20 Eylül 2011 Salı

19 Eylül 2011 Pazartesi

Tribün.

Bu akşam 35bin küsurlu stadyumda devre arasında aldı beni bir düşünce.

Lan dedim ben iyi arkadaş olmayı beceremiyorum galiba. Baksana yani yoksa bir insan sana bu mesajı atmaz ki.

Şu hayatta emin olduğum şeyler var sadece. En çok emin olduğum şey ise, tek zararımın kendime olduğu. İstediğim planladığım her şeyi yapabilecek zekam ve gücüm varken kendime kullanmıyorum. Hep bir erteleme hep bir uyuşukluk hali. Alıştım da bu halime artık silkelenmiyorum. Ama etrafımdakiler söz konusu olunca kafamda bir sürü plan program. “onu nasıl mutlu edebilirimle ?” başlıyor ilk cümle. Sonrasında ise satrançtaki gibi sonraki hamleyi değil bir kaç hamle ilerisini düşünmeye çalışırım. Çünkü ben eğer birisi için bir şey yapacaksam bu düzgün olmalı. Ya tam yaparım ya hiç yapmam. Yarım yamalak işleri sevmem.

Ama insanın hayatında tek bir insan yok. En azından benim hayatımda tek bir insan yok. Sorunu olmayan tek bir insan yok desem daha doğru olacak. O yüzden kendimi doğru parçalara bölemiyorum sanırım. Bir kaç kişi ile aynı anda ilgilenemiyorum. Birine odaklanınca diğerlerini unutabiliyorum. O yüzden benden bir psikolog bir psikiyatr olmaz mesela. Birden fazla sorunla ilgilenince cidden beynim uyuşuyor.

Ben kimsenin iyi arkadaşı olmayı beceremiyorum lan.

Yapabileceğim ve yapamayacağım şeylerin ayrımını iyi biliyorum en azından. Bu da bi yeti olmalı.

En büyük hatayı belki de ben yaptım. Bu kadar duyarlı olarak. Belki biraz bencil olmalıydım. Bilmiyorum…