9 Ocak 2012 Pazartesi

Yılbaşı akşamı neler yaptığı günler geçmiş olmasına rağmen hala daha yazan bloggerlara inat ben de yazayım diyorum ama NAZAR VAR ARKADAŞ NAZAR !!!
ldmfdklgdmnflkgdm

Şaka bir yana öncesinde aileyle yenmiş güzel bir yemek ve hoş sohbet sonrasında Sev'in beni Taksime kaçırması sonrasında sevgilimin gelmesi oradan oraya mekanlara gitmemiz, alkoller, biraz fotoğraflar, gecenin 4ünde köprü trafiğine kalmamız ve o sevmediğim Üsküdar'da yeni yılın ilk sabahına uyanmak. Kısa özet bu.

Her yıla böyle güzel girer miyim her seferinde bu kadar şanslı olur muyum bilmem üzerinden kaç gün geçti ama dileğim hala aynı sevdiğim insanlarla koca bir ömür geçireyim bana yeter.

Öperim efenim.



ps. kiki'deki narlı mojito daha güzeldi be hafız ! (:

29 Aralık 2011 Perşembe

sevgili günlük vol. 11 - oradan buradan ve 2012 dilekleri.

2 gün bekletilen yazıyı taslaklar silip en baştan yazan Sed.


İyi akşamlar efenim.
2011 bitmeden son gelişmeleri yazayım. Tarihe not düşelim.

Rakıya yeni yeni alışan Sed'in ayık halleri.
Salı akşamı Pandamın çalıştığı yer yeni yıl yemeği düzenlemişti. Az ama inanılmaz tatlı insanlarla birlikteydik.
Bu etkinliği pandam bir kaç hafta önce söylediği için aklımda sürekli "ben ne giycem lan?" düşüncesi vardı. Planlamıştım ama bitanecik Sev yemeğe gideceğimi öğrendiğinde yılbaşı hediyemi biraz erkenden verdi. Spor ama bir o kadar güzel kırmızı bir elbise almıştı bana. Övünmeyi sevmem ama benim gibi beyaz hatuna kırmızı çok güzel oluyor ! (Kıskanmayın lan !)
Saç baş makyaj derken hazırdım. Kozmosta buluştuk sevdicekle, Etiler'deki mekana gittik.
Bu arada millete bakıp "oha lan nasıl giyiyor o topukluları?" derken yavaş yavaş ben de alışıyorum lan. Minik topuktan başlayıp cm'yi yükseltiyoruz. Bakalım nereye kadar gidecek. kdfnjgdkfdkmng

Etilerdeki Giritli İdilica'ya gittik.
Gayet güzeldi de yan masadakiler o kadar çoşmasaydı belki daha da güzel olabilirdi.
Neyse.
1dublenin tamamını bitirememiş, sevdiceğe vermiş olsam da birlikte sonunda rakı içebildik !
(:
Mutluyuz huzurluyuz !
Bir de şu fotoğraf çekinmeme kusurumuzdan kurtulursak süper olacak.


-----

İşşsiz günlerine geri dönen Sed.

Geçen hafta pazartesi şu part time home office işimden ayrıldım. Uzun uzadıya neden ayrıldığımı yazarak o günü hatırlamak istemiyorum. Tek diyebileceğim Allah herkesi kompleksli iş arkadaşından korusun.
Zaten sıkılıyordum. Evet beni oyalıyordu ama ayrılmadan önceki son 1 haftadır bana karşı üstümün aldığı tavır ve son gün olanlar tuz biber oldu. Ben de "ben ayrılmak istiyorum." dedim ve telefonu kapattım.
Her ne kadar home office de olsa her hazırladığım raporda oflayıp poflama yaşadığım, her ofise gittiğimde ayaklarımın geri geri gittiği bir işte çalışmaktansa ama ama ama en önemlisi kompleksli bir insanla yüz göz olmaktansa işten ayrılmak yaptığım en düzgün karardı.
Oh ne rahatsız, hemen de işi bırakmışsın zora gelince diyen oldu. Belki oradan bakınca öyle gözükebilir bilmiyorum. Gerçekten paraya ihtiyacım olsa hepsini geç ailemin benim getireceği paraya ihtiyacı olsa belki evet zorla da olsa devam ederdim o işe rahat diye. Ama ne paraya aşırı ihtiyacım var (paraya ihtiyacım yok desem yalan olur her insanın var sonuçta. ) ne de ev geçindiriyorum. O yüzden evet rahatlıkla işi bıraktım. Hem de hiç vicdanım sızlamadı.
Şimdi onlar düşünsün ! kldfngdfngkdfng

İş arıyor musun peki derseniz. Açıkçası ne arıyorum ne aramıyorum. O başlı başına bir post konusu olur ya. (:

-----

Okul hayatına geri dönen Sed.

Bu konuyla ilgili aslında hiç bir şey söylemek istemiyorum.
Haftanın 4 günü dersim var.
Ailemin sözünü dinleyip bu sefer uslu bir kız olup derslerimle sevişiyorum anlayacağınız.

-----

Geçen hafta Sev'le konuşuyoruz.
Bak diyorum 9 ay olacak. O bana diyor ki 3 yıl sonra 9aya çok dediğine şaşıracaksın.
İnşallah dedim.

Sev kişisel gelişim olaylarıyla çok ilgilidir.
Etrafımda bunu bana düzgünce aşılamaya çalışan ender insanlardandır.
-Sürekli kişisel gelişim kitapları okuyup sürekli bundan bahseden insanlardan ve dayatmalarından nefret ediyorum çünkü.-
Kendimize farkında olmadan aşıladığımız olumsuzlukları fark ettik.
Sürekli isteyip de olmayan isteklerimizdeki hataları bulduk.
Ve dedik ki daha fazla olumsuzu çekmek yok.
Senelerdir istediğin dileğinde olmuyorsa demek ki istediğin şeyde bir hata var düzgünce iste.
( SEV İNANIYORUM İSTEDİĞİN Bİ EV OLACAK HEM DE İÇİNDE BİR ERKEKLE ! sfjdklfsnjkfjsnkf )

-----

Bıkmışımdır aralık ayı boyunca "eee yılbaşında ne yapıyorsun?" ve ocak ortasına kadar süren "yılbaşında şunu şunu yaptık." muhabbetlerinden.
Bu yılbaşı da evdeyim.
Geçen sene Aylin'm ve Didemcimle Aylinlerde yeni yıla girmiştik.
Bu sene Sev'le birlikte bizim evde olacağız. Bilmiyorum gecenin ilerleyen saatlerinde bir şey olur mu. (: Ama her türlü biz eğlenebileceğimiz bir şey buluruz diye kendimi avutuyorum.

-----

2011i kısa özet geçen bir yazı yazmak isterdim ama 21 ocak doğum günüm ulan !
Her yeni yaşta yazdığım yazıyla durum raporu yapmak istiyorum bu sefer.

-----

Ve son olarak 2012 dileklerine gelelim.

Uzun uzadıya şunu istiyorum bunu istiyorum diye bir wishlist yapmayacağım.
Üşenmekten ziyade bazı şeylerin olacağı varsa olmuyor sanki o zaman.
Kimi istekler içinde kalmalı. Gerçekleşmesine bir kaç adım yaklaştıktan sonra söylenmeli gibi.
Neyse.

2012den dileklerim belli başlı şeyler aslında.
2011 bir kaç konu dışında o kadar güzel geçti ki bu güzellikler 2012de de devam etsin.
Ailem, sevgilim, canım kuzenlerim, dostum ve bir kaç yakın arkadaşımla hep mutlu, sağlıklı ve huzurlu olalım.
Derslerimle aramı bozmayacak en güzelinden bir iş bulayım.
Kimse kimseyi üzmesin, kimse kimsenin canını sıkmasın.
Bloggerlar bol bol yazı yazsın.
Dünya barışı dfjdkgndjndkmng

Tamam artık daha fazla uzatmıyorum.
2012i sizde eksik olan her neyse onu versin !

Herkese şimdiden iyi seneler !


23 Aralık 2011 Cuma

Blogum 3.yaşını kutluyor ! (:

Merhaba !

3yıl önce sürekli okuduğum blogları daha rahat takip etmek amacıyla açmıştım blogumu.
Pek yazmam ya kimseyle paylaşamam yazdıklarımı hem de kim okusun yazdıklarımı derken çocukluğumdan beri tuttuğum günlüklerimden daha yakın oldu burası.

Hiç bir zaman istediğim düzende, istediğim içerikte yazamadım.
Ama iyi ki de öyle yazamamışım. Çünkü derdim çok kişiye ulaşmak değildi. Diyorum ya burası benim günlüğüm. Çok kişiye ulaşma derdinde olsaydım eminim bu blog sayesinde tanıştığım az ama "öz" insanlara ulaşamazdım. Bulamazdım onları o kalabalıkta.

Özellikle son 1,5 senedir bana getirdiği öyle güzel insanlar var ki blog camiasından.


Uzun uzadıya bir yazı yazmak istemiyorum.
Çünkü asıl söylemek istediğim bir şey var. Bu blogun asıl 1 okuyucusu var. Tüm teşekkürler ona.
Ben blogumun doğum gününü unuttuğum halde kutlayan, son 1 senedir hayatımda olan, her anımda bana destek olan ve son 9aydır hayatımı güzelleştiren adama teşekkürler.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Gün boyu onu özlemek güzel değil.

Hergün pandama bir blog kaydı kadar uzun ve akıcı mail/mektup attığım için burayı git gide unutuyorum. Galiba bir tek ona yazmak istiyorum.

Gün boyu onu özlemek güzel değil.
Sabahın bir vakti ofise gitmek, direktörle tanışmak sonrasında topuklularla metro çıkışı otobüs yakalamak için koşmak güzel değil.
Gün boyu onu özlemek güzel değil.
Eve dönüp 2buçuğa kadar uyuyup sonrasında meleğimle buluşup alışveriş yapmak, dünyanın en minikli ve şirinli Eyfel kuleli kolyesini almak -ki bu 3. kolyem- beğendiğim elbiseyi %50 indirimli almak, Claires'ten 5ürün alıp %50 fiyat ödemek yetmezmiş gibi bir de hediye almak daha da güzel.
Gün boyu onu özlemek güzel değil.
Yaratıcı drama, tiyatro dersine gitmek için 6buçukta yola çıkıp lanet olasıca trafikte kalıp okula 8de varmak güzel değil. Herkesin gruplara ayrılıp doğaçlama çalışıyor olması hiiiiiiç güzel değil.
Gün boyu onu özlemek güzel değil.
Hocaya çaktırmadan stüdyodan çıkıp meleğimle bir kase profiterolü paylaşıp bir yandan da dedikodu yapmak daha güzel.
Gün boyu onu özlemek güzel değil.
Eve gelip biraz dinlenip bir yandan ona mektup -mail- yazıp bir yandan bu postu yazmak güzel.


iyi geceler ^^,



15 Kasım 2011 Salı

sevgili günlük vol.10 kısa kısa.

Hayır blog yazmayı unutmuyorum ama artık yazamıyor muyum yoksa takip ettiğim blogları okumak mı daha güzel geliyor bilemiyorum. Ama kendime kızıyorum tabi ki ulan burası benim günlüğüm yazmayı nasıl ihmal ederim diye.


Mirabaaa !
Kısa kısa bir şeyler karalayayım istedim.

- Ekim ayı benim için çok yorucu geçti. Hem de inanılmaz geçti.
Almanya'daki dayımın ilk çocuğu doğacaktı bu sebeple annemle anneannemin Almanya'ya gelmesini istiyordu. Anneannem ayın 10unda İstanbul'a bize geldi. Bebeğin doğumuna 1 ay vardı ve rahatça işlemleri hallederiz diyorduk ki öğlen saatlerinde dayım aradı : Erken doğum ! Bebek doğmuş ! Oha nasıl ya falan derken 1 saat sonra kendimi Alman Konsolosluğunu ararken buldum. Vize randevusu için istenen evraklar aradım falan. Burada kısacık bir not geçeyim başlı başına bir post konusu olur bu durum aslında ama ben o dönemde o kadar bunaldım ki yazmadım ama gene de Almanya'ya gidicek olan, evrakları konusunda kafası karışan varsa çekinmeden ulaşsın bana. Bir dünya bilgim oldu yavrularım !! Heh neyse konu dağılmasın. Annemin randevusu tamamdı ama anneannemin ikamet ili Sinop olduğu için Almanya Ankara Başkonsolosluğuna gitmesi gerekiyordu. Oha nasıl ya falan derken en işsiz insan ben olduğum için anneannemle Ankara'ya giden ben oldum.
Ah o evrak tamamlama kısmı ! Allah belanızı vermesin sanki Almanya'yı satın almaya gidicek iki kadın, gereksiz bir dünya şey. Neyse ama hepsini bir şekilde halledip vizelerini istedikleri tarihte aldık. Anneannem 3ay kalacak. Annemin vizesi ise Kasım 20sinde bitiyor ve dönüyor. Nasıl mutluyum anlatamama gerek yok sanırım !
Onca hengameyle uğraşırken sinir kat sayım geldi gitti. Neyse geçmiş gitmiş konular.

- Pandam'la 7buçuk ay oldu. 7buçuk güzel ay. Belirtmeden geçmeyelim.

- Pandam'n karşısına geçip kendi hayatımla ilgili verdiğim önemli kararları anlattım. Yapmak istediklerimi. Bu sefer dersimi almıştım ve evet önümde en az 2 yıl vardı ama düzgünce ilerlemek istediğimi ona anlattım. Sarılıp destek olacağını söylemesi kadar güzel bir şey yoktu. Ve sanırım en çok da onun desteğine ihtiyacım olan bir konuydu bu.

- Üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşımla konuşmuştuk. Tekrar öss'ye gireceğinden bahsetmişti. O ara ben de düşünmedim değil. Sonrasında dedim ki bebeğim, saçmalama artık vakit ve nakit meselesi olan bir mevzu bu hem de senin planların bambaşka.

- Cumartesi günü pandamla kitap fuarına gittik. İlk günü gitmek istememin en önemli nedeni frençom ve bitanecik TB'nin imza günü olmasıydı. Nasıl şirinler ama ! Ayrıca sonunda Frenç'le tanışabildiğimiz için pek mutlu olduk. Kitabımı imzaladılar. Sonrasında ise sevdicekle bol bol kitap alışverişi yaptık. Aklıma alamadığım kitaplarda kaldı ama dedim Sed kızım tamam abartma bırak insanlara da kalsın. (:

- Dün akşam uzunca bir zamandır görmediğim bir aile büyüğümüzü kaybettik. Babamın amcasının oğlu. Babam ve o birbirlerini kardeş gibi severlerdir. Vefat haberini alınca babamın o halini görmek beni inanılmaz üzdü. Sonrasında hemen yola çıktı. Sinop'a. Ben de her zamanki gibi sevdiğim biri yolda olduğunda uyuyamadığım için tüm gece ayaktaydım.
Mekanın cennet olsun "dede."

- Bak bundan bahsetmezsem olmaz. Home office bir işe başladım. Part time bir şey ama şu an beni oyalıyor en azından. Ayrıca home office olayını çok yanlış anlamış insanlarız lan ! Hiç de öyle güzel değil. Bir sefer işe ev ortamında adapte olamıyorsun. Raporlara saçma sapan şeyler yazabiliyorsun falan filan. Neyse en azından bir süre idare edebilirim bu şekilde sanırım.

- Aklımda şunu da yazarım bundan da bahsetmeliyim derken buraya gelince hepsini unutmam da ayrı saçmalık be. Neyse ben en iyisi susayım kitaplarıma gömüleyim.
Ha bu arada !
Boş zamanlarında ne yaparsın sorusuna kitap okurum cevabını veren insanların ağzına o an etrafımda ağırlığı kuvvetli olan ne varsa onunla vurucam haberiniz olsun.
2012'ye sayılı günler kalmış siz hala daha kitap okumak için boş saatiniz olsun diye mi bekliyorsunuz ? Nasıl dingilsiniz ya. Bir defolun gidin.

Öperim efenim.