"Şimdi Samsun'da olmak vardı." diye iç geçirdiğim gecenin şu saatinde haziran ayının nasıl bu kadar hızlı geçip gittiğini anlamayanlardanım. İlk defa bir ay bu kadar çabuk geçti. Haziran sanırım ilk defa bu kadar uğursuzdu.
Sana anlatacak tabii ki çok şey var ama şu uğursuz ay tamamen bitsin istiyorum. Sonrasında gelir her zamanki gibi saçmalarım. Ben gelene kadar sen kendine iyi bak.
ps. 27! (:
30 Haziran 2013 Pazar
3 Haziran 2013 Pazartesi
#occupygezi
Selam.
Durumları biliyorsun. Uzun uzun yazmak istemiyorum.
Belki birazcık kafamı toparlayınca gelir başını şişiririm.
4 gündür olanların en az sen de farkındasındır. Daha güzel şeylerin olması dileklerimle.
Bir şeyler düzelene kadar bu blogta direniş var.
Etiketler:
#occupygezi,
direnankara,
direnbesiktas,
direngeziparki,
direnizmir
11 Mayıs 2013 Cumartesi
Özet geç! vol.3
Sanırım ilk defa bu kadar bol fotoğraflı bir yazı yazacağım.
Nbr?
Rüzgar gibi geçen bir nisan ve hemen hemen ortalarına gelmiş olduğumuz bir mayıstan merhaba sana! Televizyonda kimsenin izlemediği pazar programı sunucu gibi bir giriş yapmış oldum ama durum aynen benim içim böyle.
Nisan ortasındaki ani iş değişikliği ile girdiğim adaptasyon ve oryantasyon sonucu nisanın nasıl geçtiği anlamadım.
Mayıs desen İşçi Bayramı ve iş yoğunluğundan ötürü su gibi geçen saatlerin hemen ardından liseden en yakın arkadaşımın kına ve düğün telaşesi arasında koşuşturması sayesinde ayın 11ini de yarıladık.
Olsun lan. Bence süper.
Ayın 17sine, hafızın dönüşüne öyle az kaldı ki heyecandan ayaklarım yere basmıyormuş gibi hissediyorum.
Bak mesela söz konusu onun dönüşü olunca yine kitlendim! YAZAMIYORUM!
Neyse.
Olanları kısa kısa özet geçeyim, günlüğüme not düşeyim.
-----
İneğim, bebeğim Seval'im evlendi!
Seval benim liseden en yakın arkadaşlarımdan. En inek oydu. :) Lise bitti o İstanbul'da okudu ben Tekirdağ'a gittim biz kopmadık. En sevdiğim şeylerden biri -bize daha yakın oturmaya başladıkları andan beri- Sevallere gidip Seval, ablası, kardeşi ve annesiyle birlikte saatlerce oturup geyik yapmak. 3 kardeş ve 1 anne anca bu kadar komik bu kadar hoş sohbet olabilir.
Geçen sene başı gibi Seval "ben evleniyorum!!!." diye mesaj attığında çok da iplememiştim. kdgndkjgndk
Hatun meğerse ciddiymiş!
Kız isteme, söz, nişan, gelin hamamı, kınası, düğünü derken her şey ama her şeyde ben vardım!
Gelinin en yakın kız arkadaşı makamını ilk defa doldurdum!
Her etkinlikte "panpa yol yakından vazgeçebilirsin masrafları dert etme." dedim, dinletemedim!
lgfdnlkngdkfgnd
Şaka bir yana bir yastıkta kocasınlar hep mutlu olsunlar inşallah.
Kınada gelen misafirlere klasik kuru yemiş kesesi ve kına vermek adettendir ama bir de gelen kızlara güzelliklerini her zaman görmeleri ve beni hatırlamaları için ayna vermeyi düşünüyorum diyordu dediğini de yaptı. Çok sevimli di mi ? :)
-----
Çekilişlere katıldım gene kazandım! :)
Blogunu severek takip ettiğim ve beğendiği bir çok ürünü ihtiyacım varsa gözüm kapalı gidip aldığım bloggerlardan makyajblogum sitesinin sahibesi Ayşegül Kozmoda'yla birlikte bir çekiliş yapmıştı ve şanslı kişi ben olmuştum. Kendilerine bir kez daha buradan teşekkür ediyorum!
Ayşegül ürünler elime ulaşana kadar benimle sürekli ilgilenmişti.
Kozmoda'da ürünleri o kadar güzel paketleyip göndermişler ki ne kadar teşekkür etsem az.
Genelde bu tarz sponsorlu çekilişlerde -arkadaşların paylaştığı fotoğraflardan görüyorum- gayet korumasız bir şekilde ürünleri kutuya koyup gönderiyorlar. Ama kozmoda sağ olsun hiç öyle yapmamış.
Bu tutumlarından ötürü alışveriş yapacağım siteler arasında girdiler kesinlikle.
Sen de bir bak derim.
Bioblas saç dökülmelerine karşı şampuanı görünce sevdiceğin şansına katılmıştım. Çünkü kendisi bu tarz ürünler kullanıyor. Bu bilgiyi senle paylaştım ya çok mutlusundur eminim. ahahhaah
Bir diğer çekiliş ise bloguna bayıldığım, bloguna gösterdiği özen ve çalışkanlığı ile imremdiğim blog semalarının en gönlü bol en bol çekiliş yapanı Görkem'in çekilişinden kazandığım mini çanta düzenleyici!
Özellikle önümüzdeki dönem için böyle bir şeye çok ihtiyacım vardı. Çünkü havalar ısındıkça bez çanta kullanıyorum ve bez çantanın işine bir sürü şey atınca bir şey lazım olunca çantadan almak eziyete dönüyordu. Görkem'e çok teşekkür ediyorum ve ona bayıldığımı bir kez daha buradan yazıyorum! :)
-----
Çalışma arkadaşımın bebesi oldu.
Bebe çok sevimli de annesini pek sevemedim. Neyse zaten hatun doğum izninde. dskfnkdsfnskjfn
-----
Bu sezon en çok bu diziyi sevdim! GO ON!
Bu konuyu ayrıca bir başlıkta yazabilirdim ama mayıs itibariyle sezon finalini yaptığı için onu da buraya sıkıştırayım dedim.
Bilirsin çok dizi / film izleyebilen bir bünyem yoktur.
Takip ettiğim dizilerin hemen hemen herkesin izlediği diziler.
Tekrar tekrar izleyebildiğim tek dizi ise Friends. Aslında SATC'yi de içine alabiliriz ama yani yok ya Friends onu geçer.
Bu Friends sevgimden mütevellittir ki online dizi izlediğim sitede (online dizi izlemeyi de sevmezdim ama bu sezon resmen bunu huy edindim.) Matthew Perry'yi görünce aha dedim noluyoruz ve Go On'la tanıştım. Sevdim de.
Spoiler vermeyeceğim, izle derim. Çıtır çerez niyetine bence güzel gitti.
Güncel takip ettiğim diziler sezon finali yapınca izleyecek diziler ayarlamam lazım kendime.
Var mı aklında bir şey?
-----
Kozmetik alışverişinde artık kendimi frenliyorum!
Son dönemlerde çok fazla kozmetik alışverişi yapıyordum biliyorsun.
İndirimini bile beklemeden ihtiyacım olmadan aldığım ürünler dağ gibi olmuştu. Bir çoğunu kullanmıyordum da. Gratis ve Watsons Anneler Gününe özel indirim yapmışlar. Gratis'te kozmetikte %50 indirim varken ben sadece rimel aldım. Maybelline'n rimellerini açıkçası beğenmezdim ama Rocket maskara güzelmiş. Düz ışıltısız pembe allık arayışımı The Balm Down Boy'la bitirecekken o tarz allıkların bana çok yakışmadığını görüp çok üzülmüştüm ama Pastel'in bu sınırlı sayıda çıkardığı allık acaip komik bir fiyata düşünce almadan edemedim. Loreal'in yüz temizleyicisini hem çok merak ediyordum hem de günlük kullanmaya uygun peeling etkili bir şeyler arıyordum. Bir çok blogger övünce de alayım dedim. Üzerindeki silikon ped gerçekten işlevsel! Emily'nin göz ve dudak kalemleri acaip iyi 2TL'lik bir şeyden beklenmeyecek performans. Her gördüğümde alıyorum. Rimmel London Kate Moss rujları efsanesinden de bahsetmiim istersen googlersan zibilyon tane anlatan blogger bulursun. Çok iyiler. Bende bir çok rengi var. Koleksiyonuma kattığım son renk ise 104 numara oldu.
Laf kalabalığı oldu ama aldığıma en en en çok sevdiğim, kokladığım anda mest olduğum günlerce aklımdan çıkmayan, benim gibi sadece çiceksi kokular seven ve her kokuya gelemeyen (kullanabildiğim parfümler sadece Gucci Flora ve Avon Little Black Dress ) birini kendine aşık eden ESCADA CHERRY IN THE AIR!
Ykm, Boyner, Debenhams'ta 170-190tl arasında değişen fiyatı var ama ben mizu'dan çok uyguna aldım. Oradaki fiyatının üstüne bir de Avea indirimi eklenince tadından yenmedi.
Ay gidip gelip kokluyorum.
:)
Çok konuştum.
Çok başını şişirdim ama sen beni özlemişsindir benim saçmalamalarımı.
Öperim yavrum.
Şimdiden mutlu pazarlar.
Ayrıca annenin anneler günü kutlu olsun.
^^,
Nbr?
Rüzgar gibi geçen bir nisan ve hemen hemen ortalarına gelmiş olduğumuz bir mayıstan merhaba sana! Televizyonda kimsenin izlemediği pazar programı sunucu gibi bir giriş yapmış oldum ama durum aynen benim içim böyle.
Nisan ortasındaki ani iş değişikliği ile girdiğim adaptasyon ve oryantasyon sonucu nisanın nasıl geçtiği anlamadım.
Mayıs desen İşçi Bayramı ve iş yoğunluğundan ötürü su gibi geçen saatlerin hemen ardından liseden en yakın arkadaşımın kına ve düğün telaşesi arasında koşuşturması sayesinde ayın 11ini de yarıladık.
Olsun lan. Bence süper.
Ayın 17sine, hafızın dönüşüne öyle az kaldı ki heyecandan ayaklarım yere basmıyormuş gibi hissediyorum.
Bak mesela söz konusu onun dönüşü olunca yine kitlendim! YAZAMIYORUM!
Neyse.
Olanları kısa kısa özet geçeyim, günlüğüme not düşeyim.
-----
İneğim, bebeğim Seval'im evlendi!
Seval benim liseden en yakın arkadaşlarımdan. En inek oydu. :) Lise bitti o İstanbul'da okudu ben Tekirdağ'a gittim biz kopmadık. En sevdiğim şeylerden biri -bize daha yakın oturmaya başladıkları andan beri- Sevallere gidip Seval, ablası, kardeşi ve annesiyle birlikte saatlerce oturup geyik yapmak. 3 kardeş ve 1 anne anca bu kadar komik bu kadar hoş sohbet olabilir.
Geçen sene başı gibi Seval "ben evleniyorum!!!." diye mesaj attığında çok da iplememiştim. kdgndkjgndk
Hatun meğerse ciddiymiş!
Kız isteme, söz, nişan, gelin hamamı, kınası, düğünü derken her şey ama her şeyde ben vardım!
Gelinin en yakın kız arkadaşı makamını ilk defa doldurdum!
Her etkinlikte "panpa yol yakından vazgeçebilirsin masrafları dert etme." dedim, dinletemedim!
lgfdnlkngdkfgnd
Şaka bir yana bir yastıkta kocasınlar hep mutlu olsunlar inşallah.
| Kınaya katılan kızlara dağıtılan sevimli ayna! :) |
Kınada gelen misafirlere klasik kuru yemiş kesesi ve kına vermek adettendir ama bir de gelen kızlara güzelliklerini her zaman görmeleri ve beni hatırlamaları için ayna vermeyi düşünüyorum diyordu dediğini de yaptı. Çok sevimli di mi ? :)
-----
Çekilişlere katıldım gene kazandım! :)
Blogunu severek takip ettiğim ve beğendiği bir çok ürünü ihtiyacım varsa gözüm kapalı gidip aldığım bloggerlardan makyajblogum sitesinin sahibesi Ayşegül Kozmoda'yla birlikte bir çekiliş yapmıştı ve şanslı kişi ben olmuştum. Kendilerine bir kez daha buradan teşekkür ediyorum!
Ayşegül ürünler elime ulaşana kadar benimle sürekli ilgilenmişti.
Kozmoda'da ürünleri o kadar güzel paketleyip göndermişler ki ne kadar teşekkür etsem az.
Genelde bu tarz sponsorlu çekilişlerde -arkadaşların paylaştığı fotoğraflardan görüyorum- gayet korumasız bir şekilde ürünleri kutuya koyup gönderiyorlar. Ama kozmoda sağ olsun hiç öyle yapmamış.
Bu tutumlarından ötürü alışveriş yapacağım siteler arasında girdiler kesinlikle.
Sen de bir bak derim.
Bioblas saç dökülmelerine karşı şampuanı görünce sevdiceğin şansına katılmıştım. Çünkü kendisi bu tarz ürünler kullanıyor. Bu bilgiyi senle paylaştım ya çok mutlusundur eminim. ahahhaah
Bir diğer çekiliş ise bloguna bayıldığım, bloguna gösterdiği özen ve çalışkanlığı ile imremdiğim blog semalarının en gönlü bol en bol çekiliş yapanı Görkem'in çekilişinden kazandığım mini çanta düzenleyici!
Özellikle önümüzdeki dönem için böyle bir şeye çok ihtiyacım vardı. Çünkü havalar ısındıkça bez çanta kullanıyorum ve bez çantanın işine bir sürü şey atınca bir şey lazım olunca çantadan almak eziyete dönüyordu. Görkem'e çok teşekkür ediyorum ve ona bayıldığımı bir kez daha buradan yazıyorum! :)
| Çok sevimli değil de ne! |
Çalışma arkadaşımın bebesi oldu.
Bebe çok sevimli de annesini pek sevemedim. Neyse zaten hatun doğum izninde. dskfnkdsfnskjfn
| Kocaman tonti bebenin gelen misafirlere hedayesiymiş. |
Bu sezon en çok bu diziyi sevdim! GO ON!
Bu konuyu ayrıca bir başlıkta yazabilirdim ama mayıs itibariyle sezon finalini yaptığı için onu da buraya sıkıştırayım dedim.
Bilirsin çok dizi / film izleyebilen bir bünyem yoktur.
Takip ettiğim dizilerin hemen hemen herkesin izlediği diziler.
Tekrar tekrar izleyebildiğim tek dizi ise Friends. Aslında SATC'yi de içine alabiliriz ama yani yok ya Friends onu geçer.
Bu Friends sevgimden mütevellittir ki online dizi izlediğim sitede (online dizi izlemeyi de sevmezdim ama bu sezon resmen bunu huy edindim.) Matthew Perry'yi görünce aha dedim noluyoruz ve Go On'la tanıştım. Sevdim de.
Spoiler vermeyeceğim, izle derim. Çıtır çerez niyetine bence güzel gitti.
Güncel takip ettiğim diziler sezon finali yapınca izleyecek diziler ayarlamam lazım kendime.
Var mı aklında bir şey?
![]() |
| GO ON! (: |
-----
Kozmetik alışverişinde artık kendimi frenliyorum!
| Hepsi çok lazımdı ama! |
İndirimini bile beklemeden ihtiyacım olmadan aldığım ürünler dağ gibi olmuştu. Bir çoğunu kullanmıyordum da. Gratis ve Watsons Anneler Gününe özel indirim yapmışlar. Gratis'te kozmetikte %50 indirim varken ben sadece rimel aldım. Maybelline'n rimellerini açıkçası beğenmezdim ama Rocket maskara güzelmiş. Düz ışıltısız pembe allık arayışımı The Balm Down Boy'la bitirecekken o tarz allıkların bana çok yakışmadığını görüp çok üzülmüştüm ama Pastel'in bu sınırlı sayıda çıkardığı allık acaip komik bir fiyata düşünce almadan edemedim. Loreal'in yüz temizleyicisini hem çok merak ediyordum hem de günlük kullanmaya uygun peeling etkili bir şeyler arıyordum. Bir çok blogger övünce de alayım dedim. Üzerindeki silikon ped gerçekten işlevsel! Emily'nin göz ve dudak kalemleri acaip iyi 2TL'lik bir şeyden beklenmeyecek performans. Her gördüğümde alıyorum. Rimmel London Kate Moss rujları efsanesinden de bahsetmiim istersen googlersan zibilyon tane anlatan blogger bulursun. Çok iyiler. Bende bir çok rengi var. Koleksiyonuma kattığım son renk ise 104 numara oldu.
Laf kalabalığı oldu ama aldığıma en en en çok sevdiğim, kokladığım anda mest olduğum günlerce aklımdan çıkmayan, benim gibi sadece çiceksi kokular seven ve her kokuya gelemeyen (kullanabildiğim parfümler sadece Gucci Flora ve Avon Little Black Dress ) birini kendine aşık eden ESCADA CHERRY IN THE AIR!
Ykm, Boyner, Debenhams'ta 170-190tl arasında değişen fiyatı var ama ben mizu'dan çok uyguna aldım. Oradaki fiyatının üstüne bir de Avea indirimi eklenince tadından yenmedi.
Ay gidip gelip kokluyorum.
:)
Çok konuştum.
Çok başını şişirdim ama sen beni özlemişsindir benim saçmalamalarımı.
Öperim yavrum.
Şimdiden mutlu pazarlar.
Ayrıca annenin anneler günü kutlu olsun.
^^,
21 Nisan 2013 Pazar
İnsanlardan nefret ediyorum.
Nbr?
Aslında sana bunu anlatmak istemiyordum, taslaklarda bekleyen bir sürü yazı var ve üşengeçlikten ve zamansızlıktan erteliyorum.
Ama sana anlatmam lazım.
Üstünden saatler geçti ama aklıma geldikçe sinirleniyorum.
Doldum. Taşıyorum.
Büyüdükçe insanlara, insanlığa karşı ümidimi kaybediyorum.
Bak bugün neler oldu.
En tatlı pazarlar babamın kahvaltısı'yla başlar mottosundan sonra tüm aile hazırlanıp en sevilen akrabalar top 5indeki bir üyeyi ziyaret etmek için yola koyulduk. Beylikdüzü'ne gidiyorduk. Zincirlikuyu durağında bindik ve metrobüste oturabilecek kadar şanslıydık. Bir salon beyfendisi babam her zamanki gibi ayakta kalarak millete yer vermeyi tercih etmişti. Kulağımda kulaklık müziğin sesi kısık bir yandan da annemle geyik yaparken daha birkaç durak gitmiştik ki hemen arka tarafımızdan gelen sesler üzerine ayağa kalkıp arkama baktım ki yerde biri yatıyordu ne oluyor o kim derken otomatik olarak gözlerim babamı aradı, eğilmiş yerde yatanı kaldırmaya çalışanlar arasındaydı o da. Düşen vatandaşın titrediğini gördüm. Epilepsi geçiyor galiba dikkat edin diye bağırırken bir yandan da belki de kan şekeri düşmüştür de bayılmıştır diyerek çantamda sürekli bulundurduğum çikolatalardan arıyordum. Selpaklar ve sular havada uçuşurken o kısacık anda tekli boş koltuğa oturtturdular. Düşmenin etkisiyle dudağında hafif bir kanama vardı. Kanı görünce korktu. Düştüğünden mütevellit çekiniyordu. Hallerinden belliydi. Böyle anlarda ben çok sakin kalamam. Allah'tan ailem yanımdaydı. Birisi "geçmiş olsun neyin var?" diye sorunca genç arkadaş utana sıkıla "epilepsi hastasıyım iş bulamıyorum onu kafaya taktım ondan oldu galiba." diyebildi usulca. Gözleri doldu. O an önüme dönüp koltuğuma oturdum başladım ağlamaya. Çok sevdiğim işimden ayrılıp aylar boyu depresyona girip aylarca iş bulamadığım zamanlarım -geçen yaz- aklıma geldi gözlerimin önüne. Nasıl da iyi anladım onu nasıl da kalbimin üstüne bir öküz oturdu. İnsan olan, onunla aynı şeyleri yaşayan ya da yaşamış olan çok iyi anlardı çünkü. Yardımsever vatandaşlar -babam da dahil.- daha önceki çalıştığı işi sordu, nerede oturduğu, ne işler yapabileceğini falan. Babam ve birkaç kişi de numarasını da aldı. En kısa zamanda döneceklerini elbet bir şey bulacakları konusunda teselli etmeye çalıştılar.
Bu insan benden birkaç yaş anca büyük.
Hala üzüntüsü içimde. Hala içim acıyor. Abartıyorsun diyebilirsin ama ben böyleyim işte fazla reaksiyon gösteriyorum her şeye.
İnsanlar ineceği durağı sordular. Şoför bir yandan ambulans lazımsa hemen ilerleyen duraklardaki güvenlikleri arayabileceğini belirtti. Gerek yok dedi genç. Bayrampaşa durağında inecekmiş. Durağı gelince olayın yaşandığı yerdeki herkes dikkatlice indirdi onu otobüsten.
Ne olduysa aslında tam da o zaman başladı ya.
Fitne fücur insanlar konuşmaya başladı.
"Gençmiş vah vah vah Allah şifasını versin de öyle metrobüste ayılıp bayılıp iş aramalar falan" diyip arkasından Türk halkının enfes cıkcıkcık efektiyle eleştirmeler falan. "Nasıl epilepsi anlamadım titremedi de çok yani" diyen malın teki, "numara olabilir tabi" diyen damgalama meraklısı bir mal daha eklenince olduğum yerde kaldım. Sadece arkamı dönüp insanlığınızdan utanın diyebildim. Bu kadar sakin nasıl kalabildim bilmiyorum. Sanırım babamdan çekindim. Başka zaman olsa kesinlikle itin götüne sokardım küfürler eşliğinde.
İnsanlardan nefret ediyorum.
İnsanların acılarından hastalıklarından eksikliklerinden hemen bir laf yetiştirme hemen bir arkasında menfaat arama huyundan nefret ediyorum. Belki de milletçe çok alıştık sokaklarda elinde sahte raporlarla dolaşıp dilenen insanları görmekten. O yüzdendir belki de bu her şeyi sorgular halimiz ama yemin ederim tiksindim bugün insanlardan. Bu kadar basit mi be abi eşek kadar insan olmuşsunuz bu kadar basit mi hemen insanları damgalamak? Böyle insanlarla aynı havayı solumaktan bile tiksiniyorum bırak aynı ortamda bulunmayı.
Sözüm bugün o metrobüste o lafları eden insanlara.
İnsanlığınızı nerede kaybettiğiniz bilmiyorum ama o gencin yaşadığı üzüntülerin tonla fazlasını yaşamanızı diliyorum evrenden. Çünkü siz bunu hak ediyorsunuz.
5 Nisan 2013 Cuma
Sevgili günlük vol.21 - Bu sene mart nasıl geçti anlamadım, kedilerin hiç sesi çıkmadı.
Nbr?
Makyaj blogları ay sonları "bu ay bitenler" yazısı yazıyor ya ben de bu ay olanlar gibisinden özet mi geçsem acaba sana.
sjmflsdkfnslk
Neden olmasın.
Bu arada başlıkta yerden göğe kadar haklıyım. En azından kendi sokağımda durum böyleydi bu sene.
Normalde her sene ama heeeeer sene istisnasız kedilerin ciyaklamalarından uyuyamaz olurduk biz.
Bu sene pek sakindiler.
Teşekkürlerimi onlara bol bol mama vererek ilettim.
Mart ayı için kısa kısa özet geçmem gerekirse...
Asker yolu gözlüyorum biliyorsun.
Hafızla birbirimize gönderdiğimiz 3binden fazla mail var. Askere gidince iletişim biraz zorlaştı. Günde 1 telefon falan derken mektuplaşmaya başladık. Açıkçası ben hala daha mail yazıyorum. O ara ara fırsatı olursa maillerine bakabiliyor. İlk yazdığım mektubu Ankara'ya yemin törenine gittiğimde elden vermiştim sonraki mektubu da kargoyla göndermiştim.
Oralara kargo ve mektup göndermek biraz sıkıntılı. Kargoyu gönderdiğimde -3gün içinde alınmayan kargolar geri getirir kuralından ötürü- rica minnet kargoyu bekletmelerini istemiştim. Çünkü çarşı olayları belli olmuyordu ilk zamanlar. Bu hafta çarşıya çıkıyorum diyen adam bir anda olan olaylar yüzünden çarşısından olabiliyordu. Neyse Allah'tan benim gönderdiğim kargoyu almıştı. Oy uzattım ya. Ay başında bana gönderdiğimi mektup herhalde kayboldu ya derken 10.günün sonunda elime ulaştı!
Mektubu alıp eve gelen babam suratında muzip bir gülümseme ile "odana bir zarf bıraktım." cümlesiyle odaya koşuşumu görmen lazımdı. dkngffdkjgbdjkfbg
Nasıl tarif etsem bilmiyorum ama okurken yeri geldi zorladım, yer geldi gözlerim doldu, yeri geldi güldüm. 15sayfacık mektubu okumak hiç bu kadar zor olmamıştı.
Sayılı gün çabuk geçer diyorsun ya 40küsür gün hala daha insan zorlanabiliyor.
Neyse.
Sen sen ol asker yolu gözleme.
:(
------
Bu sene tiyatro sezonu açıldığında kendime söz vermiştim her ay kesinlikle 1 oyuna gidecektim.
Hatta en verimli ay ekim ayı olmuştu.
Ocak ayında hiç oyuna gidememiş olmam şubatı da tek oyunla kapatmam yüzünden mart ayında kesinlikle bilet almalıyım diye tutuşup iş güç, sonrasında olaylar olaylar derken aha dedim mart ayı da oyunsuz geçiyor iyi mi diye mızıklanırken Dünya Tiyatrolar Günü'nde kardeşimin oyununa ve hemen 2gün sonra Bahçeşehir Üniversitesi Müzikat Topluluğu'ndan (BÜTM) arkadaşlarımın oyunlarına gitme şansım oldu.
Benden mutlusu yoktu.
Bir de ben şöyle bir durum var güleceksin belki ama kendi okulum olsun olmasın orada en ufak bir eğitim almış olsam da olmasam da okul ortamına girince ciddiyim pamuk gibi oluyor mutluluktan havalara uçuyorum. Hani bir mekan bir insanı anca bu kadar mutlu edebilir.
Oyunlara gelirsek, Soyut Padişah Ferhan Şensoy'un yazdığı güzel bir oyun. Daha önce başka bir tiyatro topluluğundan izlememiştim. Birkaç arkadaştaki eksiklik ve sonları doğru birazcık sıkmasının dışında çok güzeldi.
At ise Gyula Hay'n yazmış olduğu bir oyun. Simgeleştirme üzerine güzel bir oyundu. Bu oyunu da başka tiyatro topluluklarından izlememiştim. Oyuna gidene kadar da hiçbir bilgim yoktu. Kardeşimin geçen seneki oynadığı oyunda o kadar sıkılmıştık ki bu sene de sırf kalbi kırılmasın diye gitmiştim ne yalan söyliim. Ama bu sene gerçekten çok çok çok iyiydi. Gülmekten çektiğim fotoğrafların biraz fazlası bulanık çıkmış o kadar diyeyim sana.
ngkdfdgdbjgbndfgdjkg
Mart ayını da tiyatroyla kapatmış oldum.
Sıradaki oyun 6Nisan'da Yaşar ne yaşar ne yaşamaz olacak. :)
-----
Aslında sana bunu anlatsam mı anlatmasam mı bilmiyorum.
Konuyu çok yüzeysel geçmeye çalışacağım ama senin de fikrini almak istiyorum.
Birkaç ay önce yazdığım bir yazımda bir etkinlikten bahsetmiştim sana. Elimden geldiğince ben de bir şeyler yaptım, doldurdum kutuyu gönderdim. Lakin kargom bana geri geldi. Alıcısı almamış vs. Karşı tarafa attığım maile de cevap alamayınca açıkçası üzüldüm. Odanın bir köşesinde öylece duruyor. Biraz daha beklesem mi karşı tarafı -vakti yoktur, hastadır, işgüç vs'dir diyerek- yoksa içine bir şeyler daha ekleyip burada hiç yapmadığım bir şeyi mi gerçekleştirsem :) Çekiliş gibi.
Ne diyorsun bu duruma?
Tamam belki de çok doygun bir kutu değil onu hazırladığım zamandaki bütçem biraz kısıtlı gibiydi :D
Kendim kullansam olmaz çünkü ürünlerin hepsi benim de severek kullandığım şeyler kendimde zaten var elimdekiler bitene kadar zaten bir köşede bekleyecekler.
Böyle de bir köşede durunca gözüme her iliştiğinde ben üzülüyorum. Neyse.
Fikrini yaz buraya.
Hadi öptüm, iyi geceler!
ps. Biraz daha bu yazıyı ertelersem yayınlamam yalan olacak 10gündür taslaklarda.
Makyaj blogları ay sonları "bu ay bitenler" yazısı yazıyor ya ben de bu ay olanlar gibisinden özet mi geçsem acaba sana.
sjmflsdkfnslk
Neden olmasın.
Bu arada başlıkta yerden göğe kadar haklıyım. En azından kendi sokağımda durum böyleydi bu sene.
Normalde her sene ama heeeeer sene istisnasız kedilerin ciyaklamalarından uyuyamaz olurduk biz.
Bu sene pek sakindiler.
Teşekkürlerimi onlara bol bol mama vererek ilettim.
Mart ayı için kısa kısa özet geçmem gerekirse...
Asker yolu gözlüyorum biliyorsun.
Hafızla birbirimize gönderdiğimiz 3binden fazla mail var. Askere gidince iletişim biraz zorlaştı. Günde 1 telefon falan derken mektuplaşmaya başladık. Açıkçası ben hala daha mail yazıyorum. O ara ara fırsatı olursa maillerine bakabiliyor. İlk yazdığım mektubu Ankara'ya yemin törenine gittiğimde elden vermiştim sonraki mektubu da kargoyla göndermiştim.
Oralara kargo ve mektup göndermek biraz sıkıntılı. Kargoyu gönderdiğimde -3gün içinde alınmayan kargolar geri getirir kuralından ötürü- rica minnet kargoyu bekletmelerini istemiştim. Çünkü çarşı olayları belli olmuyordu ilk zamanlar. Bu hafta çarşıya çıkıyorum diyen adam bir anda olan olaylar yüzünden çarşısından olabiliyordu. Neyse Allah'tan benim gönderdiğim kargoyu almıştı. Oy uzattım ya. Ay başında bana gönderdiğimi mektup herhalde kayboldu ya derken 10.günün sonunda elime ulaştı!
Mektubu alıp eve gelen babam suratında muzip bir gülümseme ile "odana bir zarf bıraktım." cümlesiyle odaya koşuşumu görmen lazımdı. dkngffdkjgbdjkfbg
![]() |
| O kadar pulla kaybolsaydı ayıp olurdu zaten (: |
Sayılı gün çabuk geçer diyorsun ya 40küsür gün hala daha insan zorlanabiliyor.
Neyse.
Sen sen ol asker yolu gözleme.
:(
------
Bu sene tiyatro sezonu açıldığında kendime söz vermiştim her ay kesinlikle 1 oyuna gidecektim.
Hatta en verimli ay ekim ayı olmuştu.
Ocak ayında hiç oyuna gidememiş olmam şubatı da tek oyunla kapatmam yüzünden mart ayında kesinlikle bilet almalıyım diye tutuşup iş güç, sonrasında olaylar olaylar derken aha dedim mart ayı da oyunsuz geçiyor iyi mi diye mızıklanırken Dünya Tiyatrolar Günü'nde kardeşimin oyununa ve hemen 2gün sonra Bahçeşehir Üniversitesi Müzikat Topluluğu'ndan (BÜTM) arkadaşlarımın oyunlarına gitme şansım oldu.
![]() |
| Davetiyeyi ve bileti koymazsak olmaz. |
Benden mutlusu yoktu.
Bir de ben şöyle bir durum var güleceksin belki ama kendi okulum olsun olmasın orada en ufak bir eğitim almış olsam da olmasam da okul ortamına girince ciddiyim pamuk gibi oluyor mutluluktan havalara uçuyorum. Hani bir mekan bir insanı anca bu kadar mutlu edebilir.
Oyunlara gelirsek, Soyut Padişah Ferhan Şensoy'un yazdığı güzel bir oyun. Daha önce başka bir tiyatro topluluğundan izlememiştim. Birkaç arkadaştaki eksiklik ve sonları doğru birazcık sıkmasının dışında çok güzeldi.
At ise Gyula Hay'n yazmış olduğu bir oyun. Simgeleştirme üzerine güzel bir oyundu. Bu oyunu da başka tiyatro topluluklarından izlememiştim. Oyuna gidene kadar da hiçbir bilgim yoktu. Kardeşimin geçen seneki oynadığı oyunda o kadar sıkılmıştık ki bu sene de sırf kalbi kırılmasın diye gitmiştim ne yalan söyliim. Ama bu sene gerçekten çok çok çok iyiydi. Gülmekten çektiğim fotoğrafların biraz fazlası bulanık çıkmış o kadar diyeyim sana.
ngkdfdgdbjgbndfgdjkg
Mart ayını da tiyatroyla kapatmış oldum.
Sıradaki oyun 6Nisan'da Yaşar ne yaşar ne yaşamaz olacak. :)
-----
Aslında sana bunu anlatsam mı anlatmasam mı bilmiyorum.
Konuyu çok yüzeysel geçmeye çalışacağım ama senin de fikrini almak istiyorum.
Birkaç ay önce yazdığım bir yazımda bir etkinlikten bahsetmiştim sana. Elimden geldiğince ben de bir şeyler yaptım, doldurdum kutuyu gönderdim. Lakin kargom bana geri geldi. Alıcısı almamış vs. Karşı tarafa attığım maile de cevap alamayınca açıkçası üzüldüm. Odanın bir köşesinde öylece duruyor. Biraz daha beklesem mi karşı tarafı -vakti yoktur, hastadır, işgüç vs'dir diyerek- yoksa içine bir şeyler daha ekleyip burada hiç yapmadığım bir şeyi mi gerçekleştirsem :) Çekiliş gibi.
Ne diyorsun bu duruma?
Tamam belki de çok doygun bir kutu değil onu hazırladığım zamandaki bütçem biraz kısıtlı gibiydi :D
Kendim kullansam olmaz çünkü ürünlerin hepsi benim de severek kullandığım şeyler kendimde zaten var elimdekiler bitene kadar zaten bir köşede bekleyecekler.
Böyle de bir köşede durunca gözüme her iliştiğinde ben üzülüyorum. Neyse.
Fikrini yaz buraya.
Hadi öptüm, iyi geceler!
ps. Biraz daha bu yazıyı ertelersem yayınlamam yalan olacak 10gündür taslaklarda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




