ç. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ç. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2010 Pazartesi

Saat 9

Hayatım boyunca yaptığım saçmalıkların arasında, içimi boşaltmak için açtığım blogu en yakınlarımın öğrenmesini sağlamak ve daha sonrasında yeni bir blog açmamak sanırım. Ve şimdi sabahın bu saatinde bir yenisini ekliyorum ama inanın bir yerlere içimi dökmez isem sanırım ölcem. Kendimi son 10 gündür kötü hissediyordum ama bu sefer ki cidden fazla geldi.

Bu kadar kötü olmamın sebebi 2 tane peşi sıra gördüğüm rüyalar.!

Birincisinde pamuk beyimiz benim yakın bir adlandırabileceğim bir hatunla takılmaya başlıyor. Ama hepimiz şoklardayız yani hiç birimiz o hatundan öyle bi şey beklemeyiz hem benim yakın arkadaşlarımdan hem de hatunu biliyoruz. Neyse efenim bu olay benim kulağıma nasıl gittiyse yanıma meleğimi alıyorum basıp gidiyorum pamuğun evine (evi ?!). Etrafta benim kıyafetlerim var lafta onda unutmuşum hatun kişisi de bunda kalınca bunları giymesine izin vermiş ben nasıl öfkeli. Birlikte uyuduğumuz yatakta (!) uyumalarına ayrı kızıyorum benim kıyafetlerimi giymesine ayrı kızıyorum bağırıyorum ağlıyorum derken pamuk hoop kayboluyor hatun çıkıyor. Weba bildiğin gibi değil anlatayım diyor "ne diyorsun sen yelloz" diyip hatunu saç baş yoluyorum. Sonra pamuk gene ortalığa çıkıyor yakasına yapışıp ağlıyorum falan ama ne ağlama bendeki.

Sonra uyanıyorum. Bakıyorum ki bi tarafım açık değil a.k noluyor diyip bi su içip 5dk sonra uyumaya devam ediyorum.
Kahretsin ki gene rüya. Rüyanın devamımı acaba derken bu sefer ki cidden cidden çok kötüydü. Anlatmak dahi istemiyorum ama şu ara gördüğüm kabuslar arasında top 10listesinin zirvesine oturdu. Annem bana kötü bir rüya gördüysen suya anlat gibisinden bişeyler demişti dün. Öyle yaptım. Ama gel gör içimdeki o his, gözümün önünden o görüntüler çıkmıyor.

Bir eski sevgili klasiği olan, "rüyamda seni gördüm. iyi misin? " yavşaklığını da kendime yakıştıramadım, mesaj atmadım pamuğa. Ya o öyle algılamaz tabi de ne bileyim be hafız. Rahatsız etmek istemedim, hem de... Neyse. Dualarıma dualar ekliyorum son 3 saattir o iyi olsun nolur diye.

Saat 9. Herkese iyi sabahlar...

11 Eylül 2010 Cumartesi

Her şey canımı yakıyor şu 3-4 gündür.
Önce kendime kızıyorum sinirlendiğim zaman gözüm hiçbir şeyi hiç kimseyi görmüyor, söylediğim lafların farkında olmuyorum diye.
Sonrada sana kızıyorum, suçumu kabul edip de düzeltmeme o kadar da izin vermediğin için.
Belirsizliğin can yakışı, bıçak yarasından bile daha fenaymış.
Eskileri düşünüp ağlamak, günler öncesindeki mesajlara bakıp üzülmek...
Gündüzleri kafamı bir şeylere verip hatırlamamaya çabalarken geceleri artık kendimi kaybetmem, canımın uzun zamandan sonra bu kadar yanması.
Seninle yaptığım herşeyi ayrı ayrı özlemem, seninle geçtiğim yerlerden sensiz geçince yaşadığım can acısı.
Düzelicek herşey, çok da iyi olacak diye kendimi telkin etmem.
Kabusun içinde gibiyim, uyanmak için seni bekliyorum.

28 Mayıs 2010 Cuma

Sevgili günlük. vol.5

Evet önemli olan iç güzelliktir lakin hepimizin güzellik anlayışı bambaşka olduğundan dış güzellik de bir yere kadar önemlidir. Saç, baş, makyaj, üst, baş...
enim erkek arkadaşımın saçıyla ilgili bir sorunum var ki komik. Sevgili sevgilim saçını her farklı kestirdiğinde karşıma farklı bir Çağlar çıkıyor. Gülmeyin ben ciddiyim. Bir buçuk senedir bu böyle. Ama bu sefer birlikte olduğumuz süreç içerisindeki en kısa saçıyla karşımda ! Vesikalık çektircem bahanesi sıcaklarda bastırdı ya saçımı kısaltayım düşüncesiyle berbere giden sevdicek o benm çok sevdiğim keçi sakalını da kesip sadece bıyık bırakıp (!) eve geri döner. Akşam telefondaki muhabbet ise şöyledir,

- ya aşkım ben kilolu muyum ?
*evet, sadece göbüşün var ama ben onu seviyorum.
-kilom olsa da beni seversin dimi ?
*hayır sevmem.
- yaaaaaaaaa.
* şaka şaka. iyi de yakın zamanda kilo almadın ki sen ilk tanıştığı zamandan beri göbeğin var.
-tamam aşkım.

Heh işte ben bu tamam aşkım olayına tav oluyorum. Tamammış. Cevabını benden iyi bildiğiniz şeyleri sorup da kendinizi iyi hissedeceğiniz cevaplar duyamayınca trip atmayın lütfen. Ben sizin poh poh periniz değilim ki. Ego pombanız hiç değilim.

Sevgilim de olsa birşeyler benim istediğim gibi olmayınca çemkiriyorum. Doğal hakkım bu benim. Hayır yani ben seviyordum saçlarını onların arasında ellerimi gezdirmeyi. Sakalını kaşımayı falan da seviyorum. 20 senelik evli elini eteğini her zıkkımdan çekmiş adamlar gibi bıyık bırakmak da ne demek ? Evet aşkım o gün diyemedim ama sadece bıyık seni hafif kilolu gösteriyor. Bıyığı kes demiyorum babyface olunca da bikaç yaş küçük gözüküyorsun.

PuCCa'nın dediği gibi, "ben aşıkken insafsızım tatsızım." valla aynen öyleyim !

p.s : PuCCa'dan bahsedip de kitabından bahsetmemek olmaz, lakin onu böyle bir kısacık bir not olarak düşmek değil de uzun bir yazı yazmak istediğimden ötürü kitabı okuyup sindirip yazmak istiyorum.

Herkese iyi hafta sonları !

2 Şubat 2010 Salı

02.02.2008

Tam 2 sene önce bugün, senin kafan başka bir yerde benimkisiyle tam 5 karış havadayken o gün o kafeye ayak üstü uğramamım en iyi sebeplerinden biriydi. O'nun benim için yaptığı en güzel iyilik senle tanıştırmaktı. Kocaman bir 2 sene olmuş kuzucum. Nargileni devirmeye cüret etmiş bu sakar seni kocaman seviyor (: