Blogunu çok yeni keşfettiğim ama son birkaç gündür birçok yazısını okuduğum blogger arkadaşım Melodram beni mimlemiş.
Mimlerle aram iyi değildir. Onca şeyde mim'lendim, unuttum yapmadım birikti derken saldım gittim.
Uzuuuuuunca bir zaman sonra tekrar bir mim gelince hem de blogumda hiç bahsetmediğim bir konu olunca heh dedim, bunu yazayım.
Blog listemde görmek istediklerimi ve istemediklerim sorulmuş. Aslında o kadar çok ve bir o kadar da Melodram'n düşünceleriyle aynıyım.
Görmek istediklerim : 4 yıldır blogumda yazıyorum, yazmadan öncede takip ettiğim birçok blog vardı. Takip ettiğim onlarda çeşit blog var ama bunları takibe almamdaki en büyük etken yazarının samimi duruşu. Günlük, makyaj blogu, yemek blogu, kitap tanıtımı blogu, DIY projeler yapan bloglar, lifestyle olanlar yani her çeşitten envai blog takip ediyorum ama samimi değilsin takip etmiyorum ya da zamanla samimiyetini kaybettirdiyse üşenmiyorum listemden kaldırıyorum. Ciddiyim.
Bir de görmek istediklerimden bir tanesi de, sık sık güncellenen bloglar. Bayılıyorum onlara! Siz yazın ben okurum, hem de bayıla bayıla.
Görmek istemediklerim : Offf işte bu konuda çenemi hiç açmasam mı aslında? Neyse sıralamaya başlayayım. Full reklam olan bloglardan bıktım açıkçası. Bunu en çok makyaj bloglarında görüyorum bu ara. Bir bülten çıkıyor hepsinde aynı şey! Bilmiyorum bu işten para kazanıyorsunuzdur belki, haklısınızdır ya da haklı olduğunuz yerler vardır ama blog paneline girdiğim x markasının 21654631 tane blogta reklamını görünce gına geliyorum.
Gene aynı şekilde makyaj bloglarındaki firmalardan gelen ürünlerin ballandıra ballandıra anlatılmasından nefret ediyorum ve takibi kaldırıyorum. Dürüst ol canımı ye.
Yorum olarak, "bloguma beklerim." diyip link yazan arkadaşlar.... Ah size ne desem bilmiyorum! Susayım. Ama bi bitiniz bence.
İnanılmaz bir stili olduğunu zanneden ama çarşamba pazarı görüntüsünden çıkamayan arkadaşları da görmek istemiyorum.
Ben en iyisi bu yazıyı keseyim. :) Samimi olun canımızı yiyin bence.
Mimlediklerime gelince! Bu yazıyı okuyup "Sed, bu konuda benim de söyleyeceklerim var ya!" diyen herkes yazının altına yorum bıraksın, bloguna yazınca da ses etsin okuyayım!
Öpcükler efenim! ^^,
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Aralık 2012 Perşembe
16 Eylül 2010 Perşembe
Mim ~~Mektup yazıyoruz.
Sevgili french'ten kaptığım mektup mim'ini gerçekleştireyim dedim.
Mektup yazmayı esasında çok seven biriyim. İlkokul 5'te şehir değiştiren sınf arkadaşım Aslı'mla uzun yıllar mektuplaştık. Sonrasında teknoloji ilerdi mail msn derken unuttuk bu alışkanlığımızı ama ben hala daha özel günlerde ya da içimden geldiğinde sevdiğim insanlara mektup yazma alışkanlığımı kayebetmedim. Neyse lafı uzatmadan mektuba başlayalım.
Mektup bir hafta direnip de en sonunda pazar günü ayrılma kararı aldığımız, pamuğuma.
Sevgili sevgilim. (ben hala ex olduğunu kabul edemiyorum.)
Bunca zamandır birlikte olduğumuzdan dolayı sanırım hala daha ayrıldığımıza inanamıyorum. Ama merak etme ilk günkü kadar ağlamıyorum. Hatta 2 gündür falan hiç ağlamıyorum. Alıştım mı, hayır sadece dediğim gibi ayrıldık gibi gelmiyor.
Bazen öyle bir an geliyor aha aricak mesaj atıcak diyorum elimde telefon dakikalar boyu ekrana bakıyorum. Sonra kafama bi şeyler dank ediyor. Ayrıldınız kızım ne mesajı diyorum. Kendime geliyorum.
Bazen sana kızıyorum, arkadaşken bile benden bir saat boyunca mesaj almadığında meraklanan sen nasıl oluyorda beni merak etmeden durabiliyorsun ?
Kendi hatalarımı, saçmalamalarımı, kendi başarısızlıklarımı üstüne yıkmamın salaklık olduğunu biliyorum. Kendimi toparlayacağıma dair sana söz de verdim. Bu kadar kısa zamanda düzeltmiş olamazsın diyebilirsin belki ama ben kendimdeki olumlu gelişmeyi hissediyorum.
19 ay boyunca öğrettiğin, yaşattığın o kadar çok şey var ki. Ama sabretme özelliğimi kaybettiğimi gördüm. Şimdi ben kendi kendime eskisi gibi sabretmeyi öğrenmeye gidiyorum. Ve biliyorum kendimi tanıyorum bunu tekrar başarabileceğim.
Aslında mektuba başlarken yıllar önce Aslı'ya yaptığım günü gün gün şu oldu bu oldu yazıcaktım ama oturup düşününce günlerdir hayatımda çok da alengirli bi şey olmadığını fark ettim. Sadece dün gece Sev'in doğum günüydü ve günler sonra nefesim kesilene kadar güldüm. O kadar güldükten sonra "hmmmm" diyip kaldım acaba ne yapıyorsun şu an diye sonra kendime dedim ki ne yapıyorsan yap şu an benim gülümsemi istersin her zaman istediğin gibi. Daha bir kocaman gülümsedim o zaman.
Sana verdiğim sözleri tutuyorum ben; gülümsüyorum hep, ağlamıyorum, sinirlenmiyorum, birine kızdığımda tırnaklarımı ellerime batırmıyorum ve daha bir sürü şey.
Bunu okur musun okumaz mısn bilemiyorum pamuğum ama okursan üzülme lütfen üzül diye yazmadım bunları.
Son olarak tüm kalbinle her zaman mutlu olmanı istiyorum.
p.s: Jelibon'um ruh ikizim hadi bakalım sana şutluyorum mimi. (:
Mektup yazmayı esasında çok seven biriyim. İlkokul 5'te şehir değiştiren sınf arkadaşım Aslı'mla uzun yıllar mektuplaştık. Sonrasında teknoloji ilerdi mail msn derken unuttuk bu alışkanlığımızı ama ben hala daha özel günlerde ya da içimden geldiğinde sevdiğim insanlara mektup yazma alışkanlığımı kayebetmedim. Neyse lafı uzatmadan mektuba başlayalım.
Mektup bir hafta direnip de en sonunda pazar günü ayrılma kararı aldığımız, pamuğuma.
Sevgili sevgilim. (ben hala ex olduğunu kabul edemiyorum.)
Bunca zamandır birlikte olduğumuzdan dolayı sanırım hala daha ayrıldığımıza inanamıyorum. Ama merak etme ilk günkü kadar ağlamıyorum. Hatta 2 gündür falan hiç ağlamıyorum. Alıştım mı, hayır sadece dediğim gibi ayrıldık gibi gelmiyor.
Bazen öyle bir an geliyor aha aricak mesaj atıcak diyorum elimde telefon dakikalar boyu ekrana bakıyorum. Sonra kafama bi şeyler dank ediyor. Ayrıldınız kızım ne mesajı diyorum. Kendime geliyorum.
Bazen sana kızıyorum, arkadaşken bile benden bir saat boyunca mesaj almadığında meraklanan sen nasıl oluyorda beni merak etmeden durabiliyorsun ?
Kendi hatalarımı, saçmalamalarımı, kendi başarısızlıklarımı üstüne yıkmamın salaklık olduğunu biliyorum. Kendimi toparlayacağıma dair sana söz de verdim. Bu kadar kısa zamanda düzeltmiş olamazsın diyebilirsin belki ama ben kendimdeki olumlu gelişmeyi hissediyorum.
19 ay boyunca öğrettiğin, yaşattığın o kadar çok şey var ki. Ama sabretme özelliğimi kaybettiğimi gördüm. Şimdi ben kendi kendime eskisi gibi sabretmeyi öğrenmeye gidiyorum. Ve biliyorum kendimi tanıyorum bunu tekrar başarabileceğim.
Aslında mektuba başlarken yıllar önce Aslı'ya yaptığım günü gün gün şu oldu bu oldu yazıcaktım ama oturup düşününce günlerdir hayatımda çok da alengirli bi şey olmadığını fark ettim. Sadece dün gece Sev'in doğum günüydü ve günler sonra nefesim kesilene kadar güldüm. O kadar güldükten sonra "hmmmm" diyip kaldım acaba ne yapıyorsun şu an diye sonra kendime dedim ki ne yapıyorsan yap şu an benim gülümsemi istersin her zaman istediğin gibi. Daha bir kocaman gülümsedim o zaman.
Sana verdiğim sözleri tutuyorum ben; gülümsüyorum hep, ağlamıyorum, sinirlenmiyorum, birine kızdığımda tırnaklarımı ellerime batırmıyorum ve daha bir sürü şey.
Bunu okur musun okumaz mısn bilemiyorum pamuğum ama okursan üzülme lütfen üzül diye yazmadım bunları.
Son olarak tüm kalbinle her zaman mutlu olmanı istiyorum.
p.s: Jelibon'um ruh ikizim hadi bakalım sana şutluyorum mimi. (:
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Mimim Geldi (:
Blogunu deli gibi takip ettiğim Ces beni mimlemiş. (:
Tamam mimde kendi payımda var itiraf ediyorum.
Hangi şehirde yaşıyorsun ?
İsveç, İngiltere ve Fransa arasında dolaşıp duran bir ruhum ve İstanbul semalarında dolaşan bir bedenim var. höhöhö.
Mesleğin ?
Mesleksizim ben be abla. Öğrenciyiz işte.
Blog yazmaya başlama kararını nasıl aldın ?
Deftere kağıtlara karaladığım şeyleri benimde insanlarla paylaşmam gerektiğini duyduğum an blogumu açtım. Fazlasıyla yeniyim ama hala daha bloguma alışamadım diyebilirim.
Ne kadar süredir blog yazıyorsun?
Aralık 2008'den beri.
Blogunu hangi sıklıkla ziyaret edersin?
Bilgisayarım açık olduğu her an bloggera bakarım. Ne olmuş ne bitmiş kim ne yazmış diye. (:
PC açıldığında blogunu açmak kaçıncı sıradaki iştir?
Hmmm. Sıralaması değişse de ilk 5 içerisinde olduğu kesin.
Başka bir blog sayfasında görüp aldığın bir şey ya da gittiğin bir yer oldu mu?
Merak edip aldığım kitaplar oldu. Gitmeye heveslendiğim yerlerde oldu ama gidemedim. Ama hep aklımda şuraya gidicem gidicem diyorum; kısmet. Günün birinde olur umarım. (:
Blogunda hangi konularda yazmak seni mutlu eder?
Kendim hakkımda yazıyorum. Yazarken eğleniyorum. Okuyanlarında hoşuna gidiyordur umarım. Ama insanlara bişeyler önerebilsem daha çok mutlu olabilirim sanırım.Bir ara izlediğim bikaç filmi önerdim gayet hoşuma gitti bu durum. Başka bişiler daha önersem mi diyorum bazen. Bu bir yemek tarifi de olabilir, kitap da olabilir. Ama her seferinde içimde bastıramadığım bi ses ' sedaaa yapma ama insanlar bunu biliyordur boşver. ' diyor ve her seferinde vazgeçiyorum.
Bloglarda gördüğün diğer blog arkadaşlarını eklemekte seni cezbeden ne olur?
Samimiyet. Kasıntı, melankolik, her an isyan eden, herşeye sahip olduğunu söyleyip de mutsuzluğundan gem vuran insanlarında yazılarını sevemiyorum. Çok güzel yazılar yazan insanlar var. Takibe almaya üşendiğim ama sık sık sayfalarına baktığım bir çok insan, bir çok grup var. Eğlenceli şeyleri okumayı seviyorum, birşeyler öneren bir şeyler öğreten şeyleri mesela yani en başta dediğim gibi samimi şeyleri okumaktan ve bunları takip etmekten zevk alıyorum.
Blog aracılığıyla para kazanma fikrine nasıl bakıyorsunuz?
Milyonların takip ettiği bir bloga sahip olsam bu fikre sıcak bakabilirdim ama böyle bişey düşünmüyorum. (:
Blog arkadaşlarınla buluşma, bir araya gelme fikrine ne dersin?
Güzel olabilir belki ama şuan böyle bişey yapıp yapmama konusunda emin değilim.
İsteyen herkesi mimleyebilirim. (:
Tamam mimde kendi payımda var itiraf ediyorum.
Hangi şehirde yaşıyorsun ?
İsveç, İngiltere ve Fransa arasında dolaşıp duran bir ruhum ve İstanbul semalarında dolaşan bir bedenim var. höhöhö.
Mesleğin ?
Mesleksizim ben be abla. Öğrenciyiz işte.
Blog yazmaya başlama kararını nasıl aldın ?
Deftere kağıtlara karaladığım şeyleri benimde insanlarla paylaşmam gerektiğini duyduğum an blogumu açtım. Fazlasıyla yeniyim ama hala daha bloguma alışamadım diyebilirim.
Ne kadar süredir blog yazıyorsun?
Aralık 2008'den beri.
Blogunu hangi sıklıkla ziyaret edersin?
Bilgisayarım açık olduğu her an bloggera bakarım. Ne olmuş ne bitmiş kim ne yazmış diye. (:
PC açıldığında blogunu açmak kaçıncı sıradaki iştir?
Hmmm. Sıralaması değişse de ilk 5 içerisinde olduğu kesin.
Başka bir blog sayfasında görüp aldığın bir şey ya da gittiğin bir yer oldu mu?
Merak edip aldığım kitaplar oldu. Gitmeye heveslendiğim yerlerde oldu ama gidemedim. Ama hep aklımda şuraya gidicem gidicem diyorum; kısmet. Günün birinde olur umarım. (:
Blogunda hangi konularda yazmak seni mutlu eder?
Kendim hakkımda yazıyorum. Yazarken eğleniyorum. Okuyanlarında hoşuna gidiyordur umarım. Ama insanlara bişeyler önerebilsem daha çok mutlu olabilirim sanırım.Bir ara izlediğim bikaç filmi önerdim gayet hoşuma gitti bu durum. Başka bişiler daha önersem mi diyorum bazen. Bu bir yemek tarifi de olabilir, kitap da olabilir. Ama her seferinde içimde bastıramadığım bi ses ' sedaaa yapma ama insanlar bunu biliyordur boşver. ' diyor ve her seferinde vazgeçiyorum.
Bloglarda gördüğün diğer blog arkadaşlarını eklemekte seni cezbeden ne olur?
Samimiyet. Kasıntı, melankolik, her an isyan eden, herşeye sahip olduğunu söyleyip de mutsuzluğundan gem vuran insanlarında yazılarını sevemiyorum. Çok güzel yazılar yazan insanlar var. Takibe almaya üşendiğim ama sık sık sayfalarına baktığım bir çok insan, bir çok grup var. Eğlenceli şeyleri okumayı seviyorum, birşeyler öneren bir şeyler öğreten şeyleri mesela yani en başta dediğim gibi samimi şeyleri okumaktan ve bunları takip etmekten zevk alıyorum.
Blog aracılığıyla para kazanma fikrine nasıl bakıyorsunuz?
Milyonların takip ettiği bir bloga sahip olsam bu fikre sıcak bakabilirdim ama böyle bişey düşünmüyorum. (:
Blog arkadaşlarınla buluşma, bir araya gelme fikrine ne dersin?
Güzel olabilir belki ama şuan böyle bişey yapıp yapmama konusunda emin değilim.
İsteyen herkesi mimleyebilirim. (:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)