30 Mart 2010 Salı

saat 5

-Sabahın 5i olmuş benim diziydi animeydi damarım tuttu ki sorma gitsin. Ne zaman vize ya da final haftasına sayılı günler kalıyor benim canım bunları aşeriyor. Sorumsuzluk abidesi oldum yeminle dersler konusunda ona şaşırıyorum.

-Planlarımın arasında pazar günkü derbi hakkında yazı yazmak vardı ama hava şartları evden çıkmaya müsait olmayınca ve evde digitürk olmayınca elimde patladı. En ufak şakayı kaldıracak halim zaten kalmadı.

-Şu kontörden kuruşa geçiş olayı var ya fena götümüzde patlayacak. Biz ki değişimlere açık bir toplum değiliz. Bakınız Türk lirasından 6 sıfır atma olayına.

-Kesin bir karar aldım, bu hafta eve gidince laptopu evde bırakıcam. Bu böyle gitmez.

-Son olarak, bir çok kişi biliyordur ama ben de yazayım ; http://bubirsakadegildir.com/ desteklerinizi esirgemeyin.

iyi sabahlar. ^^

23 Mart 2010 Salı

öylesine işte.

karşımdasın işte...
bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
tıkandığım o an,
elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
bir senfoni vardi kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...
köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
bakış açım belli oldu yine.
geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
dağlara çarptım her esişimde.
yollara küfrettim her gidişinde.
demiştim sana hatırlarsan:
"önemli olan ''zamana bırakmak'' değil,
''zamanla bırakmamak''tır.."
şimdi bana, geçen o zamanın
unutulmaz sancısı kalır
gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

Nazım Hikmet Ran.

Bu şiiri okumayalı ne kadar uzun zaman olmuş dedim kendi kendime sonra da bi baktım bloga gelmişim. (:

22 Mart 2010 Pazartesi

20 Mart 2010 Cumartesi

Eyyvah Eyvah.

Sevgilim, kardeşim ve ben hangi filme gitsek ne yapsak derken en önemlisi Alice Harikalar Diyarında'yla ilgili bir alay olumsuz eleştiri işitip okuduktan sonra kardeşimin de isteğiyle Eyyvah Eyvah'a gidelim dedik.
İyi ki de gitmişiz.
Trakyalılara ayrı sempatimin olması -ee bir de Tekirdağ'da okuyorum zaten nasıl olmasın dimi ?- iyice gidilesi kıldı filmi.

İyi ki de gitmişiz. Ata Demirer'in güzel bi iş çıkaracağına emindim ama bu kadar eğlenebileceğimi sanmıyordum. Bilmiyorum belki de Türk sinemasına önyargımdandır bu.

Gülmekten kaçırdığım replikler oldu, 2.kez izlesem yeri var.

Filmin başında Ata Demirer'in söylediği " bu fasulye 7buçuukk liraaaa" şarkısının videosu. (:




Oyunculuklarla ilgili bişeyler demek benim haddime değil ee bi yanda Demet Akbağ bi yanda Ata Demirer. Ama sanki filmin sonu çok "açık" kalmış. Hani 2.si çekilir desek yok sanmıyoruz ama en azından Çanakkale'ye gittikleri sahneleri de görebilirmişiz gibime geliyor. Bir de asıl amaç olan babasını bulmayı son dakika bulmasından ötürü müdür nedir çok sıkıştırırmış bi sahne gibi geldi bana. Ama gene de çok hoş filmdi. (:



-çok namuslu kız bea bi kere bakmıyor.

Evinizin mini boy fil eleştirmeni weba der ki, gidin izleyin izletin bu filmi. Haftasonunuzu şenlendirin. (:

17 Mart 2010 Çarşamba

vize tarihlerinin açıklanması ve hayattan soğumak.

Çarşamba gününün güzelliği yarın akşam evime gidiyor olmam.
Çarşamba gününün kötülüğü vize tarihlerinin açıklanmış olması.
3 hafta var. Şimdiden çalışmam lazım biliyorum. Ama hiç içimden gelmiyor. "yarın başlayacağım," pazartesi başlayacağım." gibi laflarıma ben de inanmıyorum bazen ama içimden bi ses özellikle 2 derse deli gibi çalışmam gerektiğini söylüyor.

-İş ve sosyal güvenlik hukuku
-Dış ticaret işlemleri muhasebesi

İkisi de birbirinden zor.
Hukuk. Neresi zor weba, oku geç zaten sözel demeyin. Tüm okula kök söktürmüş sevgili Salim hocamız bu derse giriyor ve kendisi de sınavlarının ne denli öğrencileri zorladığını bildiği için; "bari bi tek benim dersimden kalın da tek ders sınavına girin yazın." diyor. ah hocam demeyin şöyle zaten içimizde doğru düzgün çalışma isteği yok.

Dış ticaret muhasebesi. Kattiyen zor değil, ama işte muhasebe lafı bile beni sinir ediyor. Ama okulun en iyi, en baba, en en en iyi hocası bu dersi veriyor olsa da insan az da olsa tırsıyor. Hüseyin hoca'm <3

Hocalarla ilgili bi yazı oldu resmen ya.

Saat 5 buçukta başlayacak Ediz hoca maratonuna girmeden önce yavaştan hazırlanmalı ve ders çalışmalıyım sanırım.
Pöf.

14 Mart 2010 Pazar

bir pazar nostancisi.

Tekirdağ'da arkadaşlarımla kaldığım başka bir haftasonu olsa kar yağar, kasırga çıkar. Ben burada tek kalırım güneş açar. Adaletin bu mu dünya ?!
Neyse ki bugün pazar ve yavaştan yavaştan arkadaşlarım geliyor.



Bölük pörçük de olsa hatırlıyorum ! Nostancik oldum lan !

12 Mart 2010 Cuma

içsel haykırışların dışsal pöykürüşü

Kedilerdeki "mart" sendromunu anlıyorum da insanlardaki, mart geldi heyo bahar geldi, olayını hala anlamış değilim.
Bunun sebebi sanırım ilkokulda hani sınıfta en arkadaki kocaman uzun panoya asılan mevsimler ve aylar tablosu. Mart aynı ilkbaharda gören arkadaşlar hala daha bunu böyle sanmakla birlikte her güneşi gördüğünde çoşmaktalar. Oysa ki unutmayalım ki mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır canlarım ciğerlerim. jsfdkjfhdgdfgdlk.

Şu haftanın ne kadar boş ve anlamsız geçtiğini, bunlar yetmezmiş gibi bir de üstüne bu hafta sonu burada olacağımı ve en fanası sevgilimi çok özlediğimi biliyor musunuz ?

Bu aralar çok uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarım benle iletişime geçer oldular. Aradan uzun seneler geçmiş olmasına rağmen herşeyin bu denli güzel olması süper.

Uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımın yanı sıra bir de uzun yıllardır arkadaşım olup bu ara mesafe koyduğum insanlar var. Çelişkilerle doluyum dimi ? (:

Bazen birşeyleri düzeltebileceğimi bildiğimiz halde karşı taraftan bekleriz ya, karşı taraf da aynı şey bizden beklendiğini bildiğimiz halde inatla düzeltmeyiz ya hatalarımızı, sorunlarımızı işte o zaman illet oluyorum.

Başkalarını üzmemek adına "yapmadığım şeyler" beni git gide daha çok üzüyor.

Ve ders çalışmayı her ertelediğim gün kendime daha fazla kızıyorum.



İyi hafta sonları. (:

p.s. Ces, özledim seni.

9 Mart 2010 Salı

the oscar goes to.

Oscar'larda belli olduğuna göre izlenecek filmlerimiz belli oldu demektir. Yuuppi ! (:
Oscarlar için uzun uzadıya, sanat eleştirmeni tadında bir yazı yazmayı ne kadar çok isterdim bilemezsiniz.sldfjdsfjdlş.

8 Mart 2010 Pazartesi

bitmeyen istekler.

Çok istersen olur derdiniz ya hani, ya da zamana bırak zaten olur diye avuturdunuz ya beni gidip gelip. Çok zaman geldi geçti ben hala çok istiyorum ama tek fark var bu sefer benliğimiz ortaya koyuyorum. Hadi artık olacaksa olsun şu çok istediklerim.
Çünkü artık çok sıkıldım beklemekten.
Ertelemekten.

5 Mart 2010 Cuma

05032010

Hafta ortası eve gelmek, haftanın bitmesini istemezken cuma gününün de son demlerine gelmek.


Ne güzel gruptur Devics, ve ne güzel şarkısıdır in your room.









Videosunu bulamadım, ( bildiğim kadarıyla yok zaten.) müzik ekleme zımbırtılarıyla da uğraşmak istemedim o yüzden youtube'da bulduğum bu video iş görür sanırım.



Herkese iyi hafta sonları ^^,

4 Mart 2010 Perşembe

günlük baaabında. (:

Bundan nerden baksam 1 ay önce falandı kuzenim bir arkadaşından THY'nın "kabin amiri" başvurularının başladığını duymuş ve direkt bana söyledi. Ya bilmem ki ben yapamam ki derken kendimi havayollarının sitesinde başvururken buldum. 4 Mart tarihine randevu aldım.
Mülakatı bu kadar ciddiye aldığımı anlamam dün gece saat 10 buçuk sıralarında nöbetçi ezcanelerde saç boyası ararkenki vakitlere denk gelir.
Elimde renk kartelası bu mu bu mu derken,
"bu koyu kahve ne kadar kahve ?! " diye uçubik cümleler kurarken boyayı alıp kuzenime gidip saçımı boyadığımda bu mülakat işi için gözümün ne kadar döndüğünü ve saçlarımdaki pembelerden sadece ufacık bir tutamını saklarken "ulan ya olursa ?" diye düşünüp duruyordum.
Saçlarımı yıkadığımda beklediğimden daha koyu bir kahve hatta siyah olmasından sonra şok olduğum ve banyoda çığlık attığım doğrudur.
Ulan manyak gibi saçımı 5-6 sefer sampuanladım, boya akar diye. ( umutsuz vaka )
Saçımı boyamamdaki asıl amaç saç uçlarımdaki açık kahve ve sarımsıya yakın yerlerdi.
Sabah uyandığımda uyanıp da saçlarımı öyle bulunca " hassiktirrr rüya değilmiş lan ! " diyip kendimi kuaföre attım. Saç, baş, kaş derken saçlarım için bişiler yapabilir mi diye kuaföre sorduğumda 1 ay beklemem gerektiğini söyledi.
Ordan çıktım eve gittim hazırlandım Levent'ten Yeşilköy havaalanına gittim !
3saate yakın süren ve "olumsuz" sonuçlanan mülakatımdan pek bişey bahsetmek istemiyorum. Ama cidden torpilin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış olduk !
( THY'nın hosteslik başvurusuna gidicek olanlar varsa tiyolar verebilirim, bilgilerinize. (: )
Olumsuz sonuçlandığını öğrendikten sonra havaalanında öyle iş imkanları buldum ve başvurdum ki, okulumun bittiği an gelmemi söyleyen yerler buldum. Hani derler ya, Allah bi kapıyı kapattıktan sonra başk bi kapıyı açarmış, valla öyle lan. (:
Okul şu bu var daha önümde. Bugün hiç düşünmeyeceğim şeyler düşündüm eve gelene kadar. Şöyle mi yapsam acaba cidden iyi olur mu bilmem ne derken eve geldim.
Eve geldiğimde babamın ve anneannemin iyi ki olmamış tepkileri annemin de boşver kızım takma diye telkin etmesinden sonra üstümdeki anlam veremediğim yük kalktı ya nasıl mutluyum nasıl mutluyum. (:


baba : Seda senin saçında bişey var çözemiyorum. Aaa boyatmışsın.
ben : baba sakin nolur gözüm zaten alışmadı.
baba : çok güzel olmuş.

Tepkisinden en çk korktuğum insanın böyle demesi.
Seviyorum seni.

Biraz günlük biraz saçmalama modunda yazdım iyi de geldi böyle yazmak. Eskisi gibi günlük mü yazsam.

İyi geceler ^^,