Tam bir haftadır öyle yoğunum ki.
Geçen hafta perşembe günü iş ve sosyal güvenlik hukuku finali son sınavımızdı. Finalden çıkıldı, mezuniyet balosuna ve kep törenine katılmayacak arkadaşlarla vedalaşırdı, ağlaşmalar helalleşmeler derken o gün öyle bitti.
Cuma günü pek hareketliydi.
Silivri Klassiss Otelde balomuz vardı. Uyanır uyanmaz saçım başım makyajım diye düşünen bir ben ve sakin olmamı söyleyen prenses prenses vardı.
Son dakika kuaföre gitmekten vazgeçtim. Zira bütün kuaförler dolu ve sadece saçıma düz fön çektirecektim. Çünkü pek sevgili saçlarımda ne topuz ne de maşa duruyordu. İkisi zaten istemiyordum. Herkesin yaptıracağı fix şeylerden ikisi maşa ve topuz. Iyk.
Prenses prenses 2 saat boyunca saçımı düzleştirdi, dur yavrum tamam yeter terledim dedim o dinlemedi.
Sonrasında makyaj. Hafif bir makyajdı aslında ama 2 aya yakındır sadece gözüme kalem çektiğim için gözüme fazla geldi. Ama çok hoştum lan. Valla bak.
Sonrasında otele gidiş yemekler şunlar bunlar eller havaya derken gece 3te geri dönüş. Ayrıntılara gerek yok. Ayrıntılarda aşırı da önemli birşey yok. (herkesin beni çok beğendiği ve Ç'nin neden gelemediği gündem konusuydu.)
Popülerlik zor zanaat be anam. ktfeşodlkgfdlfkdsf
Eve gelmemiz 4ü buldu. Prenses prenses o akşam apartta kalmadığını Tufilerde olduğunu oraya gelmemi söyledi iyi dedim. Kafamı koyar koymaz uyurum diye ben doğru düzgün uyuyamadım. 8de kaldım apartta gittim. Uyurum diye. Ne mümkün. Kaçtı mı benim uykum.
12e doğru prenses prensesin ablası, teyzesinin kızı ve kuaför yengesi geldi. (malum kep töreni var tüm aile gelmişler. Annesi, babası ve teyzeleri çay bahçesindelerdi. )
Prenses o kadar kuaföre gittiği halde saçını beğenmediği için kuaför yengesi saçını düzeltmeye uğraşırken uyumak isteyip de uyuyamayan ben ufaktan hazırlanma derdindeydim. Duşa girmem lazım, olmuyor halim yok. Girersem bayılırım korkusuyla "bugün böyle idare edeceksin kızım weba." dedim. Zira ne saçımda ne de makyajımda bi bozulma vardı. Üzüleyim mi sevineyim mi bilemedim. Saçımın ve makyajımın üstünden geçtikten sonra süperdim.
(egoist oldum, paso kendimi övüyorum ahaha.)
Saat 2de okulun önünden Tekirdağ Namık Kemal Stadyumu'na gidecek olan otobüsler kalkacaktı. Her zaman olduğu gibi geçikenler, yolda yaşanan sorunlar, hocalarımızın "aman çocuklar güneşin altında onca saat beklemesin." diye bizi bir benzin istasyonunun orada beklettikler. Bekledik. 45dk kadr bekledik. Fotograf çekimleri, güneşin altında ayılıp bayılmalar falan derken çok hoş bir şey oldu. Ortaokuldan beri görmediğim arkadaşımı gördüm. Liseden bir arkadaşı bizim okuldan mezun oluyormuş, kep törenine gelmiş. (:
Sonrasında vardık stadyuma. Eeee onca fakülte 11 tane meslek yüksek okulu anca sığdık koca stadyuma. Bütün hocalarımızın bize şık şıkıdım, abiye ve ciddi gitmemiz konusunda ısrarı yüzünden erkeklerde kundura ayakkabılar kızlarda da topuklular sorun yarattı. Lakin öbür fakülteler ve myo'lar hiç de öyle değildi.! Bi bizim okul karalara bürünmüş halde dolaşıyorduk. Ayaklarımın altları su topladı ve bir hafta olmasına rağmen yeni yeni geçiyorlar.
O kalabalıkta ailelerimizi bulmamız ayrı bir trajikomik olay. Hocalarımızın, "kafanızı kaldırmayın, yerinizden kalmayın, kortejde el kol yapmayın." lafları yüzünden tüm maraton yolu boyunca tam yol ileriye bakıp kızlarında cat walk erkeklerinse olabildiğince manken edasında yürüdüğü gözlerden kaçmadı. fjdsljdslfkmdslfmdf Bilemiyorum ne kadar başarılı olduk.
Hayatımda başka hiç bir gün kıçı kırık beyaz plastik bir sandalyeyi hiç bu kadar düşlememiştim. Tüm maraton yolunu o topuklularla yürüyüp ulaşmamız gereken bölüme geçene kadar öldüm öldüm dirildim. Hatta hepimiz öldük öldük dirildik.
Sonrasında kepler atıldı o hengamede aileler bulundu. Orhan prenses prensesin ailesiyle tanışamadı bu yüzden pek mutsuzdu. Annemin gözleri de Ç'yi aramış. Prenses prensesle sonunda ailelerimiz tanıştı. Eh amorti gibi bişey oldu ama iyi de oldu.
Sonrasında ise geri dönüş.
2 gün kaldıktan sonra pazartesi İstanbul'a temelli geliş.
Yol boyu ağlarım demiştim. Olmadı.
10 gün depresyonda olurum demiştim. Olmadı.
Bu durumlardan ötürü memnunum. Ne ağlamak istiyorum, ne de depresyona girmek. İyi kötü okul bitti.
Darısı herkesin başına.
Namık Kemal Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Namık Kemal Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Haziran 2010 Perşembe
kep-balo-bittiş.
16 Mayıs 2010 Pazar
Sevgili günlük vol.3 festival ve şarköy'den sonra.
Geçtiğimiz hafta başlayan Namık Kemal Üniversitesi Bahar Şenliği perşembe günü itibariyle bitmiş bulunmakta. İlk gün djler ikinci gün ise Gece Yolcuları'na gitmek istemeyen biz üçüncü Funda Arar'a gittik. Abartmıyorum hatunun sahnesi süper süper süper ! Hayranlıkla izledim. Fan derecesinde takip etmem Funda Arar'ı ama çarşamba gününden itibaren tüm fikrim değişti. Ve bence hatun yanlış müzik kolundan ilerliyor kanımca, rock ya da jazza o kadar yatkın bir sesi var ki popla kendini harcıyor. Coverları o kadar güzeldi ki. (facebooktan ve youtube koyulan videoları ilerleyen zamanlarda belki koyarım o kadar üşendim ki şimdi. xD )
Funda Arar'dan hemen sonra iki adet "adaş" dj çıktı. 15 dk. dans edip "kopan" insan ziyanları gördükten sonra ortamı koşarcasına terk ettik. (korktuk çünkü.)
Sonrasında gecenin bir vakti Tekirdağ'da kendimizi sahil kenarında bulduk. (Ülkü, orhan, Çağlar'm ve ben. )
Tüm geceyi arabada geçirmeyi planlarken plan değişikliğine gidildi. (daha doğrusu bunu kaptanımız Orhan istedi. )
Arabada uyurken bir de uyanıp kendimizi Şarköy'de bulduk. (Sabahın bir vakti.)
Sabah ezanından sonra motel ve pansiyon sahiplerini uyandırmaya çalışmamız, sonrasında ise yerleşip uyumamız. (Ben uyuyamadım ya o ayrı. )
Denize giricez diye arabayla bi oraya bir buraya gidişimiz. Eriklice, Hoşköy, Gürefte güzergahında dolaşmamız ama halkın bize Şarköy plajlarının daha güzel olduğunu söylemesi. (Ulan Şarköy'dekilerde öbür yerleri övdü ! )
Hoşköy'ün kumsalı olmaması, plajında denizin de tamamen taştan oluşması, ayağımı yarmam. ( minik ama acıyo ) Ayrıca su kötüydü.
Hadi Şarköy'e geri dönelim diyip yola çıkmamız, plaja geldiğimizde rüzgardan oraya buraya savrulmamız. (Çağlar'ım zor tutuyordu beni.)
Yemek yemek için gittiğimiz mekanda birden elektriklerin kesilmesi Şarköy'ün karanlığa gömülmesi akabinde yağmur yağması. (Bardaktan boşalırcasına. )
Şarköy halkının bu sezonda gitmiş turisti sevmemesi, ayan beyan laf atması, sinir bozucu şekilde bakması. (Orayı kötülememe yeterli sebeplerin başında bu geliyor, üzgünüm. )
Akşam motele döndüğümüzdeki muhabbetlerimiz. (Muhabbet ortamında ülkeyi kurtaran bir milletiz vesselam. (: )
Ertesi sabah erkenden kalkıp eşyalarımızı da alıp motelden ayrılmamız. (hava cidden bozuyordu.)
Buna rağmen denize gitmemiz. (Ciddiyim.)
Kimsenin benim üşüdüğüme inanmaması, en sonunda dişlerim birbirine çarpınca aaa bu kız cidden üşüyor tepkisi vermeleri. (Ölüyordum.)
Unutmadan, orada da ayağıma bişey girdi akşam zor çıkardık. minik bi taş parçası. (HÖH )
Hiç yanmayan, bronzlaşmayan ve bununla övünen benim rüzgar "yalamasıyla" yanmam, bronzlaşmam. ( ve bundan hiç hoşlanmamam. )
Sonrasında eve geri dönmemiz. (Tekirdağ.)
Sevdicek ve yakın arkadaşlarla çıkılmış ama kötü hava şartları yüzünden erkenden bitirilmiş bir tatilin kısa özetidir bu sevgili günlük.
Şarköy'e gitme planında olanlara özellikle not, dediklerim konusunda abartmıyorum az bile söyledim. Belki de tam sezonu değildi bilemicem ama ortalıkta kimsecikler yok daha rahat ederiz derken biz tam bir hüsrana uğradık ve açıkcası Şarköy'ü hiç beğenmedik. Ama zevkler ve renkler, bilirsiniz.
Herkese şimdiden iyi haftalar ! ^^,
Funda Arar'dan hemen sonra iki adet "adaş" dj çıktı. 15 dk. dans edip "kopan" insan ziyanları gördükten sonra ortamı koşarcasına terk ettik. (korktuk çünkü.)
Sonrasında gecenin bir vakti Tekirdağ'da kendimizi sahil kenarında bulduk. (Ülkü, orhan, Çağlar'm ve ben. )
Tüm geceyi arabada geçirmeyi planlarken plan değişikliğine gidildi. (daha doğrusu bunu kaptanımız Orhan istedi. )
Arabada uyurken bir de uyanıp kendimizi Şarköy'de bulduk. (Sabahın bir vakti.)
Sabah ezanından sonra motel ve pansiyon sahiplerini uyandırmaya çalışmamız, sonrasında ise yerleşip uyumamız. (Ben uyuyamadım ya o ayrı. )
Denize giricez diye arabayla bi oraya bir buraya gidişimiz. Eriklice, Hoşköy, Gürefte güzergahında dolaşmamız ama halkın bize Şarköy plajlarının daha güzel olduğunu söylemesi. (Ulan Şarköy'dekilerde öbür yerleri övdü ! )
Hoşköy'ün kumsalı olmaması, plajında denizin de tamamen taştan oluşması, ayağımı yarmam. ( minik ama acıyo ) Ayrıca su kötüydü.
Hadi Şarköy'e geri dönelim diyip yola çıkmamız, plaja geldiğimizde rüzgardan oraya buraya savrulmamız. (Çağlar'ım zor tutuyordu beni.)
Yemek yemek için gittiğimiz mekanda birden elektriklerin kesilmesi Şarköy'ün karanlığa gömülmesi akabinde yağmur yağması. (Bardaktan boşalırcasına. )
Şarköy halkının bu sezonda gitmiş turisti sevmemesi, ayan beyan laf atması, sinir bozucu şekilde bakması. (Orayı kötülememe yeterli sebeplerin başında bu geliyor, üzgünüm. )
Akşam motele döndüğümüzdeki muhabbetlerimiz. (Muhabbet ortamında ülkeyi kurtaran bir milletiz vesselam. (: )
Ertesi sabah erkenden kalkıp eşyalarımızı da alıp motelden ayrılmamız. (hava cidden bozuyordu.)
Buna rağmen denize gitmemiz. (Ciddiyim.)
Kimsenin benim üşüdüğüme inanmaması, en sonunda dişlerim birbirine çarpınca aaa bu kız cidden üşüyor tepkisi vermeleri. (Ölüyordum.)
Unutmadan, orada da ayağıma bişey girdi akşam zor çıkardık. minik bi taş parçası. (HÖH )
Hiç yanmayan, bronzlaşmayan ve bununla övünen benim rüzgar "yalamasıyla" yanmam, bronzlaşmam. ( ve bundan hiç hoşlanmamam. )
Sonrasında eve geri dönmemiz. (Tekirdağ.)
Sevdicek ve yakın arkadaşlarla çıkılmış ama kötü hava şartları yüzünden erkenden bitirilmiş bir tatilin kısa özetidir bu sevgili günlük.
Şarköy'e gitme planında olanlara özellikle not, dediklerim konusunda abartmıyorum az bile söyledim. Belki de tam sezonu değildi bilemicem ama ortalıkta kimsecikler yok daha rahat ederiz derken biz tam bir hüsrana uğradık ve açıkcası Şarköy'ü hiç beğenmedik. Ama zevkler ve renkler, bilirsiniz.
Herkese şimdiden iyi haftalar ! ^^,
5 Mayıs 2010 Çarşamba
KarmaKarıŞık.~festivaller başlıyor.
Namık Kemal Üniversitesi Tiyatro Topluluğu'nun bu seneki oyunu Karmakarışık ile seyircilerinin karşısında.
Dün de bizim kampüsümüze uğradılar. (Dünkü internet rezilliğinden dolayı yazıyı anca yazıyorum.)
İngiliz bir başkanın hovardalık yapacakken kaldığı otel odasında bir ceset bulmasıyla başlayan maceralar silsilesi 3 saate yakın tüm izleyicileri kahkahalara tuttu. Salondan çıktığında çenemin ağrıdığını hissettim.
Hovarda başkaBaşkanın yardım istediği ana kuzusu özel kalem müdürü, hovardalık yapmaya kalkıştığı işçi partisinin sekreteri, öldüğü sanılan ama sadece bayılmış olan sekreterin kocasının tutmuş olduğu dedektif, sekreterin eşi, para göz otel sorumlusu, sesiyle bizi geçici sağır bırakan kat sorumlusu, otoriter otel müdürü, başkanın eşi.
Oyun o kadar güzeldi ki bi daha izlemeye değer. Şenlikler esnasında çıkacak olurlarsa en önde yerimi alacağım. (:
Salonda bir sürü fotograf çekildi ama benim elime şu an hiç biri geçmediği için facebook gruplarındaki fotografı almış bulunmaktayım.
Ve sonunda önümüzdeki pazartesi okulumuzun festivalleri başlıyor.
Bu sene "Gece Yolcuları" -pek severim ya kendilerini (!) ve Funda Arar geliyormuş. Eh Funda Arar gene iyi tabi.
Umarım geçen seneki festivali bize mumla aratmazlar.
İkinci gün Ali Atıf Bir hocamız okulumuza söyleşi için geliyomrmuş. Umarm o saatlerde orada olurum da söyleşiyi dinleyebilirim.
Buraya tıklayarak festival programını öğrenebilirsiniz. İyi eğlenceler. ^^
Dün de bizim kampüsümüze uğradılar. (Dünkü internet rezilliğinden dolayı yazıyı anca yazıyorum.)
İngiliz bir başkanın hovardalık yapacakken kaldığı otel odasında bir ceset bulmasıyla başlayan maceralar silsilesi 3 saate yakın tüm izleyicileri kahkahalara tuttu. Salondan çıktığında çenemin ağrıdığını hissettim.
Hovarda başkaBaşkanın yardım istediği ana kuzusu özel kalem müdürü, hovardalık yapmaya kalkıştığı işçi partisinin sekreteri, öldüğü sanılan ama sadece bayılmış olan sekreterin kocasının tutmuş olduğu dedektif, sekreterin eşi, para göz otel sorumlusu, sesiyle bizi geçici sağır bırakan kat sorumlusu, otoriter otel müdürü, başkanın eşi.
Oyun o kadar güzeldi ki bi daha izlemeye değer. Şenlikler esnasında çıkacak olurlarsa en önde yerimi alacağım. (:
Salonda bir sürü fotograf çekildi ama benim elime şu an hiç biri geçmediği için facebook gruplarındaki fotografı almış bulunmaktayım.
Ve sonunda önümüzdeki pazartesi okulumuzun festivalleri başlıyor.
Bu sene "Gece Yolcuları" -pek severim ya kendilerini (!) ve Funda Arar geliyormuş. Eh Funda Arar gene iyi tabi.
Umarım geçen seneki festivali bize mumla aratmazlar.
İkinci gün Ali Atıf Bir hocamız okulumuza söyleşi için geliyomrmuş. Umarm o saatlerde orada olurum da söyleşiyi dinleyebilirim.
Buraya tıklayarak festival programını öğrenebilirsiniz. İyi eğlenceler. ^^
30 Ağustos 2009 Pazar
Okul açılsın.
Ben ki okulunu sevmeyen, Tekirdağ'a gitmek istemeyen ben, okul çabucak açılsın diye günleri sayıyorum. Ne kadar acaip.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)