18 Haziran 2012 Pazartesi

sevgili günlük vol.14 Yazacak çok şey var hangisinden başlasam ?!

Çılgınlar gibi yorgun olduğum halde sabah şekerleri modunda şu yazıyı yazıyorum ya valla süperim. Ama biraz daha ertelersem sanırım bir kaç ay daha bloga yazı girmezdim gibime geliyor.
Bazen kendime çok kızıyorum ya. Beni en çok rahatlatan şey yazı yazmak. Gün boyu aklımda bir dünya şey oluyor şunu da yazarım bunu da yazarım derken eve gelince hooop aklımdan gidiyor. Zaten eve o kadar yorgun geliyorum ki ne sen sor ne ben söylim şekerparem.
Ama evet burayı unutmamak lazım. Günlüğe not düşmek lazım.


-----

Nisan ayı bol eğitimli sonra yeni işe başlamalı ve ağır depresyonlu geçti. Mayısın da ondan pek bir farkı yoktu aslında. Her gün "bugün işi bırakıyorum"la başlayan cümlelerle ofise gittim durdum. Bir gün işimi çok sevdiysem 3 gün nefret ettim. Ben ki "Bankacılık kim ben kim deli miyim ya ? " derken deli olduğumu unutmuşum büyük laf etmişim.
Aslında işle ilgili o kadar çok şeyi buraya yazmak istiyorum ki sonra da boş ver Sed diyorum. İşten birileri okur sonra olaylar olaylar uğraşma.
Ama bak mesela bugün işimi seviyorum.
Yarın için garanti veremem.

-----

Her gün işten ötürü o kadar çok yürüyorum ki 3 kilo verdim a dostlar ! Bir dünya pantolonumu terziye götürdüm darlattırdım. Ama en fenası sahadayım ya az da olsa bronzlaştım ve bu durumu hiç sevmedim. Lanet olsun !

-----

Bunu yazsam mı yazmasam mı bilmiyorum am senden mi saklicam be kuşum ! 2 yıl sonra malum ilacı -isim vermiim.- tekrar kullanmaya başladım. Geçen seferki kötü değilim ama ! iş heyecanım tedirginliğe vurunca kendimi doktorda buldum. Dedim ki bebeğim bu böyle olacak gibi değil ne yapsam ? Konuştuk da konuştuk. Günde tek dozla kafamı rahatlattım. Valla rahatım ama. Her konuya "sikerler yaa amaaan." modundayım. Sonum hayrolsun. lkdfngkjfdgndkjgn

-----

İtiraf : Deli gibi takip ettiğim makyaj blogları var. Resmen her gün baktıklarım var, acaba bugün yeni yazı yazdı mı hatun, diye. Valla sayelerinde bir çok yararlı şey öğrendim. Öpücükler onlara.

-----

Fallarımda sürekli bu yaz yurtdışına çıkacağımı söylüyorlar. Oha diyorum süper süper kesin bu sefer gidiyorum galiba sonra diyorum ki önce kredi kartı borcunu bitir. Sonra dünya turu bile yaparsın Sed.

-----

Milletin annesi kızı çok alışveriş yapıyor diye kızar, bir şey beğendiğinde bırak sonra alırsın der aldırtmaz benim annem de ayrı bir model ! Her şeyi ama her şeyi aldırıyor ! dhgkjddgjkfngdkn
Tabi ki bitmez kredi kartı borcum.

-----

Aslına bakarsak önümüzdeki ay kredi kartı borcum bitecek gibi lan. dfkjgbdkjgndjkngf

-----

Erkek Dedikodusu 2 'yi alıp okumayan kaldı mı şekerler ? 2.günü gittim aldım ulan ve direkt bitti. Kendi kitabım olsa bu kadar çabuk okuyup bitirmezdim. İlki için yazı yazmıştım. Onun içinde yazacağım tabii ki. Az sabır.

-----

Sevgiliyle teyzoş tanıştı. Büyük olay. (:

-----

Babalar gününde babasına son dakika hediye alanlardanım.

-----

Valla bundan sonra yazacaklarımı bir yerlere not alacağım bak bu yazı hiç olmadı biliyorum ama idare ediver be tatlım. Hem bak yaşıyorum ya ondan haberin oldu en azından.


Öpcükler.


24 Nisan 2012 Salı

İnsanın işini sevmemesi ne zulümdür arkadaş.

Her sabah evden çıkarken kendine olumlu şeyler söyle. Ofise git moralini yükselt, tamam bugün oldu olacak de. Sonra müşteriyle karşılaş. O olumsuz bir şey söylediğinde direkt moral yerlerde. Sürekli saate bak dur hadi 5buçuk olsun diye sayıkla. Ona buna mesaj at, whatsapp'tan herkesin başını şişir falan.Biliyorum abartıyorum. 2.haftam işte ama sanki olmayacakmış gibi.


Zaten hep böyle değil midir ? Her şey iyiyse bir yerden falso verirsin. Benim falsom da iş hayatımda. Aman diğerlerine zarar gelmesinde varsın iş hayatı böyle devam etsin.



3 Nisan 2012 Salı

sevgili günlük vol.13 Gecikmiş Mart ayı raporu

Sevgili günlük vol. yazılarımı yazmayı pek sevdiğimi fark ettim.

Eh 3 nisan ama gene de mart raporumu yayınlamak için çok da geç değil galiba.
Her ay sonunda böyle yapsam daha derli toplu olurum sanırım.
Neyse.

Mart ayı bol iş görüşmeli, bol çağrılan görüşmeye gidilmemeli ay oldu !

Ya ne yapayım ! ilana bakıyorum oha diyorum süper tamam başvuruyorum. Adam bir arıyor Gebze'deyiz, Pendik'teyiz ! Abi ilanında belirtsene. Neden hayallerimi yıkıyorsun ?! Sonrasında ben sinir stres bir haldeyken baktırdığım bir falda, "sen 3 yerden peş peşe iş görüşmesine çağıracaksın ama ilk gideceğin yer olacak ve çok yükseleceksin orada. Oraya girmede de güzel burunlu bir arkadaşın yardımcı olacak." dedi. La dedim güzel burunlu arkadaşım kim ?! İşten çok bunu düşündüm. bgfjdkbgjdgd Neyse efendim sonrasında dediği gibi de oldu. Kendisine kısa Error-tic diyeceğimiz arkadaşım bana referans oldu ve şu an bir bankadayım.
İki hafta boyunca eğitimlerim, sınavlarım falan var.
Ulan faldaki gibi olursa ama var ya wuhuuuuu diyorum ve susuyorum.
Bu arada eğitimler için Ümraniye'ye gidiyorum. Sabahın bir vakti kalkmak yeminle zulümmüş. Unutmuşum a dostlar !


Bir kaç sene sonra zıplayan Friends damarım tuttu.

İyi de yapmışım tekrar izleyemeye başlayarak. 9.sezondayım yeminle gıdım gıdım izliyorum. Bir çok bölümü unutmuşum bir çok bölümü izlememişim. Nasıl zevkli. Eski olsa da bir çok diziden daha kaliteli bence. En azından artık sarmayan HIMYM'dan daha çok sardığı kesin.

Asıl olayların başlangıcı aslında ay sonundaydı ama !

Bu yazıda olanlar oldu. 10 gün olacak aklıma geldikçe deli dürtüklemiş gibi gülümsüyorum.

Şanslı bir insanmışım bir kez daha anladım !

Tote bag by witparkin'n ile tanışmam geçen yaz olmuş. Çok süper bez çantalar yapıyordu. Gel zaman git zaman çantalara bakıp yaz geldi geçti. Sonrasında bir kaç öncesine kadar havalar azcık bez çantalık kıvama gelse de aklımdaki çantayı yaptırsam bu becerikli arkadaşa derken çat yarışma yaptığını öğrendim ve hemen atladım ! Ve ve ve ben kazandım ! Daha ulaşmadı bana çanta ama sayfaya girerseniz benim olacak enfes bebeği görebilirsiniz ! Tekrardan witparkin'e teşekkürler ! (:

365 gün her gün o !

Vay be dedim. 1 sene. İçimden bir yanımın çok az dediği bir yanımında sanki senelerdir birlikteymişiz hissi verdiği ilişkimde 1 sene.
Özel günleri kutlamaya da özel günlerde hediye almaya da bayılırım !
Ama bu sefer ne kadar zorlandığımı itiraf etmek istiyorum.
Hem özel olsun istiyorum, hem kullanabileceği bir şeyler istiyorum, hem bir türlü karar veremiyorum derken içime sinen 2 tane hediye aldım ve 30 martı bekledim.
Benim dersim, hafızımında iş toplantısı olduğundan 8buçuk gibi buluştuk ve sır gibi sakladığı söylemediği mekana gittik.
Galatasaray Adası. -öhööm. :) -
Sonrasında yemek muhabbet fotoğraflar derken rakı balık eşliğinde 1 senenin güzellikleri konuşuldu.
Gecenin sonunda dünyanın en güzel 2 kolyesi benimdi ama ! Haha. (:
Biri boynumda her an benimle.
:)
Kızlar lütfen nazar değdirmeyin beni sinirlendirmeyin. Öperim.


Bir mart ayı da böyle bitti. Aklımda kalan benim için önemli olan baktığımda şıp diye hatırlayabileceğim şeyleri de günlüğüme not ettiğime göre bir bölüm Friends izleyip sonra da kitap okuyabilirim sanırım.

Öpüldünüz efenim !




29 Mart 2012 Perşembe

Allah sizi kahret(me)sin ilişkiler

İlişkiler konusunda pek de akıl alınacak bir insan değilimdir esasında. Çünkü hayata bakış açım genelde her şeyi makaraya almak, bu durumda nasıl eğlenebilirim mi sorgulamak şeklinde. Bazen çok zor evet. Belki uzaktan bakınca hiç öyle gözükmüyorum ama karşımdaki bana ciddi bir şey anlattığında şebeklik yapmadığım anlar sadece iş ortamında oluyor.
Neyse.
6-7 senelik bir arkadaşım var.
İlişkiler konusunda müzdarip. Hep kariyer hep iş derken ilişkilere resmen kapısını kapatmıştı ki birinden çok hoşlandı.
"Sed senin sevgilin var bilirsin bu işleri bana akıl ver." cümleleri eşliğinde her anlattığı olayda atacağımız adımları hesapladık.
Aslında sevmem ben böyle şeyleri. Ciddiyim. Onun karşısındakini bilmiyorum. Anlattıklarıyla sanki görmediğim bir satrancı oynarmış gibi akıl vermeye çalışıyorum. İşe yarar gibi değil gibiydi.
Sonrasında olanlar oldu benim arkadaş dayanamadı ve hislerini açık açık söyledi çocuğa.
Ben pek emin değildim ama arkadaşımın diğer arkadaşları kıza nasıl bir gaz verdiyse, (bak o da sana bakıyor, bak o da seninle ilgileniyor. vs. ) olmuş işte.
Çocuk da evelemiş gevelemiş okulum yoğun, iş güç, projeler ödevler derken ağzından baklayı çıkarmış. Ben böyle bir şey düşünmüyorum seni sadece arkadaş olarak görüyorum.
Sonrasında bizim arkadaş mutsuz, ilişkilere küsmüş halde.

----

Sosyal medyada çocuğu takip eden arkadaş çocuğun yazdığı bir cümleyi bana söyledi.
Kadınları anlamak zor gibisinden klasik erkek laflarından bir demet.
İnsan birinden hoşlanınca her yaptığı hareketi ona yapıyormuş sanır ya bu da o hesap. Konuştuk arkadaşımla.
Acabalar doluşurken havada dedim ki bebeğim, " Bak bu çocuk bunları ya eski sevgilisine ya da ortamında flörtleştiği hatuna yazıyor. Sana olamaz. Çünkü sen onun anlayamayacağı şeyler yapmadın. Direkt söyledin hislerini. Aldığın cevaptan ötürü de artık konuşmuyorsun sadece merhaba merhaba. O yüzden de kadınları anlamak zor lafı sana olmamalı. Ortaokulda değiliz. "

Belki de sert konuştum ama şimdi tüm bu yazdığım laf salatasını sonuca bağlamak gerekirse ben insanlara gereksiz şişme cıvık cıvık aşk tavsiyeleri veremiyorum. "Bak sana bakıyor, oo sana laf atıyor, bak seninle ilgilenmiş." cümleleriyle insanları boş yere yüreklendirmek... Hele hele ortada bir şey yokken. Çok kızıyorum ben öyle insanlara. Yapmayın abi.
Lisede olurdu böyle.
Kız birisinden hoşlanır. Etrafındaki tüm arkadaşları yukarıda yazdığım cümlelerin aynılarını kıza söyler. Kız kendi kafasında kurar kurar Alican beni seviyor bıdı bıdı diye sonra o ağzına ettiğim Alican başkasıyla çıkar bizim de Safsu öyle üzüldüğüyle kalır.
(Hepinizin başına geldi lan bu hiç inkar etmeyin aq. ! )

Oy neyse. Uzatmadan.
Bir şey olacaksa zaten olur. O sinyali sen alırsın az bekle. Biraz daha bekle. Olmadı mı azcık belli et. Sen belli ettikten sonra karşı taraf sana dönmüyorsa ya maldır anlamıyor ( ki Allah öyle mal bebelerden korusun. ) ya da sana ilgisi yok ki seni kırmamak için ses etmiyor arkadaş olarak takılmaya çalışıyordur.
Okeyto bebişlerim ?

Hepinizi seviyorum lan ama nolur siz cool takılın. En süperi o çünkü.



ps. Bebeğim, bunu okuyacaksın biliyorum ama derdim seni üzmek değil yemin ederim. Ben sadece yazdım. Seni gerçekten çok seviyorum.

26 Mart 2012 Pazartesi

Bu aslında dünün yazısı.

Başlıktan da anlaşılacağı gibi bunu dün yazdım ama buradan paylaşmaya fırsat olmadı, blogspot beni deli etti falan derken bu akşama kaldı.



Bu hafta inanılmaz yoğun, inanılmaz bunaltıcı hele hafta sonu fazla yürümeli fazla yorulmalı geçmişti.



1,5 seneden biraz daha az bir zaman önce sürekli adamın ağzından laf alma derdindeyken. Bak Büyük Ev Ablukada’nın konseri var hafta sonu sen gidicek misin ben gitmeyi düşünüyorumlar havada uçuşurken ve o adamın yani biricik hafızımın sürekli işinden, gücünden, okulundan yoğunluğundan gidememesi benim de “serde erkeklik var diyemem hadi kalk konsere gidelim.” duruşum yüzünden sürekli ertelenen birbirimizi görememe sorunsalı vardı.


Ama Büyük Ev Ablukada özeldi. Güzeldi. Biz birbirimize onlarca mail / mektup yazarken fonda en çok onların şarkıları vardı. Ama en çok bu vardı.


Sonrasında kozmos, olaylar olaylar derken biz olduk. Güzellikler oldu falan.

Sırf Büyük Ev Ablukada aşkına festivale gidildi. Çünkü gitmeye fırsat olmuyordu.Ulan kalkıp insan gidemez mi o çok istenilen akustik Krek konserlerine. Yok işte. Fırsat yok anasını satayımlar havada uçuştu.


Sonrasında bugün Twitterlarda dolanırken evimin dibine Kanyon’a geliyordu adamlar. Hem de akustik. Gitmezsem vurun beni gençler diyip büyük konuştum ve kalktık gittik. He ne oldu The House Cafe’dekiler haklı olarak davetye istedi eee bizde yoktu. İyi dedik camlı kısma giremedik bari gelmişken dışarda duyabildiğimizi duyalım. Olanla yetinelim dedik.


Kahveler içilirken Afordisman Salihins göründü az ilerimizde. O an ben hafızıma ne var sanki burada söyleseniz derken duydu bizi. Gelsenize içeri dedi, davetyemiz yok buradan dinlicez sizi o kadar evimin dibine gelmişsiniz dinlemezsem olmaz dedim. Benim davetlim olun dedi. Suratımın aldığı eblek ifadeyi merak ederken içerdeydik.

Şarkılar söylenirken belki bir çok insanın abartıyorsun ne var dediği şeyler oluyordu ama ben kozmosa inanıyorum.

Bunca zamandan sonra dibime kadar gelmeleri, sonrasında neyse artık diyip kahvelerimizi içerken salihins’in bizi davet etmesi yetmezmiş gibi “evren bozması”nı son dakika çalmaları. Çıkışta yanlarına utana sıkıla gidip ettiğimiz teşekkür, canavar banavarın sevimliliği…

Bilmiyorum. Ama kozmosa inanıyorum işte. Her şeyi planlıyor o. En güzel birinci yıl hediyesi değil mi bu ? Hem de birinci yıla 5 gün varken.

ps. Kıskanmayınız.

(: