sezon finali yapınca izleyecek diziler ayarlamam lazım kendime.
Var mı aklında bir şey?

GO ON! (:


-----

Kozmetik alışverişinde artık kendimi frenliyorum!

Hepsi çok lazımdı ama!
Son dönemlerde çok fazla kozmetik alışverişi yapıyordum biliyorsun.
İndirimini bile beklemeden ihtiyacım olmadan aldığım ürünler dağ gibi olmuştu. Bir çoğunu kullanmıyordum da. Gratis ve Watsons Anneler Gününe özel indirim yapmışlar. Gratis'te kozmetikte %50 indirim varken ben sadece rimel aldım. Maybelline'n rimellerini açıkçası beğenmezdim ama Rocket maskara güzelmiş. Düz ışıltısız pembe allık arayışımı The Balm Down Boy'la bitirecekken o tarz allıkların bana çok yakışmadığını görüp çok üzülmüştüm ama Pastel'in bu sınırlı sayıda çıkardığı allık acaip komik bir fiyata düşünce almadan edemedim. Loreal'in yüz temizleyicisini hem çok merak ediyordum hem de günlük kullanmaya uygun peeling etkili bir şeyler arıyordum. Bir çok blogger övünce de alayım dedim. Üzerindeki silikon ped gerçekten işlevsel! Emily'nin göz ve dudak kalemleri acaip iyi 2TL'lik bir şeyden beklenmeyecek performans. Her gördüğümde alıyorum. Rimmel London Kate Moss rujları efsanesinden de bahsetmiim istersen googlersan zibilyon tane anlatan blogger bulursun. Çok iyiler. Bende bir çok rengi var. Koleksiyonuma kattığım son renk ise 104 numara oldu.
Laf kalabalığı oldu ama aldığıma en en en çok sevdiğim, kokladığım anda mest olduğum günlerce aklımdan çıkmayan, benim gibi sadece çiceksi kokular seven ve her kokuya gelemeyen (kullanabildiğim parfümler sadece Gucci Flora ve Avon Little Black Dress ) birini kendine aşık eden ESCADA CHERRY IN THE AIR!
Ykm, Boyner, Debenhams'ta 170-190tl arasında değişen fiyatı var ama ben mizu'dan çok uyguna aldım. Oradaki fiyatının üstüne bir de Avea indirimi eklenince tadından yenmedi.
Ay gidip gelip kokluyorum.
:)


Çok konuştum.
Çok başını şişirdim ama sen beni özlemişsindir benim saçmalamalarımı.
Öperim yavrum.
Şimdiden mutlu pazarlar.
Ayrıca annenin anneler günü kutlu olsun.
^^,

21 Nisan 2013 Pazar

İnsanlardan nefret ediyorum.

Nbr?
Aslında sana bunu anlatmak istemiyordum, taslaklarda bekleyen bir sürü yazı var ve üşengeçlikten ve zamansızlıktan erteliyorum.
Ama sana anlatmam lazım.
Üstünden saatler geçti ama aklıma geldikçe sinirleniyorum.
Doldum. Taşıyorum.
Büyüdükçe insanlara, insanlığa karşı ümidimi kaybediyorum.
Bak bugün neler oldu.

En tatlı pazarlar babamın kahvaltısı'yla başlar mottosundan sonra tüm aile hazırlanıp en sevilen akrabalar top 5indeki bir üyeyi ziyaret etmek için yola koyulduk. Beylikdüzü'ne gidiyorduk. Zincirlikuyu durağında bindik ve metrobüste oturabilecek kadar şanslıydık. Bir salon beyfendisi babam her zamanki gibi ayakta kalarak millete yer vermeyi tercih etmişti. Kulağımda kulaklık müziğin sesi kısık bir yandan da annemle geyik yaparken daha birkaç durak gitmiştik ki hemen arka tarafımızdan gelen sesler üzerine ayağa kalkıp arkama baktım ki yerde biri yatıyordu ne oluyor o kim derken otomatik olarak gözlerim babamı aradı, eğilmiş yerde yatanı kaldırmaya çalışanlar arasındaydı o da. Düşen vatandaşın titrediğini gördüm. Epilepsi geçiyor galiba dikkat edin diye bağırırken bir yandan da belki de kan şekeri düşmüştür de bayılmıştır diyerek çantamda sürekli bulundurduğum çikolatalardan arıyordum. Selpaklar ve sular havada uçuşurken o kısacık anda tekli boş koltuğa oturtturdular. Düşmenin etkisiyle dudağında hafif bir kanama vardı. Kanı görünce korktu. Düştüğünden mütevellit çekiniyordu. Hallerinden belliydi. Böyle anlarda ben çok sakin kalamam. Allah'tan ailem yanımdaydı. Birisi "geçmiş olsun neyin var?" diye sorunca genç arkadaş utana sıkıla "epilepsi hastasıyım iş bulamıyorum onu kafaya taktım ondan oldu galiba." diyebildi usulca. Gözleri doldu. O an önüme dönüp koltuğuma oturdum başladım ağlamaya. Çok sevdiğim işimden ayrılıp aylar boyu depresyona girip aylarca iş bulamadığım zamanlarım -geçen yaz- aklıma geldi gözlerimin önüne. Nasıl da iyi anladım onu nasıl da kalbimin üstüne bir öküz oturdu. İnsan olan, onunla aynı şeyleri yaşayan ya da yaşamış olan çok iyi anlardı çünkü. Yardımsever vatandaşlar -babam da dahil.- daha önceki çalıştığı işi sordu, nerede oturduğu, ne işler yapabileceğini falan. Babam ve birkaç kişi de numarasını da aldı. En kısa zamanda döneceklerini elbet bir şey bulacakları konusunda teselli etmeye çalıştılar. 
Bu insan benden birkaç yaş anca büyük. 
Hala üzüntüsü içimde. Hala içim acıyor. Abartıyorsun diyebilirsin ama ben böyleyim işte fazla reaksiyon gösteriyorum her şeye.
İnsanlar ineceği durağı sordular. Şoför bir yandan ambulans lazımsa hemen ilerleyen duraklardaki güvenlikleri arayabileceğini belirtti. Gerek yok dedi genç. Bayrampaşa durağında inecekmiş. Durağı gelince olayın yaşandığı yerdeki herkes dikkatlice indirdi onu otobüsten.
Ne olduysa aslında tam da o zaman başladı ya.
Fitne fücur insanlar konuşmaya başladı.
"Gençmiş vah vah vah Allah şifasını versin de öyle metrobüste ayılıp bayılıp iş aramalar falan" diyip arkasından Türk halkının enfes cıkcıkcık efektiyle eleştirmeler falan. "Nasıl epilepsi anlamadım titremedi de çok yani" diyen malın teki, "numara olabilir tabi" diyen damgalama meraklısı bir mal daha eklenince olduğum yerde kaldım. Sadece arkamı dönüp insanlığınızdan utanın diyebildim. Bu kadar sakin nasıl kalabildim bilmiyorum. Sanırım babamdan çekindim. Başka zaman olsa kesinlikle itin götüne sokardım küfürler eşliğinde.

İnsanlardan nefret ediyorum.
İnsanların acılarından hastalıklarından eksikliklerinden hemen bir laf yetiştirme hemen bir arkasında menfaat arama huyundan nefret ediyorum. Belki de milletçe çok alıştık sokaklarda elinde sahte raporlarla dolaşıp dilenen insanları görmekten. O yüzdendir belki de bu her şeyi sorgular halimiz ama yemin ederim tiksindim bugün insanlardan. Bu kadar basit mi be abi eşek kadar insan olmuşsunuz bu kadar basit mi hemen insanları damgalamak? Böyle insanlarla aynı havayı solumaktan bile tiksiniyorum bırak aynı ortamda bulunmayı. 
Sözüm bugün o metrobüste o lafları eden insanlara.
İnsanlığınızı nerede kaybettiğiniz bilmiyorum ama o gencin yaşadığı üzüntülerin tonla fazlasını yaşamanızı diliyorum evrenden. Çünkü siz bunu hak ediyorsunuz.